16 Ekim 2021 Cumartesi

BU NE ÇILDIRTAN DENGE!

Sevgili okurlar, öncelikle geçmiş 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun. Biliyorsunuz her sene 19 Mayıs’ın olduğu hafta Spor Haftası olarak adlandırılır ve çeşitli etkinliklerle kutlanır. Samsunspor ise tam da buna denk gelecek şekilde hem basketbol hem de futbol takımıyla play-off’a kaldı ve play-off maçları da bu hafta başladı. İki takımın durumuna baktığım zaman bir şarkı sözü gelir aklıma: Bu ne çıldırtan denge/ Yaprak döker bir yanımız/ Bir yanımız bahar bahçe.

Öncelikle isterseniz güzel haberden başlayayım. Samsunspor basketbol takımı son ana kadar, her iki takıma da bakan iki maçı da alarak Manisa’yı elemeyi başardı. İki maçı özetlemek gerekirse Samsunspor ilk periyotları önde götürmüş gözükse de maçı erkenden kopartamadı, kopartamayınca Manisa zaman zaman öne geçti, Samsun geri geldi. Aksiyonu, heyecanı her iki maçta da yüksekti anlayacağınız. Maç sonlarını daha iyi oynayarak iki maçı da kazanan Samsunspor yine iki maçta heyecanlı geçen seride rakibini 2-0 yenen bir diğer ekip olan Mamak Belediye Basketbol takımı ile eşleşti.

İki takımın normal sezonlarını incelersek her iki taraf da geniş rotasyonla oynayan, gençlere şans tanıyan, bunlardan dolayı süre ve skor dağılımı olarak tabiri caizse, tabana dağılmış durumda. Play-off’taki maçlar kafa kafaya gidince hata yapmak istemeyen İlker Hoca Manisa serisinde rotasyonu biraz daralttı; Kahlil Dukes, Fatih Cantitiz ve Timothy Soarez’i 35 dakikanın üzerinde oynattı. Bu durum ileride oyuncularda yorgunluk/yıpranma durumu yaratabilir. Ama serinin üçüncü maça uzamaması dört günlük dinlenmeleri demek. Bu durum beni az önceki konuda bir nebze rahatlatıyor. Bu serilerin 4. hatta 5. maça gitme ihtimaline karşı rotasyonun bir tık genişletilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Mamak serisi bizim için kolay olmayacak. Daha avantajlı gözüksek de Ankara’da oynanan son karşılaşmada ilk yarıyı 4 sayı farkla önde kapattığımız maçı 19 sayıyla kaybettiğimizi unutmayalım. En büyük avantajımız ilk iki maçı evimizde oynayacak olmamız.  Bu sezon evde oynadığı karşılaşmaların sadece ilkini kaybetti, Dağıstanlı’da tam 15 maçtır yenilmiyor. Heyecanlı ve uzun bir seri bizi bekliyor. Tabii bu hafta oynanan tek seri bu değildi.

Bizi bekleyen iki müsabaka arasında branşından öte bir fark vardı: Bu iki müsabakadan birisini heyecan ve zevkle takip ettik, diğerini stres ve gerginlikle. Efendim, Samsunspor-Altınordu mu dediniz? Tebrik ederim, doğru bildiniz. Altınordu ilk maçta az ama öz atak yaparken Samsunspor maç boyu etkili olmasına karşın bitiricilikte sorun yaşadı. Son umudumuzu da Gökhan Alsan boşa harcayınca Samsunspor mağlubiyete engel olamadı. Rövanş maçında ise yumurtanın kapıya dayandığını fark eden Samsunspor maça etkili başladı, ataklarla golü bulmaya çalışsa da rakip defans ve kalecisini bir türlü geçemedi. İkinci yarı ise özellikle Kubilay’ın oyuna girmesiyle birlikte daha atak oynayan, daha etkili pozisyonlar bulan, rakibini deyim yerindeyse terleten bir Samsunspor izledik, hem gollerin gelmesi hem de akıcı oyunuyla umutlanmıştık ancak Nurullah’ın orta sahadan kale bölgesine hızlı dönememesini gören Enis Destan kendi yarısından vurdu ve gole kimse engel olamadı. Böylece Süper Lig hedefimiz önümüzdeki sezona kaldı. Tabii yönetiminden futbolcusuna, basınından seyircisine kadar herkes üzülmüş olsa da bu üzüntümüzü bir an önce kenara atmalı, önce bu sezon neden olmadığını anlamak için sorunlarımızı belirlemeli, ardından da onun çözümlerini belirleyip ona göre plan yapmalıyız. Ben takımdaki sorunları naçizane sizler için derledim.

Bu sorunların başında bitiricilik konusunda sorunumuz var. Takım çoğu maçta atakları bir yere kadar taşımasına rağmen sonunu getiremediği zaman topla oynama oranı dışında hiçbir şeyi arttırmıyor. İlk 11’de kim olursa olsun sezon boyunca bu durum sürdü maalesef. Kim olursa olsun diyorum çünkü takımın sabit bir 11’i yok. Bir hafta 11’de oynayan oyuncu ertesi hafta yedekte olabiliyor, ondan sonraki hafta tekrar 11’e alınabiliyor. Futbolun basketbola göre daha oturaklı düzeni olduğu düşünülürse oyuncuların alışması da zor oluyordur doğal olarak. 

Kulüp başkanından teknik direktörüne, basınından taraftarına kadar çoğu kişinin güvendiği, büyük umutlar bağladığı genç kalecimiz Nurullah takımda yeri sabit olan tek oyuncumuz. Bir kulübün genç oyuncusuna bu kadar güvenmesi güzel ancak hataya yer olmayan bir lig için, hele önce Süper Lig ardından da Avrupa’yı hedefleyen bir takım için Nurullah’ın kendisini kimi kaleci becerileri açısından geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu düşünmemin temel sebebi kalesinin yanlarına gelen şutları zıplayıp kurtarmaya çalışmak yerine bir seyirci misali izlemesi. Birçok maçta bu durumu gördük maalesef. Bir diğer neden ise çoğu topu tutmak yerine yere yaklaşan topu havalandırmak için topa vuran voleybolcu misali gelen topları çift yumrukla uzaklaştırması. Bundan dolayı dönen toplardan rakibin tehlikeli atağının sürdüğü hatta yediğimiz golleri hatırlıyorsunuzdur. Belki geçen sezon takımın yalnızca 7 gol yediğini söyleyebilirsiniz ancak ben o durumun nedenini o dönemki kadronun ligin üstünde bir kadro olmasına bağlıyorum. İlla ki Nurullah’ın da etkisi vardır ancak ben en büyük payı defansımıza veriyorum. 
   
Her iki branşta da Süper Lig’e çıkıp Türk spor tarihine adımızı altın harflerle yazdırmayı çok istedik ancak olmadı maalesef. Moralleri bozmaya gerek yok çünkü sorunlarımızı çözmek zor değil ve çözeceğimiz zaman da hedeflerimizi yapamamamız için hiçbir sebep yok. Bu sezon için artık yapacak tek şey şampiyonluğun iddialı adaylarından birisi olan basketbol takımımızı desteklemek. Her iki takımımızın da yolu açık, sonu şampiyonluk olsun, başarılar SAMSUNSPOR.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR