Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, 'Çocuklarınıza Sahip Çıkın' başlıklı köşe yazısında gençlerin uyuşturucu başta olmak üzere dijital çağın tüm tehlikeleri ile karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, "Uyuşturucu kullanan kişilerin yüzde 85’i aileleriyle birlikte yaşıyor. Yani tehlike dışarıda değil, evin içinde. Bu mesele siyaset değil, evlat meselesi" dedi.
Çocuklarınıza Sahip Çıkın
Z kuşağı...
Dijital çağın içinde doğdular, ama vicdansız bir çağda büyüyorlar.
Biz onlara “umut” dedik, “gelecek” dedik, “değişimin çocukları” dedik.
Ama o çocuklar şimdi bir tehlikenin tam ortasında.
Bir zamanlar tehlike sokak aralarındaydı...
Şimdi evimizin içinde.
Cep telefonlarında, sosyal medyada, çevrim içi sohbetlerde.
Bir “deneyelim” cümlesiyle başlayan merak,
bir ömür süren karanlığa dönüşüyor.
Artık karanlık, kapıdan değil; ekrandan giriyor evlerimize.
Bir bildirim sesiyle başlıyor her şey...
Bir çocuğun hayatı sessizce kararıyor.
Bu karanlık sadece bir metafor değil; rakamlara da yansıyor.
Bugün Türkiye’de binlerce genç,
uyuşturucuya ilk kez 14 yaşından önce dokunuyor.
Kimi okulda, kimi parkta, kimi kendi odasında.
Yalnız, sessiz, çaresiz...
Bütçe Azalıyor, Vicdan Küçülüyor
Oysa 2024 yılı için bağımlılıkla mücadeleye
9 milyar 343 milyon 722 bin lira ayrılmıştı.
Ama harcanan miktar sadece
2 milyar 868 milyon 993 bin lira oldu.
Yani bütçenin yüzde 69’u kâğıt üzerinde kaldı.
Kâğıt üzerinde kalan her lira,
bir çocuğun umudundan eksildi.
Bir ülke, çocuklarını korumak yerine bütçesini kısarsa...
Orada sadece ekonomi değil, vicdan da küçülür.
Ama bütçeden daha önemlisi, toplumun farkındalığıdır.
Çünkü kimi zaman bir annenin fark etmesi,
bir bakanlığın bütçesinden daha güçlü bir adımdır.
Uyuşturucu kullanan kişilerin yüzde 85’i aileleriyle birlikte yaşıyor.
Yani tehlike dışarıda değil, evin içinde.
Kadınlar arasında kullanım oranı erkeklere göre çok daha düşük.
Bu nedenle kadınlara verilecek eğitim desteği,
toplumsal direncin en güçlü kalkanı olabilir.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü projelerde,
kadınlara yönelik farkındalık eğitimlerinin
tüm illerde yaygınlaştırılması,
bağımlılıkla mücadelede ilk somut adım olmalıdır.
Çünkü bir anne fark ederse, bir hayat kurtulur.
Bu Mesele Siyaset Değil, Evlat Meselesi
Bu mesele siyaset değil.
Bu mesele, evlat meselesi.
Bir çocuğun hayatı,
hiçbir ideolojiden, hiçbir bütçeden ucuz değildir.
Burada parti yok, koltuk yok, makam yok.
Burada sadece bir annenin feryadı,
bir babanın çaresizliği var.
“Benim çocuğum yapmaz” demeyelim.
“Her çocuk bizim çocuğumuzdur” diyelim.
Bu anlayışı toplumsal sorumluluk bilinciyle yaygınlaştırmak,
sadece bir temenni değil, bir insanlık görevidir.
Yerel yönetimler, eğitim kurumları ve sivil toplum örgütleri
bu farkındalık eğitimlerini desteklemek üzere
ortak bir çalışma başlatmalıdır.
Uyuşturucuya karşı savaş,
silahla değil; bilinçle, vicdanla ve birlikle kazanılır.
Her okulda, her mahallede, her evde konuşulmalı bu konu.
Görün... Ne Olur Görün
Çocuklarınıza sahip çıkın.
Çünkü geleceği kurtarmak,
önce görmemekle başlayan bu körlüğü durdurmaktan geçiyor.









































Çocuklarınıza Sahip Çıkın (Gabor Mate) diye bir kitap okumuştum. "Bağlanma" diye bir tabir var, belki psikologların konusudur. Benim anladığım; ebeveyn ile çocuk arasında samimi bir bağ olmalı ve bu bağ çocuğu korur. Yoksa çocuk uzaklaşıyor maalesef. Bağın kurulması pratikte nasıl olur? Teorideki gibi olmuyor.
Çocuklarınıza Tutunun(Hold On To Your Kids), kitabın adı bu şekildeymiş.