Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, Ankara'da yapılan NATO Zirvesi ile ilgili yazdığı köşe yazısında, "NATO’ya kimin daha çok ihtiyacı var? NATO Türkiye'ye ne kazandırdı yada Türkiye NATO’ya ne kazandırdı?" dedi.
NATO üzerine konuşurken kendimi bir strateji uzmanı ya da dış politika akademisyeni gibi konumlandırmak istemem.
Bu yazı, bir uzmanın teknik analizi değil; haritaya bakan, tarihi hatırlayan ve yaşananları anlamaya çalışan bir vatandaşın düşünceleridir.
Çünkü bazen bazı gerçekleri görmek için uzun raporlara değil, haritaya bakmak yeterlidir.
Bugün NATO yeniden Türkiye üzerinden konuşuluyor. Zirveler yapılıyor, liderler bir araya geliyor, güvenlikten enerjiye kadar pek çok konu masaya yatırılıyor.
Bütün bunları izlerken aklıma tek bir soru geliyor:
Biz yıllardır doğru soruyu mu soruyoruz?
Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya katılmasından bu yana en çok tartışılan konu, “NATO Türkiye’ye ne kazandırdı?” oldu.
Elbette bu önemli bir sorudur.
Soğuk Savaş boyunca sağlanan güvenlik şemsiyesi, ortak savunma anlayışı ve askeri iş birlikleri inkâr edilemez.
Ancak bana göre artık başka bir soruyu da sormanın zamanı gelmiştir:
Türkiye NATO’ya ne kazandırdı?
Kore’de can veren Mehmetçiklerimizi düşündüğümüzde, bu üyeliğin yalnızca masada imzalanmış bir anlaşma olmadığını görüyoruz. Türkiye, bu ittifakın parçası olabilmek için sadece diplomatik irade göstermedi; evlatlarını da cepheye gönderdi.
Fakat mesele yalnızca geçmişte ödenen bedeller değildir.
Bir yanında Avrupa!
Diğer yanında Asya!
Karadeniz’in kapısı!
Orta Doğu’nun eşiği!
Kafkasya’nın komşusu!
Boğazların hâkimi!
Böyle bir coğrafya, yalnızca üzerinde yaşayanlara değil; dünyanın güç dengelerine de yön verir.
Belki de bu yüzden Türkiye, sadece güvenlik arayan bir ülke değil; aynı zamanda güvenlik hesaplarının merkezinde bulunan bir ülkedir.
Uluslararası ilişkilerde dostluklar kadar çıkarlar da belirleyicidir.
İttifaklar çoğu zaman ortak idealler kadar ortak ihtiyaçlar üzerine kurulur.
Bu nedenle meseleye yalnızca “Türkiye NATO’ya muhtaç mı?” sorusuyla bakmıyorum.
Asıl merak ettiğim soru şudur:
NATO, Türkiye’siz aynı NATO olur muydu?
Bu sorunun cevabını herkes farklı verebilir.
Ama şu bir gerçektir:
Devletlerin gerçek değeri, çoğu zaman sahip oldukları güçle değil; masadan kalktıklarında geride bıraktıkları boşlukla anlaşılır.









































