Yaşar Usta'dan Squid Game'e dönen sistemde arka mahallelerin gül yüzlü çocuklarına maalesef başka seçenek bırakmadık! Suç neden arttı? Ahlaksızlık neden prim yapıyor? Gençler neden çetelere giriyor? Fuhuş neden arttı? Toplumsal hayıflanmalarımıza ayna tutan analiz yazısı
Suç neden arttı? Ahlaksızlık neden prim yapıyor? Gençler neden çetelere giriyor? Fuhuş neden arttı? Son yıllarda bu sorulara ve toplumsal hayıflanmalarımıza cevap ararken, artık aynaya bakmamızın zamanının gelip geçtiğinin farkında mıyız? Ya da bize herşeyi toz pembe gösteren, yani hep 'Senden güzeli yok' diyen o aynayı kırmamızın zamanının gelip geçtiğini...
Diptekiler ve üsttekiler olgusunda, yaşamlarımız Squid Game filmine dönüştü! Zenginler, fakirlerin 'rahat ve zengin bir yaşama ulaşma' arzusunu yarışa dönüştürdü! O yarışa girenlerde, ölüm pahasına o ihtişamlı yaşama ulaşmak için ahlak, merhamet, vicdan duygusunu yitirerek, tüm insani olguları ayaklar altına alıp, ölülerin üzerine basa basa yukarıya tırmanmaya çalıştı!
Kimilerinin 'Arka mahalle', kimilerinin 'Varoş', kimilerinin 'yoksul hanelerin olduğu yerleşim yerleri' diyerek tanımladığı bir nevi 'Fakir ama mutlu' insanları, aileleri ve de çocuklarını, kapitalizm ile köşeye sıkıştırırsanız; Zenginliği, parayı, ihtişamlı ve şatavatlı yaşamlarınızı, fakir ama gururlu, fakir ama onurlu, fakir ama ahlaklı o insanların çocuklarını, isyan ettirecek hale getirecek şekilde, tepelerine tepelerine vurursanız, onlara o lüks yaşama ulaşabilmeleri için herşeyi göze alıp, herşeyi yapmaları gerektiği güdüsünü sürekli pompalarsanız, onlarda sosyolojik olarak dipten yukarıya çıkmak için, ahlaki olmayan herşeyi yapar hale gelir!
Eskiden Yeşilçam'ın fakir ama gururlu, fakir ama birbiri ile, bir ekmeği bölüşen tiyatrocuları, zenginleri avutmak için filmler yapardı. Zenginlerin belki o filmlerden öğrenecekleri çokta fazla bir şeyi yoktu!
Onlar o zamanda ihtişamlı hayatlarına devam ediyor, 'Sen mi büyüksün, hayır ben büyüğüm' diye haykıran Yaşar Usta'ya burun kıvırıyordu!
Zira, o fakir ama gururlu aileleri anlatan filmler, en azından bir dönem o yoksul insanların yaşadığı hanelere, 'Fakir olabiliriz ama biz bir aileyiz' olgusunu yerleştirerek, o arka mahallelerde huzuru, ahlakı ve komşuluk ilişkilerini koruyor, güçlü bir şekilde yeşertiyordu.
Şimdi ise, zengin ve şatafatlı hayatları ile magazin gündeminin dayattığı karizmatik zenginler, fakir haneler 'avunsun, oyalansın, bağlansın' diye dizilerde ve filmlerde yine, zenginlik vurgusu ile boy gösterip, fakir ve yoksulları avutuyor.
O fakir hanelerin çocukları, artık zengin jönlerin vede karakterlerin, ihtişamlı hayatlarına imreniyor. Bunun içinde dipten, o şatafatlı hayatlara sahip olmak için, canları pahasına her türlü ahlaki olmayan iş ve işi yapmayı göze alarak, harekete geçiyorlar.
Umarım bugün toplumsal olarak hepimizin şikayet ettiği o ahlaki dezenformasyonun, sanırım nerelerden ve neden dalga dalga kent merkezlerine taşkın sel gibi, akıp geldiğini anlatabilmişimdir!
Zira o yoksul ama gururlu hanelerin bulunduğu, arka mahallelere ve o mahallelerin gül yüzlü çocuklarına, maalesef başka seçenek bırakmadık!
Ve toplum olarak bugün ahlaksızlık, suç ve yozlaşma babında şikayet ettiğimiz ne varsa, hepsine prim verdik! Yaşar Usta'ları öldürdük, öldürenleri alkışladık! Doğru söyleyeni dokuz köyden kovduk, güçlünün zalim ve haksız olduğunu bile bile onu şakşakladık, kendi mahallemizin garip ama yoksul ve de haklı olan çocuğunu ise, o zalime yem ettik!
Kısacası haksızlık karşısında susup, hepimiz dilsiz şeytan olduk! Yani bugün toplumsal olarak hayıflandığımız ne varsa, artık ya aynaya baksın, ya da o aynayı kırsın! Zira kaderi yoksullar üzerine bahis oynayanlar değil, yalnız ve yalnız yaradan tayin eder!









































ama ; kindar ve dindar bir nesil yarattık.