Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, toplum eleştirisi yaptığı köşe yazısında "İtibarlılar itibarsızlaştırılıp saf dışı bırakılıyor. İtibarsızlara itibar kazandırılıyor. Ne oldu bize Allah'ım demekten başka bir şey gelmiyor elimden" dedi.
Kimin neyi neden söylediği, kimin neyi nasıl anladığı bile belli değil! Söylenen en güzel sözlerin içinde dahi gaflet, delalet ve hatta ihanet kokuyor.
Günümüzde en itibarlılar, itibarsızlaştırılarak saf dışı bırakılırken, en itibarsızlara ise Dede Korkut hikayeleriyle itibar kazandırılıyor. Ne oldu bize Allah'ım demekten başka da bir şey gelmiyor elimden!
Bu gidişat, yoksulluk ve ekonomik darboğaz endişesini aştı; Beka ve yok oluş endişesine dönüştü. Bir tarafta ırksal didişme, bir tarafta mezhepsel didişme, bir tarafta ideolojik çekişme derken, emperyalist siyonist kurguların oyuncağı olmuş kültür, ahlak ve inanç asimilasyonu ile, yok oluşa doğru Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkes'i, Gürcü'sü vs. yaklaşık 22 etnik yapı topyekûn hep beraber kaybolup gidiyoruz.
Maalesef bu böyle gitmez!
Fikir bulanıklıklarından ve kör dövüşünden kurtulmanın şart olduğu bir girdaptan geçiyoruz. Artık her yanımız, dört bir yandan dayatılan kirletilmiş, satılmış fikirlerin, safsataların ve yalanların körüklediği alev topu haline gelmiş.
Bu yangını söndürebilmek için öncelikle zihinlerimizdeki bulanıklığı ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bilinçsizce akıtılan bilgi seline dur demek, ancak doğruluğu kanıtlanmış düşünce ve sorgulamalarla mümkün olabilir.
Aydınlanma, kitlelerin kendi gerçeğini bulmasıyla başlar. Toplumun sosyo-kültürel dokusunu yeniden inşa etmemiz gerekiyor. Bu, halkın her bir bireyine doğru bilgiye ulaşma, düşünerek hareket etme ve sorgulama kapasitesini kazandırmakla mümkün olabilir. Eğitim, bu noktada kritik bir eylem alanıdır ve çeşitli kışkırtmalara karşı da, sağlam bir kalkandır.
Neticede, bu kör dövüşünde yalnızca kendi irademiz ve hak merkezli yasalarla net bir yola girebiliriz.
Bu kaostan uyanarak, yolumuzu bulmalı ve toplumsal bir bilinçle hareket etmeliyiz. Bir arada durmanın, kardeşliğin ve ortak bir gelecek hayalinin gerçeğe dönüşmesi ancak bu şekilde mümkün olacaktır. Gerçekten de, yarınlar adına bugün harekete geçme zamanıdır. Çünkü bugünden sonrası yarın, belkide yarın hiç olayacak....









































