Değerli dostlar, geçen haftaki yazımızda ülkemizin âli çıkarlarının birlik, kardeşlik ve birbirimizle el ele olmaktan geçtiğini yazdım. Yaklaşık 1000'e yakın yorum okudum. Anlaşıldı ki, Samsun Kent Haber'in sadece manşete koyduğu bir cümleyi okuyup yorum yapmışlar.
Okuyucu diyemedim, okumayıcı yorumları. Az sayıda okuyan olsa da hepsi manşete takılıp kalmış. Manşet yazı değildir. Hiç bir şey görüldüğü gibi değildir. Mavi gözüken denizden, bir bardak su alın, o suyun renksiz ve şeffaf olduğunu görürsünüz, mavi değil. Allah isteseydi herkesi tek tip yaratırdı. İnsanlar farklılıklarla bezenip yaratılmıştır. Bu farklılıklar çok değerlidir. Herkes kendisi gibi düşünür, konuşur, yazar ve davranır. Herkes meşrebine ve fıtratına göre meyvesini verir. Herkes kendisinin kıymeti, zihniyeti ve mayası neyse, ürettiği de odur.
Aynı toprakta biten bir armut ağacından, asla incir ya da başka bir yemiş alamazsınız. Herkesin gösterdiği tepki kendi fıtratı, içindekidir.
Gelelim bir başka konuya. Bu köşede sıklıkla insanların oy verme saikleri ve gerekçelerinden bahsettik. Tekrarına lüzum yok. Ancak sahada gözlemlediğimiz bazı konular var. İnsanlarımız birinci öncelikli olarak cebini düşünüyor. Bu konuda en hassas kesimin emekliler olduğunu görüyoruz. Bunlar bize gelen serzenişlerdir. Muhalefet ayrı bir değerlendirme konusu olsa da, burada üç türlü yorumlama var.
1. CHP seçmenlerinin bir kısmı, CHP'li belediyelerdeki rüşvet çarkları, sevgililerin ve bazı odakların finansmanı, oteller, çiçek-böcek ve rant kavgaları konularına asla inanmayanlar.
2. Bunlara inanıp da dillendirmek istemeyen, yok sayıp üstünü örtmeye çalışanlar, utanan ve onaylamayanlar.
3. CHP'li olmayan seçmenlerin ise, daha ilginç bir yorumu var. Son yapılan yerel seçimlerdeki 'HDP vitaminli altılı masa' ittifakının CHP etiketi altında yerel seçim başarısı. Değerlendirme şu: "CHP'nin belediye seçimlerinde elde ettiği bu başarı, ülkemizin geleceği için hayırlı olmuştur". Bu cümle anonim bir ifade olarak konuşulmaktadır.
Neden diye sorduğunzda alınan cevap: "Halkımız CHP'yi yerel seçimlerde bir şans vererek sınadı. Elektrik, şu, temizlik ve daha bir çok konuda bedava yapmaktan tutun en iyi hizmeti vereceği iddiasıyla gelenleri gördük. Demek ki ülkeyi yönetselerdi, biz bu gün neleri yaşıyor olurduk, tasavvur bile edemiyoruz. Belediyelerden çok daha beteri, devletin kalbinde, ciğerinde, dalağında böbreğinde olacaktı. Allah yüzümüze bakmış".
Bizim inandığımız muhalefet anlayışı tek cümle ile "Daha iyi hizmeti ben yaparım" iddiasıdır.
Burada CHP'li seçmenin iddialı bir sözü var. "Denemek lazım" diyorlar. Yanıldıkları da bir şey var; "Belediyelerde denedik gördük".
Bizim ne söylediğimizi bir kenara bırakalım. Sokaktaki muhabbet bu.
Sonuç olarak ihtimaller üzerinde durmak gerekirse, seçilecek Cumhurbaşkanının aldığı oy ile, TBMM'deki milletvekili dağılımı doğru orantılı olmayabilir. Eğer böyle orantısız bir sonuç çıkarsa, liderlik sorunsuz ama diğerlerinde sorun var 'sarı kart' anlamı çıkar. Bir iktidar için böyle bir muhalefet nimet nimet.
