Samsun Kent Haber köşe yazarı Hüseyin Kurt, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu düzenlediği operasyon ile yakalayarak ABD'ye götürmesi ile ilgili yazdığı köşe yazısında, süreci ve yaşananları "Bu bir final değil. Maduro’nun kelepçeli görüntüsü başka coğrafyalara taşınabilecek bir emsalin başlangıcını temsil ediyor" sözleri ile değerlendirdi.
Kontrollü Kaos mu, Yeni Doktrin mi?
Maduro’nun ABD operasyonuyla yakalanması artık bir iddia olmaktan çıktı. Maduro’nun New York’ta, havaalanında kelepçeli şekilde uçaktan indiriliyor olması, bu sürecin sembolik eşiğinin aşıldığını gösteriyor. Bu artık kapalı kapılar ardında yürütülen bir operasyon değil, küresel ölçekte sergilenen açık bir güç gösterisi.
Bu tablo, tek başına bir liderin düşüşü olarak okunamaz. Karşımızda klasik bir rejim değişikliği hamlesi mi var, yoksa daha sofistike, örnekleyici bir kontrollü kaos doktrini mi devreye sokuldu? Askeri müdahale uluslararası hukukun dışında mı bırakıldı, yoksa olağanüstü meşruiyet adı altında yeni bir norm mu inşa ediliyor?
Son 24 saatte yaşananlar sıradan değildi. Patlamalar, elektrik kesintileri, çelişkili açıklamalar ve yoğun bir bilgi savaşı eş zamanlı yürütüldü. Son birkaç saatte ise bütün tartışma tek noktaya kilitlendi!
Maduro kim de ve hangi yetkiyle tutuluyor? Sahada silahların değil, masada senaryoların konuşulduğu bir aşamaya geçilmiş durumda.
Bu mesele yalnızca Venezuela’yla sınırlı değil. Petrol rezervleri, göç baskısı, ABD iç siyaseti ve dünyaya verilen örnek operasyon mesajı iç içe geçmiş durumda. Trump’ın geçici yönetim ve enerji vurgusu, meselenin demokrasi söyleminden çok egemenlik ve kaynak kontrolü ekseninde şekillendiğini açıkça ortaya koyuyor. Hukuk askıya alındığında, yarın hangi ülkenin egemenliğinin istisna ilan edileceği sorusu kaçınılmaz hale geliyor.
Küresel tepki haritası da bu nedenle parçalı. Bir yanda sokaklarda kutlama yapanlar, diğer yanda Rusya ve Çin’den gelen sert kınamalar, Batı’da ise dikkat çekici bir temkinli sessizlik var. Bu sessizlik bir kararsızlık mı, yoksa yeni döneme uyum hazırlığı mı, henüz net değil.
Kesin olan şu: Bu bir final değil!
Latin Amerika’da yeni bir jeopolitik denklemin ilk perdesi açıldı. Maduro’nun kelepçeli görüntüsü yalnızca bir sonu değil, başka coğrafyalara taşınabilecek bir emsalin başlangıcını temsil ediyor. Bu süreci sadece izlemek yetmez; doğru okumayanlar, sonuçlarını başkalarının yazdığı bir dünyaya uyanır.









































akp-pkk-mhp ortak ittifakının yaptıkları bir yana rte nin bu demokrasi dışı olayı kınamaması bizde derin yaralar açmıştır. akp nin emperyalist güçleri desteklemesi kabul edilebilir değildir.
öncelikle maduro, haksızlığa uğradı. ancak şu bir gerçek, ABD nin dibinde sürekli ABD yi kışkırtarak hakaretler ederek popülist siyaset doğru değil. bakın Osmanlı devletini yıkan İngiltere, Fransa Rusya vs vs gün geldi mecburen masaya oturduk, anlaşmalar yaptık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, diplomasi olarak isabetli adımları atmasa idi, halimiz harapti. muhtemelen ortada Türk devleti diye bir şey kalmayacaktı. Rahmetli de biliyordu, ingilizin Fransızin, yunanin bu ülkeyi yok etmek istediğini. ABD, yıllarca feto teröristbaşıni korudu, kolladi. Avrupa ülkeleri, PKK ve destekcilerini sürekli yanında oldu. RTE, bu durumu eleştirdi, yüksek sesle dillendirdi. ama büyük devlet olmanın gereği neyse onu yaptı. maduro da biraz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, RTE yi örnek alsaydı durum biraz daha farklı olabilirdi. bunları yazarken biliyorum ki, ABD dünyanın en büyük sömürgecisi. bugün Venezüellayi yarın Küba, Kolombiya, iran, vs. dünyayı versen doymaz... akıllı olmalı, diplomasiden, ayrılmamalıyız