Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, yeni köşe yazısında Fener Rum Patrikhanesine dikkati çekerek, bu patrikhanenin acil ve elzem olarak kapatılması gerektiğini söyledi.
Fener Rum Patrikhanesi acil ve elzem olarak kapatılmalı!
Değerli dostlar, bu gün özetle Fener Rum Patrikhanesinden söz edeceğim. Patrikhane, Lozan anlaşmasına göre İstanbul'daki rum azınlığın dini vecibelerini yerine getirmesi için, varlığı tanınmış bir kilisedir. Bundan başka herhangi bir işlevi yoktur olamaz. Çünkü Lozan antlaşmasına aykırılık arz eder. Ekümeniklik de Lozana aykırıdır.
Bu antlaşmayı da Türkiye adına Atatürk yapmıştır. Yani Yurt dışındaki herhangi bir cami, müslümanlar için neyse, Rum azınlık için de patrikhane aynı hükümdedir. Yasal durum kısaca budur.
Bu günkü Fener Rum Patriği 1991'de patrik olarak göreve başlamıştır. Hiç bir idari, siyasi ve yargısal yetkisi yoktur. Lozana rağmen 1994'de Avrupa tarafından patrik yasadışı olarak, Bizans Devlet Başkanı ilan edilmiş ve tanınmıştır.
Tam da bu noktada CHP İstanbul İl Başkanı iken 'Zulüm 1453'de başladı' diyen Canan Kaftancıoğlu ister istemez akla geliyor. Acı olan Canan hanımın sözü değil, bu sözün CHP'de kabul ve rağbet görüyor olması.
2013 yılında Ankara'da resmi bir toplantıya çağrıldım. Buraya Türkiye'nin çeşitli yerlerinden 30 kadar davetli vardı. Davetliler arasında devletimizin yetkilileri ve akademisyenler de bulunuyordu. Toplantı konusuna girmeyeceğim ama bir çok konu konuşuldu. Toplantı kısaca devletimizin küresel bazda ve her alanda güvenliği idi. Toplantıda konu ile ilişkili olan şöyle bir soru sordum:
Kudüs patriği 50.000.000 dolarlık yolsuzluk yaptığı ve paraları kendinin ve yakınlarının zimmetine geçirdiği için, Fener Rum Patrikhanesi'nde yargılandı ve aforoz edildi. Patrikhane'nin bir din mahkemesi kurarak böyle bir yargı yetkisinin olup olmadığı, ayrıca kudüsteki bir kilise papazı en az 50 milyon doları zimmetine geçirebildiyse bütçesi nedir? Buradan kıyasla Fener Rum Patrikhanesi'nin bütçesi ne kadardır ve bu bütçenin amacı nedir, nasıl kullanılıyor, kaldı ki bizim camiler günlük giderlerini karşılamak için namaza gelenlerden yardım istiyor?
Aldığımız cevaplar şimdilik bizde kalsın. Bu konuyu tekrar gündeme getirmek istedik. Bu gün Yunanistan sistematik olarak yasalara ve uluslararası anlaşmalara aykırı olarak sürekli cami ve okul kapatıyor. Ayasofya'yı ibadete açtığımız gibi, Fener Rum Patrikhanesi'ni de biran önce kapatmalıyız. Acil ve elzemdir. Kamuoyunun dikkatini buraya çekmek isteriz. Arz olunur.









































"Ruhban Okulu’nun açılması için planlı bir biçimde yılmadan mücadele veren Fener Rum Patrikhanesi, hedefine yavaş yavaş yaklaşıyor. Cumhurbaşkanı ile ABD Başkanı oturur oturmaz konu Heybeliada Ruhban Okulu oldu. Bunun öncesinde Fener Rum Ortodoks Kilisesi’nin başpapazı, Beyaz Saray’da Trump’a Türkiye’yi şikâyet etti, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması İçin Türkiye’ye baskı yapılmasını istedi. Ama aynı Papaz, Gazze’deki soykırıma tek kelime etmedi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve kamu görevlisi bir kişi, ülkesini yabancı bir devlet başkanına şikâyet edemez ve Türkiye’ye baskı yapılması talebinde bulunamaz. Ruhban Okulu konusu öyle “Ne olacak papaz okulu da açılsın” denecek kadar basit değil." SAYGI ÖZTÜRKÜ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM.
