Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, ülkede yaşanan enflasyonun gerçek durumunu evlerdeki mutfakların ve pazardaki filelerin gösterdiğine dikkati çektiği köşe yazısında, TÜİK'in enflasyonu 'pinpon topu ucuzladı' gerekçesiyle düşük gösterdiğini yazdı.
Temel Armutçu, köşe yazısında tarım ve gıda da fiyatların arttığını ifade ederek, "Limanlar ithal gemilerine, şehirler zincir marketlere mahkum kalıyor" dedi.
Boş Rafların Sesini Duyan Var mı?
Mutfakta ne varsa ülkenin gerçeği odur! Bugün o raflar karanlık ve derin bir sessizlik içinde!
Süt litrede 30-35 lira, peynir kilo bazında üç haneli rakamlara dayanmış, mevsiminde kiraz bile 700-800 liraya satılıyor. Kuraklık diyen de var küresel krize sığınan da! Oysa sorunun kalbinde kurak iklim değil, kurak politikalar yatıyor!
Söylemlere değil, saha gerçeğine bakarsak; Tarladan sofraya koskocaman bir uçurum...
Türkiye kendi kendine yeten, yedi ülkeden biriydi! Şimdi ayçiçeği yağı, yem hammaddesi ve buğday için sürekli ithalat kuyruğundayız! Çiftçi mazotu, gübreyi, tohumu döviz cinsinden alıyor! Ürettiği ürünü ise TL’ye satıyor. Ürün para etmeyince üretimden çekiliyor, köyler ıssızlaşıyor. Limanlar ithal gemilerine, şehirler zincir marketlere mahkum kalıyor!
Veriyle oynanan satranç!
TÜİK, enflasyonu 'pinpon topu ucuzladı' gerekçesiyle düşük gösteriyor! Sepetteki kalemlerin ağırlığıyla oynuyor, fiyatı düşen defolu ürünleri referans alıyor!
Sonuç?
Resmi enflasyon düştü diye, toplu sözleşme masasına daha düşük zam rakamları geliyor! İşçi, emekli, memur, dar gelirli mutfakta yüzde 100'lük artışı yaşarken, bordroda yüzde 30’u bile göremiyor! Bu durum ise rakamlarda makyaj, sofraya kepenk demek oluyor!
Yanlışı savunan sistemin, üniversitede akademisyenleri olduğu kadar, ulusal ve yerel medyada 'Altı ay sonra bolluk geliyor' manşeti atan ve buna inanmasada, çıkar endişesiyle yanlışa doğru diyebilecek destek ordusu var! Oysa bunca yanlışı doğru göstermeye çalışan, on binlerce kitleye rağmen her gün pazar filesini dolduramayan milyonlar, gerçek enflasyonun doktorasını yapmaya yaşayarak devam ediyor!
Her neyse bugün ülkemde tıkanan bazı noktaları özetle şöyle sıralayayım!
Girdi enflasyonu: Mazot, gübre, elektrik yüzde 150 artarken, destekleme primi yüzde 25 tutuluyor.
* Satış garantisi yok: Sütte 1 lt süt = 1,5 kg yem paritesi bozuldu; üretici zararda.
* İthalata bağımlı yem ve gübre: Döviz 1 liralık artınca raflarda +5 lira yazıyor.
* Dağıtım tekeli: Tarladan markete 6-7 aracı; üreticide 10 lira, rafta 40 lira.
* Şeffaf olmayan veriler: Gerçek maliyet bilinmeyince planlama yapılamıyor.
Acizane Çözüm ajandamızdan bu sorunlara karşı, 5 maddede 'Yeniden Toprakla Barış' diyoruz.
1. Şeffaf Veri Devrimi
– TÜİK’in fiyat araştırması bağımsız kurul denetimine açılmalı.
– Sivil toplum, sendika ve meslek odalarıyla ortak 'Açık Enflasyon Platformu' kurulmalı.
2. Girdi Maliyeti Reformu
– Tarım KDV’si sıfırlanmalı, mazotta ÖTV kaldırılmalı.
– Milli gübre ve yem hammadde programı: Fosfat, azot, soya yerine yerli alternatif AR-GE’sine bütçe.
3. Stratejik Ürün Fonu
– Buğday, mısır, süt ve kırmızı ette taban fiyat değil, maliyet + yüzde 30 kâr garantili alım;
– TMO, Et ve Süt Kurumu piyasada gerçek dengeleyici olmalı; stok-ihtiyaç verisi günlük yayımlanmalı.
4. Kooperatif Modelinin Yeniden İnşası
– Çiftçi kooperatiflerine faizsiz, iki yıl ödemesiz kredi;
– Lojistik merkez, soğuk zincir, e-ticaret alt yapısı kooperatiflere tahsis.
5. Kırsala Genç Dönüş Teşviki
– Toprak Bankası: Ekilmeyen hazine ve özel arazileri 10 yıllığına genç çiftçiye kirala
– Sosyal güvenlik prim desteği + yüksekokul borç silme paketi ile şehirden köye ters göçü başlat.
Buradan değerli yöneticilerimizi tekrardan uyarıyoruz!
1- Tarım ve hayvancılığı ithalatla yürütmek, yarını ipotek etmektir. Yarın yalnızca masadaki ekmeği değil, ülkenin stratejik bağımsızlığını da kaybetme riskine gebedir.
2- Kurumlar gerçeği gizleyerek değil, gerçeği göstererek çözüm üretir. Hakikatle yüzleşmeyen her sistem, bir gün daha ağır bir faturayla yüzleşir.
Son söz;
Kiraz ağaçta bol, ama pazarda yoksa, sorun iklimde değil yönetimdedir!
Üreticinin, tüketicinin, emeğin aynı anda kaybettiği bu denklem sürdürülemez!
Boş rafların sessizliği, aslında çok gür bir çığlıktır! O çığlığı duyan ve yanlışı savunmayı bırakıp, çözüm üreten bir siyasi irade, ortaya çıkmadıkça mutfakta ocak yanmaz, kazan kaynamaz.
Beyler;
Rakamların değil, sofraların söylediği hakikattir.







































temel bey böyle hakikatleri ve halkın gerçek sorunlarını her daim yazmanız dileği ile.saygılar