Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, kendi uydurduğu hikayelere inanan fitnecileri ve gözü doymayan aç gözlüleri yazdı
Değerli dostlar, bu gün basit gibi gözüken ama çok önemli farklı bir konuya dokunmak istedik. Biliriz ki insan hep ister. Mutlu olmak ister, yönetmek ister, çok paraya sahip olmak ister, ister de ister. İnsan ihtiyaçları bitmez.
Ekonomide bir tabir vardır, 'ihtiyaçlar sonsuzdur'. İnsan para, mal ve güç isterken asla doymaz. Nefis doymaz. Dünyanın yarısına sahip olsa, diğer yarısını da ister. İnsanın her istediğinin gerçekleşmesi ise mümkün değildir.
Dolayısıyla isteklerine hiç kavuşamamış gibi, aç gözlü olarak yaşar ve bu durumda da asla mutlu olamaz. Çünkü para ve mal gereklidir ama mutluluk değildir. Eğer para ve mal ile mutlu olunsaydı, zenginlerin tamamı mutlu olurdu. Dünyanın en mutsuzları varlıklı insanlardır.
Mutluluğun temeli manevi boşluğunun olmaması ve iç huzurdur. Her insanın aynanın karşısına geçip kendisiyle yüzleşmesi gerekir. Bir başkasıyla yüzleşmesi nefsine ağır gelir. Bu nedenle insan rahatlamak için, sürekli kendini haklı gösterecek materyallere sarılır ve kendi beynini yıkar. Böylece bir ömür boşu boşuna bir yalan rüzgarı ile savrulur gider.
Ama gerçek iç dünyasında derinlerde bir acı yaşarken bu acının üstünü kapatır. Açık ve net olamaz. Kendisiyle barışık değildir. Kendi uydurduğu iç hikayelerinin içinde savrulup gider. Bu psiko-sosyal bir bataklıktır. Bu bataklık herkesi yutar. Tek çaresi sevmeyi bilmek, nefsini yenmek, kendisi ve dış alem ile barışık olarak kendini aşmaktır. Her insanın kendisinden farksız bir şahsiyet olduğunu idrak edebilmektir. Başkalarına saygı duymaktır. Sevgi değil ama saygı mecburidir. Kullanılan üslup da buna uygun olmalıdır.
Biz insanlar, her şey bizim istediğimiz gibi gittiği zaman her şey yolunda deriz değil mi. Aslında öyle değildir. Her şey yolunda diyebilmek için her şeyin doğru olması gerekir. Her şey yolunda demek, aslında her şey benim isteklerime uygun gidiyor demektir. İnsan isteklerinin yerine gelmesi için çabalarken bencil davrandığı sürece hakkı gözetmekten ve adaletten uzaklaşmış olur. Bu siyasette de böyledir. Eleştiri ve yorumlarda da böyledir. Fitneler de bu temellidir.
Fitne deyince, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'i okursanız. Bakara suresi 217. ayet fitnenin cinayetten daha ağır olduğunu görürsünüz. Yani fitneci, bir katilden daha ağır bir suç işlemiş olur. Fitne yapmanın ise birçok yolları vardır. Günümüzün en büyük belalarından biri fitnedir.
Bütün bu anlattıklarımızı ülkemiz gerçeklerine monte edecek olursak. Ülkemizin kurtuluşunun temel taşı, sevgi, saygı ve anlayıştır. Sevgi ve saygı göstermeyen, bencil olan insanlar, karşılarında asla kendileri gibi olan birini istemezler. Bizim kurtuluşumuz, sevgi ve saygı ile, el ele kol kola olmaktan geçer. Çatışmalar kimseye yaramaz, herkes zarar görür. Bu anlamda siyaset kurumuna çok büyük görevler düşmektedir.







































BOŞ LAKIRDIYI BIRAKIN LÜTFEN. HAMASET İÇİNDESİNİZ. OBJEKTİF DEĞİL VE GERÇEKTEN UZAKSINIZ. TEK AMACANIZI MANİPÜLASYON. ONUDA BECEREMİYORSUNUZ ZATEN. TETİKÇİLİK YAPARAK GAZETİCİ OLAMAYACAĞINIZ ORTADA. NE ZAMAN GERÇEKLERİ YAZARSINIZ -Kİ İMKANSIZ- O ZAMAN BURAYA BİR ŞEYLER YAZARIZ. AKP VE MHP NİN TERÖR ÖRGÜTÜ İLE EL ELE KOL KOL OLMASINA LAFINZI YOK MU? HAYAT PAHALILIĞI HAKKINDA YADA? YADA EKREM İMAMOĞLUNA YAPILAN DARBE? YÜZLERCE SAYARIM BÖYLE. SİZDE BUNLARI NE ADALET VE YÜREK. SAYGILAR.
İnadına Erdoğan inadına AKP... Konuş Osman abi konuş.... Yaz Osman abi yaz.... Adamsın Osman abi adamsın... Seni sevmeyen ölsün Osman abi ölsün....