Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkooğlu, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeni ile yazdığı köşe yazında Atatürk’ün cephede bile yanından eksik etmediği Çalıkuşu isimli o kitabın hikayesini yazarak, "Feride, Atatürk’ün gözünde artık bir roman kahramanı değil, yeni Türkiye’nin öğretmeni, öncü kadını, aydınlanmanın sessiz askeriydi" dedi.
Çalıkuşu... Bazı romanlar vardır, kapatırsınız, fakat karakterleri kitapta uslu uslu beklemez; kolunuza girer, sizinle yola çıkar.
Atatürk’ün cephede bile yanından eksik etmediği Çalıkuşu da işte böyle ele avuca sığmaz bir kitaptır.
*
1922 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilen romanı ilk kez okuduğunda, Atatürk yalnızca bir hikâyeyi değil; Anadolu’nun bütün karanlığını, yalnızlığını ve umudunu görmüştü.
Birinci Dünya Savaşı öncesinden başlayıp savaş sonrasına uzanan o çalkantılı dönemde, yitirdiği sevginin boşluğunu Anadolu insanına adayan genç bir kadının hikâyesi onu derinden etkilemişti.
Çünkü Feride’nin öyküsünde sadece bir öğretmenin hayatı yoktu; halkın gerçek yaşamı, boş inançların gölgesi, çürümüş eğitim düzeni, aydınların umursamazlığı ve ihmal edilmiş Anadolu vardı. Reşat Nuri’nin keskin gözlem gücü, Atatürk’ün ufkunu genişletmişti.
*
Gündüz cephede savaşırken, gece çadırında işte bu gerçeklerle yüzleşiyordu.
Bir öğretmenin bir ülkenin kaderini değiştirebileceğini en iyi o an anlamıştı.
Ve kitabı kapatıp çevresindekilere dönerek şöyle dedi:
"İhmal edilmiş Anadolu’yu, genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları ne güzel anlatmış... Bitirince İsmet’e vereceğim. Sonra siz de okuyun."
O anda Feride, Atatürk’ün gözünde artık bir roman kahramanı değil;
Yeni Türkiye’nin öğretmeni, öncü kadını, aydınlanmanın sessiz askeriydi.
*
Çadırdaki o geceden yüz yıl geçti.
Savaş meydanlarının top sesleri sustu,
çadırların yerini beton binalar ve soğuk floresan ışıkları aldı…
Ama sınıfların kapısını açanların yükü hiç hafiflemedi.
Feride’nin yürüdüğü o yollar bugün başka ayaklarla devam ediyor;
başka çocuklara, başka umutlara, başka karanlıklara…
Artık cephe yok ama öğretmenin mücadelesi hâlâ memleket meselesi.
*
Maaş dert, imkân yetersiz, saygı yer yer kayıp…
Bir yanda sınıflarında mucize yaratan öğretmenler,
bir yanda atama beklerken gençliğini takvimlerden silenler…
Ve bir de terörün, şiddetin, cinnetin hedefi olup öğrencilerinin defterlerinde isimleri yarım kalan şehit öğretmenlerimiz…
Düşük maaşa, mülakata, sürgüne, baskıya rağmen sınıfa girdiğinde yüzündeki gülümsemeyi eksiltmeyen;
atanmayı beklerken umudunu kaybetmeyen;
emeklilikte bile geçinemeyen bütün öğretmenlere borçluyuz.
Çünkü bütün bu yükün altında bile öğretmen aynı direnci gösterir:
Yine sınıfa girer;
tahtaya bir kelime yazar;
kimse fark etmese de o kelime, bir ülkenin geleceğine atılan küçük bir imzadır.
*
Çalıkuşu’ndan bugüne değişmeyen tek bir gerçek var:
Aydınlık hâlâ öğretmenin omuzunda duruyor.
Öğretmen hâlâ:
– Sessiz bir mum,
– Umutsuz çocuğa uzanan bir el,
– Kırık bir kalbe “olur o” diyen bir nefes,
– Ve bir milletin geleceğini gizlice yazan görünmez mimar…
Atatürk “Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” derken bir cümle söylemedi;
bir ülkenin kaderini öğretmenlerin eline emanet etti.
*
Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığında,
ülkemizin her köşesine umut taşıyan tüm öğretmenlere minnetle…
Bu büyük emeğin bir ucunda emekli öğretmen olan annem,
diğer ucunda mesleğinin başındaki genç bir öğretmen olan canım kızım var.
İkisinin nezdinde tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü yürekten kutluyorum.
İyi ki varsınız.
İyi ki bu ülkenin yolunu aydınlatıyorsunuz.









































Ayperi Hanım..Fevkalade güzel bir yazı olmuş.Okurken gözlerim doldu.Yüreğinize,kaleminize sağlık.LÜTFEN!Böyle toplumun içini ısıtan,nefes aldırıp,huzur veren yazılar kaleme alın..Size çok yakışıyor..İçimiz dışımız siyaset oldu.Millet olarak toplu halde bunalım geçiriyoruz.Işık tutan,milli değerlerimizi hatırlatan yazıya,söyleşiye,kucaklaşmaya çok ihtiyacımız var.????????????????????????????
Güzel bir yazı.
Ne güzel bir yazı ya.... Ağlamaktan içim dışıma çıktı.... Ancak sayın yazar hanımdan bir talebim var.... Biraz da belediyeleri soyup soğana çeviren, haklarında yüzlerce yıl hapisle cezalandırılması için iddianame hazırlananlar hakkında da yazı yazın....