Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, 10 Aralık İnsan Hakları günü nedeniyle yazdığı köşe yazısında, 4 Haziran 1989 tarihinde Tiananmen Meydanında tankları, önünde durarak durduran ve dünya tarihine 'Tank Mank' olarak geçen adamın hikayesini yazarak "Bir insan bir tankı durdurabildiyse, biz bugün hangi haksızlıkların önünde durabiliriz?" diye sordu.
Tank Man
Dünya tarihi uzun bir tren gibi geçiyor gözümüzün önünden...
İmparatorluklar yıkılıyor, rejimler değişiyor, teknolojiler çağ atlıyor.
Ama bir soru var ki, bin yıldır aynı yerde duruyor:
“İnsanı gerçekten insan yapan nedir?”
Tarih: 4 Haziran 1989
Yer: Pekin, Tiananmen Meydanı.
Genç bir adam—adı hâlâ bilinmiyor—elinde sadece bir poşet taşıyordu.
Muhtemelen işten ya da marketten dönüyordu.
Tanklar caddeye girdiği anda durdu.
Bir adım attı..
Ve tankın tam önüne geçti.
Tank durdu. Adam kıpırdamadı.
Tank sağa manevra yaptı, adam yine önüne geçti.
Sola döndü, yine önüne geçti.
Silah yok.
Güç yok.
Dayanak yok.
Sadece bir insanın haksızlığa karşı duruşu vardı.
Bir süre sonra tank motorunu kapattı.
Arkasındaki tüm konvoy da onunla birlikte durdu.
Dünya basını o anın fotoğrafını çekti.
Bugün hâlâ 'Tank Man' olarak biliniyor.
Onu bir daha kimse görmedi.
Ama o tek kişinin direnişi tüm dünyaya şunu hatırlattı:
“İnsan hakları, en yalnız anda bile ayağa kalkabilen bir insanla başlar.”
“Beni ezen güce karşı bile kendi onurumu koruyorum.”
Ve tarih bize tekrar tekrar şunu söyler:
“Hiçbir devlet gücü, insanın temel hakları kadar meşru değildir.”
Bu yüzden insan hakları eğitimlerinde “Tank Man “ hâlâ anlatılır.
Çünkü haksızlığa karşı durmak, evrensel bir insan refleksidir.
Bugün 10 Aralık İnsan Hakları Günü.
Sizce...
Bir insan bir tankı durdurabildiyse, biz bugün hangi haksızlıkların önünde durabiliriz?
Belki de mesele tankın gücü değil, insanın durduğu yerdir.









































Yaşasın onurlu insanca yaşamak?