Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, yazdığı köşe yazısında Suriye üzerinden Türkiye'nin sabrının zorlandığına dikkati çekerek, "İçimizdeki hainler boş durmuyor" dedi.
Değerli dostlar, bugün dünyada yaşanan olaylar ve savaşlar durmayacak ve sonsuza kadar da devam edecektir. Tam da bu nedenle asla rehavete kapılmamak ve korkmamak gerekiyor. Bu savaşların binbir türlüsü var. Fakat ABD - İsrail, Rusya ve Avrupa bu güne kadar güçlü bir ülkeye savaş açma cesaretini gösterememiştir. Baş edemeyeceği bir savaşa başlamazlar. Çünkü korkarlar.
Bu güne kadar hep çok zayıf ülkelere saldırmış, kadın, çocuk ve yaşlıları katletmişler, soykırımlar, toplu mezarlar kısaca sivilleri hedef almak savaş kültürleri olmuştur.
Bu günlerde ise Suriye üzerinden Türkiye'nin sabrını sınamaktadırlar. Çok uzun yıllardır Türkiye'nin içinde hain üreterek zaten kendinden olanları kullanarak tüm Türk - İslam coğrafyasında, siyasetçiler bulup devşirmeyi de başarmışlardır.
Kuzey Kıbrıs'taki iki muhalefet partisinin de, çok ciddi ve derhal gereğinin yapılması elzem olan hain davranışı, 15 Temmuz hain kalkışmasından bağımsız değildir. Bizimle yürüttükleri savaşın en kesif cephesi de, tam da bu minvalde iç cephedir. İçimizdeki hainler derhal kontrol altına alınmalıdır. Unutmayalım kale içten fethedilir.
İçerideki, düşmana hizmet ederse, arkadan vurulursun. Bu nedenle sözlerimizin davranışlarımızın ve siyasetimizin kime hizmet ettiği çok önemlidir.
15 Temmuz hain kalkışması deyince bir anımı yazmadan geçemeyeceğim. Kayseri'de görev yapıyorum. Yatsı namazından sonra televizyonu açtım. 15 Temmuz Şehitler köprüsündeki manzarayı görünce, hanıma seslendim. Bu nedir diye fikrini aldım.
"Bu Fetoş haini olabilir" dedi.
Ama ne olup bittiğini tam kestiremiyoruz. Evden çıktık. Ülkemizin en önemli kurumlarından parayı yöneten kurumun yöneticisiyim. İl emniyet müdürünü aradım, sağlıklı bir irtibat kuramadım.
İş yerime gittik. Aracımı dikkat çekmeyecek bir yere park ettim ve hanıma "Bu hainler parayı sever, ben ölürsem sen çocukların başında kal" dedim ve arabada bıraktım. İşyerine geldiğimde, güvenlik beni kameradan görünce kapıyı açtı ve çok tedirginlerdi. Başarabilselerdi ilk gelecekleri yerlerden biri burasıydı.
Orada kısa bir süre kaldıktan sonra, hanımı apartmanda komşuya bırakıp iş yerine döndüm.
"Arkadaşlar bu vatan için bir gün ölünecek, işte o gün geldi. Ben de sizinle ölmeye geldim. Bir silah da ben alayım, bu akşam burada birlikte öleceğiz ben de sizinle ölmeye geldim" dedim.
Güvenlik arkadaşlarım, gözleri dolmuş bir şekilde, ölmek var teslim olmak yok diye boynuma sarıldılar. Orada ast üst ilişkisi bitmiş, artık asker arkadaşlarıydık. Allah onlardan razı olsun.
Bu arada emniyet müdür yardımcısı ile mesajla haberleşmede kaldık.
Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.









































yazdıklarımızı yayınlayamayacaksanız neden yorum sayfası açtınız? hakaret yok, kötü söz yok? gerçekler acıdır ve acıtır. sizin bizim yorumlarımızı yayınlamamanız osman kandıranın gazeteci olmadığı gerçeğini değiştirmez.
serin hikaye anlatmışsın. okurken sesli güldüm. ya osman efendi onu bunu bırak akp-pkk-mhp ittifakına yorum yap. bir kere samimi ol. sadece bir kere hayatın boyunca.