Samsun Kent Haber köşe yazarı Erdem Erol, yerel seçimde söz ve vaatler verip yapmayan belediye başkanları ile ilgili yazdığı köşe yazısında, "Şimdi vatandaşın oyunu almak için söylenen, imzalanan vaatleri tutmamanın hukuki bir karşılığı olsa, belediye başkan adaylarının seçim döneminde verdiği vaatlerin, seçimden sonra gerçekleşmemesinin; o başkanın görevden düşmesi gibi bir karşılığı olsa herşey değişirdi" dedi.
SAMSUN'DA OY'UN HESABI
Siyasette, verilen 'OY'un karşılığı sıfır.
Oysa hayatın her alanında her şeyin en azından hukuksal bir karşılığı var.
Mesela; beyaz eşya alırken size sunulan özellikler karşılanmadığında onu iade hakkınız var.
Hatta aldığınız beyaz eşya teslim edilmezse işin boyutu 'dolandırıcılığa' kadar gidebilir.
Bir müteahhitten ev almak istediniz ödemeyi yaptınız ama ortada ev yok...
Araç almak için parayı verdiniz ama son model yerine ikinci el araç satılmış...
Bir ürün aldınız ama teslim edilmedi...
Doğruca mahkemeye koşarsınız...
'Dolandırıldığınızı' iddia ederek hakkınızı ararsınız!
Ya verdiğiniz oyun karşılığı...
***
Seçimlerde belediye başkan adayları, gösterişli tanıtım toplantıları düzenler...
Her şeyi vaat eder...
Aylık, 100 günlük, bir yıllık, iki yıllık ve 5 yıllık hizmet sözleri verir...
Şeffaf yönetme, birlikte yönetme sözleri verir...
Seçmen de başkan adayının vaatlerini, kendi hayatını kolaylaştırıcı, sorunları çözücü, refahını artırıcı bulur...
Tercihini yaparak 'OY' verir ve o kişiyi göreve getirir...
Sonra...
Ne vaat ettikleri kalır ortada, ne sözleri...
Oy alınmış, koltuğa oturulmuştur...
Hiç kimse, hiç bir hesap soramaz...
Çünkü böyle bir yasal düzenleme yoktur...
Vatandaşın oyunun kandırılarak, dolandırılarak alınmasının
hukuki bir karşılığı yoktur!
Bu nedenle de herkes bildiğini okur!
Bir sonraki seçimlere kadar!
Ve bu hep böyle olduğu için de seçmende de alışkanlık yapar!
"Kim hesap veriyor ki?" diye düşünür...
Sonraki seçimde der...
Oysa o oy, bu seçimindir...
***
Şimdi vatandaşın oyunu almak için söylenen,
imzalanan vaatleri tutmamanın hukuki bir karşılığı olsa...
Belediye başkan adaylarının seçim döneminde verdiği vaatlerin,
seçimden sonra gerçekleşmemesinin; o başkanın görevden düşmesi gibi bir karşılığı olsa herşey değişirdi...
İki yılda Samsun trafiğini düzene sokacağını vaat eden başkan
koltuktan kalkmanın hazırlığını yapıyor olurdu...
İşçilerine 6 aydır, 4 aydır maaş vermeyen belediye başkanları
valizini topluyor olurdu...
Seçim vaadinde "Halkın parasıyla yapılan katlı otoparkları özelleştireceğim, ihaleyi alan şirkette 70 TL'lik ücreti 300 TL'ye çıkaracak" demeyen bir büyükşehir belediye başkanı 'Halkı kandırmaktan' görevden alınmış olurdu...
Seçimden sonra söz vermediği halde bir çok belediye başkanın yaptığı ilk iş, sanki acelesi var ve seçimden önce birilerine söz verilmiş gibi şehrin aydınlatma sistemini değiştirmek olmazdı...
***
Herkes kendi kapısının önünden sorumludur...
Biz de Samsun'dan...
Şimdi Samsun'da belediye başkanlarının vaatleri ile
iki yıllık çalışmaları karşılıklı olarak yazalım...
Hiç birisinin vaatlerini yerine getirdiğini göremezsiniz...
Ama hepsinin bir bahanesi vardır.
Neden?
Çünkü Türkiye'de seçimde verilen sözlerin geçerliliğinin hiç bir hükmü yok.
Çünkü seçmeni kaldırmanın, aldatmanın hukuki bir karşılığı yok...
O nedenle siyaset dünyanın en rahat işi...
Ve o nedenle...
Bugün ülkemizde, şehrimizde yaşanılan sorunların tamamı siyasi!
Alınan 'OY'un hesabını soran makamlar, topluluklar olmayınca...
'OY'un da kutsal bir değeri kalmıyor!








































