Samsun Kent Haber köşe yazarı Mimar Murat Keskin, vahşetin ve katliamın izlerini Türk tarihinde aramaya kalkanları yazdığı köşe yazısında, tarihi gerçekleri hatırlatarak, "Bir ulus kendi gücüne, yalnız kendi gücüne dayanmazsa şunun bunun oyuncağı olur" dedi.
“Bak. Bil ki domuzların önüne inciler serilmez
Mücevherlerden sarraflar anlar ancak, başkası bilemez
Ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da
Sana bakan bir kör ise, sakın kendini camdan sanma.
Hz. Mevlana”
Çok önceleri kâh Viking, kâh Sakson oldular kâh Romalı, şeklini dahi bilmedikleri dünyayı yerle bir ettiler. Sapkınlıklarında daha da ileri gidip kendilerine yollanan peygamberi, Tanrı’nın oğlu yaparak bozdukları bir dinle insanlığa efendiliklerini ilan ettiler. İnsanları deli diye yakıp, 'dünya dönüyor' diyenleri yargılayıp asmaya kalktılar.
Kadınların içine giren şeytanı(!), onları yakarak çıkarmayı düşünen zekâlarıyla özel işkence koltukları tasarladılar. Birbirlerini kazığa geçirdiler. Merhamet denilen duyguyu yeryüzünden silmeye çalıştılar. Aralarında hala merhamet sahibi olanlar, ölmek pahasına aydınlanmayı başlattılar sonra. Bilimi ve tekniği hayatlarının kilit taşı yaptılar yeniden. Bilinmedik topraklardan, yeni dünyalardan zenginlikler getirmek üzere, gemiler yaptılar. İnsanların mutlu yaşadığı, vahşet gibi kelimelerin hiç bilinmediği yerlerde, yeniden kan ve gözyaşını hâkim kıldılar. Boyunlarına geçirdikleri tasmalarıyla gemilerine köle yaptılar yeni dünyanın mutlu insanlarını.
Bir araya geldiler, yeni devletler kurdular. Fakat genlerinde dolaşan vahşet ve katliama engel olamadılar. Zamanla Oturan Boğa'ya oturacak yer dahi bırakmadılar. Coşkun akan ırmaklarda, balık avladığı veyahut yemyeşil ovalarda at koşturduğu günler, sadece birkaç nesil daha hatırlandı hepsi o kadar...
Yeni yeni sömürgeler kurdular, misyonerler gönderdiler. Medeniyet adını verdikleri masalla uyuttukları insanların tüm varlıklarını ellerinden aldılar. Her geçen gün açlıktan ölen çocuklar çoğaldı, asırlarca sömürdükleri topraklarda. Bazen de yavrusunu kendi elleriyle gömen babalar, analar...
Sonra tüm dünyanın imrendiği önderiyle, bu gidişe son vermeyi hedefleyen insanlar da çıktı karşılarına. Savaşmanın ve kan dökmenin ne için ve nasıl olacağını öğrettiler onlara, Çanakkale’de, İnönü’nde, Sakarya’da.
Vahşetin ve katliamın izlerini Türk tarihinde aramaya kalkanlar, Vietnam’da, Kamboçya’da, Azerbaycan’da, Doğu Türkistan’da, Bosna-Hersek’te, Karabağ’da, Somali’de, Cezayir’de, Kıbrıs’ta, Bulgaristan’da, Irak’ta, Suriye’de ve Gazze’de hafızalara kazıdıkları sahnelerle anılıyor ne yazık.
Fevkaladenin fevkinde geçen, ne istedilerse verdiğimiz, ama karşılığında ne aldığımızı bilemediğimiz Amerika ziyaretimizin ardından, geldi bütün bunlar aklıma. Bizlere insan haklarını, demokrasiyi, azınlık haklarını öğretmeye kalkanlar, dünya tarihindeki engin birikimlerinden hak alıyor olmalılar şüphesiz.
Daha birkaç gün önce, Gazze’de uykularında, parçaladıkları minik bedenleri teknik bir arıza nedeniyle katlettiklerini açıklayanlar, bizlere sözde Ermeni katliamlarını öne sürerek, azınlık haklarını öne sürerek, hazmetme kapasitelerine bağlı olarak 'imtiyazlı besleme' rolünü uygun görüyorlar. Bizler ise; medeniyetler ittifakı nağmelerine alkış tutarak rıza gösteriyoruz kaderimize.
Şimdi onurlu bir duruşla; Önce kendi kendimize, sonra tüm dünyaya medeniyet denen olgunun, tüm insanlığın ortak kültür birikimi olduğunu, dünyanın adil ve yaşanılabilir olabilmesi için, bizim kültür birikimimize ihtiyaçlarının olduğunu, çağdaş (!) batılılardan meşruiyet devşirme anlayışının yerine, evrensel insan haklarının, demokrasinin ve hukukun üstünlüğü anlayışının tüm insanlığın hayrına olduğunu haykırmamız ve tarihimize, kültürel zenginliğimize ve kendimize güvenmemiz gerekiyor.
Ulu önderin de dediği gibi; “Bir ulus kendi gücüne, yalnız kendi gücüne dayanmazsa şunun bunun oyuncağı olur.”
İyi haftalar...









































Bravo güç dediğin nedir ki tarif edebilir misiniz ?mesela para gücümü mal varlığı gücümü iş kariyer gücümü insan kas gücümü nüfus gücümü yoksa şan şöhret makam gücümü kanun gücümü
Eline kalemine sağlık kardeşim çok güzel bir yazı olmuş başarıların daim olsun fevkaladenin fevkinde bir yazı olmuş takip etmeye devam edeceğim selamlar sevgiler hayırlı akşamlar