Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, cahiliye döneminde kız çocuklarının neden diri diri toprağa gömüldüğünü yazdığı köşe yazısında "Ne acıdır ki bugün, o dönemden farklı değiliz" dedi.
Talihsiz açıklamaların gölgesinde yaşadığımız bu dönem, modern çağın vesvesesiyle, yeniden doğmuş kara bir cahiliye devridir. İnsanlık, şeytanın sinsice kurduğu tuzaklara düşmüş; kadın, erkek, genç, yaşlı demeden herkes bu psikolojik ve ahlaki çöküşün içine çekilmiştir.
Bugün dünyada servet sıralamasında en zengin, unvan sıralamasında en saygın, makam sıralamasında en üstte olan nice insan Müslüman kimliğini taşır. Devletlerimiz, fabrikalarımız, okullarımız, cemaatlerimiz, kurumlarımız var. Her alanda söz sahibi olabilecek imkana sahibiz. Ama işin aslına bakıldığında bir şey eksik: ruh, irade, feraset, dirayet. Çünkü tüm fiziki ve maddi varlıklar kazanılırken, bir gömlek çıkarıldı — “Milli Görüş” gömleği. Ve işte o gömlekle birlikte istikamet, duruş ve hedef bilinci kayboldu. Maddi gücümüz arttı ama manevi ışığımız söndü.
Bugün iki milyarı aşkın Müslüman, ekonomik, askeri ve kültürel açıdan güçlü olmasına rağmen, bir avuç sapık zihniyetli şeytan tapan sistemin esaretinde en karanlık çağını yaşıyor. Ahlaki değerlerden uzaklaştırılan toplumlar, manevi köklerinden koparılan bireyler artık zulme ses çıkaramaz hale geldi.
Ülkemiz de maalesef bu girdabın içinde. Halkın ve maneviyatın içinden yetişmiş bir kadro, iktidara geldikten sonra zalimlerin sistemine ikna edildi. Artık dün günah sayılan şeyler “reel politika” diye meşrulaştırılıyor. Zina serbest, faiz normal, içki özgürlük, eşcinsellik moda oldu. Hakkı söyleyen hain ilan ediliyor, harama karşı çıkan dışlanıyor.
Tarihteki cahiliye döneminde, kız çocuklarına sözde “özgürlük” adı altında çadırlar kurdurulup fuhuş yapmaları teşvik edilir, ebeveynler buna karşı çaresiz bırakılırdı. O kadar ki, anne ile baba bu kara lekeye bulaşmamak ve toplumun baskısından korunmak için, acı bir utançla kendi kız çocuklarını diri diri toprağa gömerdi. Bu, hem zulmün hem de insanlık onurunun en karanlık lekesiydi.
Ne acıdır ki bugün, o dönemden farklı değiliz. Artık çocuklarımız fiziksel olarak toprağa gömülmüyor ama uyuşturucuya, fuhşa, borca, çaresizliğe teslim edilip ruhen öldürülüyor. 13-14 yaşındaki yavrularımız uyuşturucuyla tanıştırılıyor, borçlandırılıp sapkın ilişkilerin içine sürükleniyor, hayatları yaşanmadan bitiyor. Bu, cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri toprağa gömmekten farkı olmayan bir cinayettir. O zaman toprağa gömülen bedenler vardı, bugün ise gömülen ruhlar var.
Biz ise bu felaketleri sanki bir televizyon dizisiymiş gibi izliyor, hatta bu dizilerdeki sapkınlıkları “normalleştirici” bir dille sunanları alkışlıyoruz. En acı olanı da, bu sapkınlığa dikkat çekmesi gerekenlerin bile “ben de izledim, zevk aldım” diyerek meşrulaştırması.
Livata haramdır. Eşcinsellik, zina, faiz, israf, içki, kumar, yalan, iftira haramdır. Sizi Kur’an ve sünnetin yolundan koparan her şey haramdır. En büyük haram ise, bu haramlara sessiz kalmak, alan açmak, meşrulaştırmaktır.
Doğru lidere biat esastır, lakin Kur’an ve sünnetten sapmış bir lidere biat etmek haramdır. Müslümanın ölçüsü bellidir: Hakkı savunmak, batıla karşı durmak. Allah insanımıza yeniden şuur, basiret ve iman nasip etsin. Gerçeği gören, gerçeğe dönen, hakkı savunan bir neslin yeniden doğmasına vesile olsun.










































Hep iktidar suçlu muhalefet ahlakla ilgili neler teklif etti hiç bir şey sadece eleştiri. Lgbt yi iktidarı destekliyor. İktidar tv kere çıplak spikerleri çıkarın diyor.