Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili yazdığı köşe yazdığı köşe yazısında "23 Nisan ile amaç sadece çocukları eğlendirmek değildi" diyerek Çocuk Bayramı ile verilen asıl mesajı kaleme aldı.
23 Nisan 1920’den 23 Nisan 2026’ya
23 Nisan 1920 Cuma günü, Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde kılınan cuma namazının ardından halk ve mebuslar birlikte Meclis’e doğru yürüdü. Eski İttihat ve Terakki Kulübü’nden dönüştürülen binada Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı.
O Meclis’te farklı görüşlerden insanlar vardı.
Ama hepsi tek bir amaç etrafında birleşmişti:
Milletin iradesini yeniden ayağa kaldırmak ve ülkenin geleceğini birlikte kurmak.
Bir yıl sonra, 1921’de 'Hâkimiyet-i Milliye Bayramı' (Milli Egemenlik Bayramı) olarak kabul edilen 23 Nisan, yeni Türk devletinin ilk milli bayramı olarak tarihe geçti.
Atatürk’ün bu günü çocuklara armağan etmesi, aslında geleceğin kimlere emanet edildiğini gösteren güçlü bir mesajdı.
1922 yılındaki kutlamalardan itibaren çocukların ön plana çıkmasıyla birlikte, çocukların korunması için çalışmalar yürüten Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) de bu sürecin önemli bir parçası haline geldi.
1925’lerden sonra 23 Nisan yalnızca 'Hâkimiyet-i Milliye Bayramı' değil; 'Çocuk Günü' ve 'Çocuk Bayramı' olarak da anılmaya başlandı.
Ancak burada asıl amaç yalnızca çocukları eğlendirmek değildi.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında mesele yalnızca bir bayram oluşturmak da değildi.
Asıl mesele, savaşlardan çıkmış bir toplumun çocuklarını koruyabilmesiydi.
Toplumun çocukların sorunlarıyla ilgilenmesini sağlamak, çocuk sağlığı, yoksulluk, bakım ve eğitim meselelerini ülkenin gündemine taşımak hedefleniyordu.
Özellikle çocuk ölümlerinin azaltılması ve çocukların korunması, genç Cumhuriyet’in en önemli meselelerinden biri olarak görülüyordu.
İlk kapsamlı Çocuk Bayramı kutlamaları 1927 yılında gerçekleştirildi.
1929 yılında ise Mustafa Kemal Paşa ve hükümetin desteğiyle kutlamalar genişletildi ve Çocuk Haftasına dönüştürüldü.
Böylece 23 Nisan, yalnızca bir kutlama günü olmaktan çıkarak; çocukların sorunlarının konuşulduğu, toplumun geleceğinin çocuklar üzerinden düşünüldüğü ve bütün ülkede sahiplenilen bir bayrama dönüştü.
Bu yıl 23 Nisan’ın 106. yılını kutluyoruz.
106 yıl önce milli egemenliği ayağa kaldırmaya çalışan bir millet vardı.
Bugün de o egemenliği koruma tartışmaları sürüyor.
O gün çocukların korunması, sağlıklı büyümesi ve geleceğe hazırlanması konuşuluyordu.
Bugün de çocukların güvenliği, eğitimi, yoksulluğu, geleceği ve umutları konuşuluyor.
Bugün hâlâ yoksulluk nedeniyle eğitimden kopan çocuklar varsa, çocuklar şiddet, ihmal ve eşitsizlik içinde büyüyorsa, demek ki 23 Nisan’ın bize hatırlattığı meseleler tamamen bitmiş değil.
Aradan 106 yıl geçti.
Ama çocukları koruma ve milli egemenliği yaşatma meselesi hâlâ bu toplumun omuzlarında duruyor.
Çünkü bir ülkenin geleceği, çocuklarına verdiği değer kadar güçlüdür.
Belki de bu yüzden 23 Nisan’ın en büyük hatırlatması hâlâ aynı:
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”









































