Eli kanlı bölücü teröristlerin söylediklerini, yaptıklarını duymazdan ve görmezden gelerek atılacak her adım ülkeyi ve milleti bölmeye yönelik adımlara destek olmaktan öteye gitmez. Hiç kimse daha önceki açılım sürecinde yaşananları Habur’da kurulan çadır mahkemeleri unutmasın. O çadır mahkemelerde eli kanlı teröristler hakimlerin gözlerinin içine bakarak hiçbir şekilde pişmanlık belirtisi göstermeksizin pişman olmadıklarını, ısrarla söylediklerinde pişmanlık yasası uygulanarak işlem yapılan PKK terör örgütü mensuplarını, tek tek milletçe gözlerimizin önüne getirelim. O açılım sürecinin sonu hiç mutlu bitmedi.
Açılım sürecinde terör örgütü mensuplarına gösterilen esneklik, sonu hendek operasyonları ile biten bir sürece evrilmiştir. 2015-2016 yılları arasında terör örgütü PKK'ya yönelik Cizre- Şırnak, Silopi-Şırnak, Sur-Diyarbakır, Yüksekova Hakkari ve Nusaybin- Mardin’de yürütülen Hendek Operasyonları'nda, bu şehirlerde toplam 793 güvenlik görevlisi asker, polis ve köy korucusu şehit olmuştur. Bu ağır ve üzücü tablonun yaşanmasında, en önemli neden açılım sürecinde açık açık izlenen strateji hatalarıdır.
PKK terör örgütü şehirlerde açık açık, yığınak yaparken bunlara engel olmamak akıl almaz kabul edilemez bir durumdu. Teröristlere engel olmayan kimdi? Herşey aleni yapılırken teröristlere, kim dokundurmadı? Bu soru hep aklımızda boşlukta kaldı. Bu süreçte operasyonlar aylarca sürmüş, yoğun çatışmalar ve büyük yıkımlar yaşanmıştır. Bunları unutursak yeni ve daha ağır bedeller ödemeye devam ederiz. Yakın tarihimizde yaşanan, hendek operasyonlarını canımızı acıtsa da şehit yakını kimliğimle, yeni açılım sürecinde en başından beri özellikle hatırlatmak istiyorum. Çünkü benzer şeyleri bir daha bu millete bu ülkeye kimse yaşatmasın istiyoruz. Ne ülkemiz nede milletimiz bu kötüğü ve hainliği hak etmiyor.
İmralı’da 27 yıldır adeta, kuş sütü ile Türk milletinin helal vergileri ile beslenen bölücü teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın talebi ve dayatması üzerine yanına ismen seçmece yerleştirilen ve bu süreçte sekretaryası olarak aklımızla alay edilircesine yanında kalan, PKK’lı katliamcı terörist Çetin Arkaş yeni çözüm sürecinde tahliye edildikten sonra, şehir şehir gezerek meydanlarda arsızca PKK propagandası yapmaya devam etti. En son DEM partililerin Mersin’de düzenlediği Öcalan’a özgürlük mitinginde, öyle bir laf etti ki bizi hiç şaşırtmadı.
"Pişman mı pişman değilim. Bir bize bakın, bu meydandaki onbinlere bakın, bizde pişman olmuş bir hal tavır var mı?" diyerek yeni açılımcılara, durdukları yerin adeta mesajnı veriyordu. Biz pişman olmadık ama siz pişman olacaksınız, dercesine bir meydan okumayla, karşı karşıya olduğumuzu şehit yakını tecrübemle düşünüyorum.
Biz zaten onun pişmanlık duymadığını, elinde sivil şehit kanıyla meydan meydan dolaştığını biliyorduk. Zaten bunu kendiside hiç gizlemedi. Devlet böyle bir katili nasıl sokağa salabiliyordu, bunu hiç anlamadık, anlamıyoruz..
Olan, 25 Aralık 1991’de İstanbul Bakırköy’de Çetinkaya mağazasında yakılarak katledilen 12 kişiye olmuştu. PKK’lı terörist Çetin Arkaş yine insanların arasında, sanki hiç kimsenin ölümünden sorumlu değilmiş gibi, çok rahat hareket edebiliyor. Bu durumu anlamak mümkün değil.
Tuz kurtlanır mı? Maalesef tuz kurtlanmış. Hatırlatması yine biz şehit yakınlarına ve kahraman gazilerimize düşüyor! Açılım süreçlerinde yaşananları unutur, yok sayarsak çok şey kaybederiz. İnşallah bir daha şehitler gelmez.









































