Milli Coşku, Milli Gerçeklik...
Son dönemde ülkemizin gündemini bir süreliğine de olsa ekonomi haberlerinden uzaklaştırmayı başaran herkese teşekkür etmek gerekir.
Zira uzun zamandır emekli maaşlarını, pazar fiyatlarını, kiraları ve geçim sıkıntısını konuşuyorduk.
Neyse ki bir süreliğine bunları unuttuk.
Onun yerine Dünyayı ayağa kaldıracak Türk Milli Takımını konuştuk.
Sonuç ne oldu?
İki rakip karşısında alınan iki mağlubiyetle turnuvaya veda ettik.
Ama yine de hakkını teslim etmek lazım.
En azından doksan dakika boyunca pazar fiyatlarını konuşmak zorunda kalmadık.
Ne de olsa domatesin kilosu değişmedi.
Emekli maaşı değişmedi.
Kira değişmedi.
Fatura değişmedi.
Sadece gündem değişti.
Aslında bazen en büyük başarı, sorunları çözmek değil; bir süreliğine konuşulmasını erteleyebilmektir.
Bu konuda da oldukça başarılı olduğumuzu kabul etmek gerekir.
Ancak maçlar biter.
Tezahüratlar susar.
Manşetler değişir.
Ve insan eve döndüğünde onu yine aynı mutfak karşılar.
Bu nedenle asıl mesele insanların neye heyecanlandığı değil, hangi sorunların çözüldüğüdür.
Çünkü ekonomik sorunlar sloganlarla çözülmez.
Yoksulluk heyecanla ortadan kalkmaz.
İnsanların mutfaktaki hesabı, televizyon ekranlarındaki tartışmalardan etkilenmez.
Ve bazen, aylarca kurulan büyük hikâyelerin gerçeklerle karşılaşması için yalnızca doksan dakika yeterlidir.
Maç bitti.
Tezahüratlar sustu.
Manşetler değişecek.
Ama emeklinin maaşı aynı.
Pazardaki fiyatlar aynı.
Mutfaktaki yangın aynı.
Şimdi merak ediyorum:
Mutfaktaki yangın hâlâ sürerken, sıradaki büyük hikâye ne olacak?









