O halde yapılması gerekenlere, ön şart olarak sorunun varlığını kabul etmek ve neler olduğunun tesbiti ile başlamak gerekir. Sonra da her biri için çözümler geliştirmek gerekir. Bir söz vardır. "Korkulu rüya görmektense, uyanık yatmak iyidir.
Bu arada muhalefetin de, kendini hesaba çekerek nerede durduğunu ve ne yaptığını sorgulaması gerekir. Yıllardır komedyenliğini yaptıkları gayrı milli senaryoları bırakıp, Türk Milleti'ne ne kazandırdığına ya da ne kaybettirdiğine bir bakması şarttır. Hem şikayet edeceksin, hem de alternatif olamayacaksın. O zaman siyasette ne işin var. Siyaseti bir takım çıkarların için, yapıyorsan bari seçmenini kandırma.
Okurlar bana, yine kızacak bunu biliyorum. Ancak her şeyi, okuyanın hoşuna gitsin diye yazarsak, burada ne işimiz var. Gördüğümüz ve bildiğimiz bu. Ne yapalım şimdi, yazmayalım mı? Fikir söylemeyen, fikri olmayan biri ancak başkalarının fikrine, zikrine, doğrusuna ve yanlışına ortak olur ve aynı akıbeti yaşar.
Demokrasiden ahkam kesip, bizim gibi düşünmeyenlere saldırma cehaletini gösterecek değiliz. Bir tarih Japonlar Türkiye'de bir araştırma yapar. Evlere misafir olurlar. İkram, izzet, nezaket, nefaset, azami saygı ve misafirperverlik Japonları mest eder. Trafikte araçla seyrederken, tam tersini görür ve çok şaşırırlar. Bizdeki yorumlar da bu, tespiti maalesef doğruluyor. Olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmak, sadece bir erdem değil kişinin kendine de saygısıdır.
Bir kişinin, insanları karşısına alma pahasına doğru bildiğini ve inandığını söylemesi, bir yanlış değildir. Bunun en güzel örneği Peygamberimiz'dir. Gerçek bilim insanları da böyledir. Biz sözü söyleyip ortaya koyalım. İsteyen istediğini alsın.










































BAŞTAN AŞAĞI SAFSATA SAÇMALIK!! CESARETİN VARSA GERÇEKELRİ YAZSANA! TEHDİTLE ŞANTAJLA BELEDİYELERE ÇÖKTÜKLERİNE YAZSANA? SAYIN EKREM İMAMOĞLUNA ATILAN İFTİRALARI YAZSANA. BENDE ÇIKSAM DESEM OSMAN KADNIRAYI RÜŞVET ALRIKEN GÖRMÜŞLER ÖYLE DUYDUM DESEM? OSMAN KANADIRA İÇİN VATAN HAİNİ DİYORLAR CASUSULUK YAPIYORLAR DESEM BU DOĞRUMU OLUR? YAZIKTIR GÜNAHTIR! ŞURADA İKİ KELİME AKP-PKK-MHP İLİŞKİSİNE LAF EDEMEYEN SİZLER MAL BULMUŞ MAĞRİBİ GİBİ SALDIRYORSUNUZ? NE HİKMETSE HİÇ ZEHRA TAŞKESENOĞLU İLE İLGİLİ YAZMADIN MELİH HÖKÇEK VE OĞLU İÇİN YAZMADIN RUHSAR PEKCAN İÇİN YAZMADIN ONLARI BIRAK SAMSUNDAKİ YOLSUZLUKLAR İÇİN BİLE YAZMADIN. YAZIKLAR OLSUN SANA . ORTADA DOLANIYROSUNUZ BİRDE. RABBİM SİZLERİ HELAK EDECEK!!