Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 102. yılı nedeniyle yazdığı köşe yazısında, "Cumhuriyet’e sahip çıkmak, sadece 29 Ekim sabahı bayrak asmakla değil; her sabah adaleti, özgürlüğü, eşitliği ve vicdanı savunmakla mümkündür"
YARIN CUMHURİYETTİR
28 Ekim gecesi Ankara’nın dar sokaklarında hafif bir sis dolaşıyordu.
Şehrin ışıkları, sanki bir sonraki günün müjdesini veriyordu:
“Yarın farklı olacak.”
O akşam yorgun ama umutlu bir şehir vardı.
Cephelerden gelen zafer haberlerinin ardından, şimdi sıra o zaferi bir yönetime dönüştürmeye gelmişti.
Karanlık sokaklarda yanan birkaç gaz lambasının ışığında, kaderini yeniden yazmaya hazırlanan bir milletin ayak sesleri duyuluyordu. Çünkü o gece yalnızca bir rejim değişmedi; ertesi sabah doğacak güneşin adı artık Cumhuriyetti.
Meclis salonunda saatler ilerlemişti. Bir grup milletvekili, koridorlarda sessiz ama kararlı adımlarla yürüyordu. Kapı ağır ağır açıldı. Mustafa Kemal Paşa kürsüye çıktı ve tarihe geçen o sözü söyledi:
“Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.”
Cumhuriyet bir sabah kararı değildir.
Yıllarca süren bir inancın, bir direnişin, bir uyanışın ürünüdür.
Savaş meydanlarında kazanılan zafer, Meclis’te bir kimliğe dönüştü:
Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.
O gece Türk milleti, mukadderatını kendi eline aldı.
Artık kaderin adı Cumhuriyetti.
Bugün bizler, o cümlenin mirasçılarıyız.
Ama miras demek yalnızca sahip çıkmak değil; yeniden üretmek, yaşatmak ve savunmaktır. Cumhuriyet’e sahip çıkmak, sadece 29 Ekim sabahı bayrak asmakla değil; her sabah adaleti, özgürlüğü, eşitliği ve vicdanı savunmakla mümkündür.
Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözü,
bize bırakılmış en büyük emanettir.
Çünkü o “ilelebet” kelimesi sadece zamana değil, vicdanımıza da yazılmıştır.
Bugün;
bir öğretmenin öğrettiği ilk harfte,
bir kadının sandığa uzattığı oy pusulasında,
bir çocuğun gökyüzüne çizdiği ay-yıldızda,
Cumhuriyet hâlâ yaşıyor.
Çünkü o sevda, bu milletin kalbine bir kez işlendi mi, artık silinmez.
Ve her 29 Ekim’de değil — her sabah yeniden hatırlatır kendini.
Bugün bize düşen, geçmişi kutlamaktan çok,
Cumhuriyet’in adalet, eşitlik, özgürlük ve vicdan temellerini
yeniden ve yeniden savunmaktır.
Çünkü Cumhuriyet yalnızca kurulmuş bir devlet değil;
bitmeyen bir yürüyüştür.
Yarın umuttur.
Yarın aydınlıktır.
Yarın Cumhuriyet’tir.
Her karanlığın sonunda yeniden doğan her sabah aslında Cumhuriyet’tir.
Bu milletin Cumhuriyet sevdası bitmez.









































Ankara’nın karanlık sokaklarında başlayan mücadele, bir denklem gibiydi: İnanç Azim − Korku = Cumhuriyet. Her zorluk bir bilinmeyen, her fedakârlık bir katsayıydı; ve bu denklemin tek doğru sonucu, aydınlık bir gelecekti.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yolundan ve devrimlerinin yılmaz bekçisi olan RTE ye destek veriyoruz.... İnadına Erdoğan, inadına AKP, inadına cumhur ittifakı.