Samsun Kent Haber köşe yazarı Dinçer Soylu, memur ve SGK emeklisine verilen zamları yazdığı köşe yazısında "Memur emeklisine yüzde 15,57, SGK emeklisine yüzde 16,66 oranında zam verildi. Doğalgaza yüzde 27, kiralara yüzde 43,40 zam geldi. Keşke biraz da Allah’tan korksanız" dedi.
Zam Geldi mi, Geldiyse Kime Geldi?
Merhaba dostlar; Temmuz ayı geldi, emeklinin gözü kulağı zam haberindeydi. Ama ne oldu? Dağ fare doğurdu! Memur emeklisine yüzde 15,57, SGK emeklisine yüzde 16,66 oranında bir zam açıklandı.
Peki bu zamlar neye göre belirlendi? Elbette ki TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarına göre. Aylara göre enflasyon oranları şöyleymiş:
• Ocak: yüzde 5,03
• Şubat: yüzde 2,27
• Mart: yüzde 2,46
• Nisan: yüzde 3,00
• Mayıs: yüzde 1,53
• Haziran: yüzde 1,37
Son iki ayda ülkemiz öyle bir rahatlamış ki, neredeyse gıda ve temel ihtiyaç maddelerine zam gelmemiş (!)
Hani derler ya; göz var, izan var. Marketten eli boş dönen vatandaş bu rakamları görünce hangisine inanacağını şaşırıyor.
Ekonomiden sorumlu bakan Sayın Mehmet Şimşek ve TÜİK yetkilileri, maaş artışlarını düşük tutmak için enflasyon verilerini aşağıda göstermeye devam ediyor. Elbette alışılmış bir yöntem bu. Ama sormak isterim:
Bu rakamları açıklarken içiniz rahat mıydı? Eşinize, çocuğunuza bakarken yüzünüz kızarmadı mı? Sanmam! Belki de artık hissizleştiniz.
Açlık sınırının 25.920 TL, yoksulluk sınırının 81.874 TL olduğu bir ülkede, en düşük emekli maaşını 16.881 TL olarak belirlemek, asgari ücreti 22.105 TL’de tutmak, resmen "Bana ne, nasıl geçinirsen geçin" demektir.
Bu da yetmezmiş gibi, doğalgaza yüzde 27, kiralara yüzde 43,40 zam geldi.
Bu mu adalet? Bu mudur vicdan?
İnsan geçim derdindeyken, yaşamak zehir oluyor. Ve bu zehri halkınıza siz içiriyorsunuz.
Ama unutmayın: 'Kul hakkı' sadece bir söz değil, büyük bir vebaldir.
Allah diyor ki: "Her günahla gelin ama kul hakkıyla gelmeyin."
Sayın Şimşek, birilerinden bu kadar korkacağınıza, keşke biraz da Allah’tan korksaydınız. O korku sizi ya adil olmaya iterdi ya da bu görevi bırakıp gitmeye.
Son 15 gündür yüreğimiz bir başka yerden yanıyor: Ormanlarımız kül oldu.
Yaklaşık 80.000 hektar orman, içindeki sayısız canla birlikte yok oldu. Her yaz aynı senaryo. Her yaz aynı ihmaller zinciri.
Orman Bakanlığı’nın görevi ormanları korumak, çoğaltmak, önlem almak değil mi?
Uçak mı eksik? Alırsınız. Su mu yok? Gölet yaparsınız. Ama yapılmadı. Buna rağmen bakanlık 390 milyon lirayı Azerbaycan’a bağışladı.
Bir atasözümüz der ki: “Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider s…..”
Tam da bu durumu özetliyor.
Sayın Bakan, yangınlar sürerken söylediğiniz şu söz hafızalara kazındı:
"Çok şükür yağmur yağdı da yangınların çoğu söndü."
Evet, çok şükür. Ama ya yağmasaydı?
Doğa Allah’a emanet, vatandaşa da sabır düşüyor. Eğer bu işin gereğini yapamıyorsanız, bırakın da yapabilecek olanlar gelsin.
Hoşça kalın ama unutmayın: Bu halk, unutmuyor!
Sayın yazar duymazlar, görmezler, bilmezler ?