Sayın Kandıra, Mustafa Kemal Atatürk’ün fesat yuvası olarak tanımladığı Patrikhane hakkındaki görüşleri Nutuk’ta mevcuttur. Özellikle 25 Aralık 1922’de Le Journal muhabiri Paul Ario’ya verdiği demeç, bu düşüncesini açıkça ortaya koymuştur; “Lakin bir fesat ve hıyanet ocağı bulunan, memlekette nifak tohumu saçan, Hristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluk ve felaket sebebi olan Rum Patrikhanesini artık topraklarımızda bırakamayız.” Ne yazık ki bu o vakit gerçekleşememiş, ancak Lozan anlaşması ile Patrikhane’nin yapısı ve yetkileri sınırlandırılmıştır. Şimdi yazınızın temel talebine katılmakla birlikte bunu çok mümkün görmüyor,bir okuyucunuz olarak sizinde samimiyetinizi ister istemez sorguluyorum. Nedeni açıklayayım:Örneğin Van’daki Akdamar Adası ve Trabzon’daki Sümela Manastırı’nda ayinler yapıldı, siz yazılarınızda bunları görmezden geldiniz. Öte yandan Yunanistan, Lozan’a rağmen Ege adalarını silahlandırıyor; Batı Trakya’da Türk azınlığın haklarını ihlal ediyor, müftü seçimini engelliyor ve Türk okullarını kapatıyorken Lozan’ı uygulamak için uluslararası mahkemeye gitmeyenler,yaptırım uygulamayalar kimdir? Hiç yazdınız mı? Fener Patrikhanesi konsülü psikoposlarının Türkiye doğumlu olması gerekirken, 2016’da Yunanistan doğumlu bir psikopos İzmir’e atanmadı mı? 1936’de Atatürk tarafından kamulaştırılan 68 vakıf mülkünün Rumlara iadesi, 2008’de hangi kanunla ve kim tarafından sağlandı?Hiç bunları kamu önünde sorguladınız mı ? Devlet ricalince patrikhaneye gönderilen 26 Kasım 2020 tarihli bir davetiyede, “Sayın Ekümenik Patrik I. Bartholomeos, Rum Ortodoksları Patriği,” hitabı kullandı,yine eski bir başbakan isim günü nedeniyle yayınladığı mesajda Ekümenik hitabını kullandı.Görmediniz mi? Sonuç olarak: bırakın patrikhaneyi kapatmayı mevcut siyasi akıl zımnen patrikhanenin ekümenikliğini ya tanımış yada elverişli bularak kullanmaya çalışmaktadır. Öyle olmasa 2024 yılında İsviçrede Ukrayna görüşmelerinde bizim bakanımızın gözü önünde patriğin ekümenik sıfatıyla imza atmasını nasıl izah edebilirsiniz? Bence konu hakkında samimiyetinizi gösterme açısından Kamu oyunun değil idarenin dikkatini bu konuya çekseniz daha doğru olacaktır..Çünkü halk neyin olup bittiğini gayet iyi görüyor. Ayrıca yazınızda Lozan anlaşmasını referans olarak aldıdığınıza göre geçtiğimiz yıllarda Lozan’ın gizli maddeleri olduğunu veya 2023’te hükümsüz kalacağını iddia eden kesimlere de geçte olsa artık birşeyler söylemenizde gerekmiyor mu? Son bir şey: siyasi pozisyonunuz gereği her yazınızda, olur olmaz,ilgili ilgisiz her konuda muhalefeti hedef almanız çok zorlama,gülünç ve sakil duruyor.Yazı bittikten sonra nereye muhalefetle ilgili bir şey yazsam diye zorlandığınız çok belli oluyor.Bence yapmayın,olmuyor,yakışmıyor çünkü. Saygılarımla.
sevgili doğukan kardeşim yazın ve tespitlerin 10 numara değil 100 numara. lakin bu yadıklarını görmezden gelecek biri var karşı tarafında. çünkü osman bey bu gibi doğruları söylemez ve olanları saptırarak anlatma yoluna girer ki bununda amacının ne olduğunu anlamamız için fazlası ile yeter. bu gibi tipler her zaman kaposatan kandan beslenir. bakın çıkıp bir yazısında sizin bu yzdıklarınıza cevap verebilecek bilgi ve cesaret yoktur kendisinde. diğer bir okuyucunun dediği toplumun esas sorunlarınıda görmezden gelir. neden çünkü toplumu her zaman kutuplaştırmak bu ve bunun gibiler için bir gelir kaynağıdır. saygılarımla
gene gündemden uzak yalanlarla iftiralar ile dolu boş bir yazı. gene cehape demişsin. yatıyorrsun cehape kalkıyorsun cehape. ne hikmetse gündemle alakalı tek kelime edemiyorsun. edemessin çünkü o cesaret o feraset sende yok! milli radeye vurulan darbeyi yazamassın. çarşı pazar yangınını yazamassın. asgari ücretten fazla olan kriayı yazamassın. siyonist israil ile olan ticareti yazamassın. pkk ile el ele kol kola gözgöze birlikteliğinizi yazamassın. yazamassın çünkü gazeteci değil bir kalemşmrsün. ama inan bu konuda çok yeteneksizsin. sayın admin ister yayınlayın ister yayınlamayın takdir sizindir.
Yalan konuşuyorsun Canan Kaftancıoğlu zulüm 1453'de başladı denedi. Bu yada buna benzer hiçbir konuşmasıda olmadı Çamur attın ama izi kalmayacak.
Bunda anlamayacak bir şey yok bir şeyi empoze edip kabullendirmek istiyorsan siyasette,gazetede,TV de,radyoda,üniversitelerde vs.bu fikri savunacak yayacak kabulettirecek kalemlere ihtiyaç vardır.ceplerine parayı koyduğunda herşeyi yapacak vatansızlar bulmak bu ülkede maalesef cok kolay.yapılacak tek şey var bu zamana kadar aldıkları para diploma ev araba arsa,makam mevki rütbe vs. ne varsa geri almak kapı önüne koymak.dısardan beslenmeleri bitmez fonlanırlar lakin bu vatanın evlatlarının parası ile bizi aşagılamaları engellenir.