Samsun Kent Haber köşe yazarı Ömer Süslü, Kürt Sorunu üzerine yazdığı köşe yazısında, "Türkiye’de bir Kürt sorunu yoktur. Türkiye’de geri kalmışlık, işsizlik, hukuksuzluk, adaletsizlik ve fırsat eşitsizliği sorunu vardır. Ve bu sorunlar, iddia edildiği gibi belli bir etnik grubun değil, bu ülkenin yaklaşık yüzde 80’inin ortak sorunudur" dedi
Türkiye’de uzun yıllardır yanlış isimlendirilen bir tartışma var:
Kürt sorunu..
Bu ifade başlı başına yanlıştır. Yazıma bu kadar net bir ifadeyle başlıyorum çünkü yanlış teşhis, doğru tedaviyi imkânsız kılar.
Türkiye’de bir Kürt sorunu yoktur.
Türkiye’de geri kalmışlık, işsizlik, hukuksuzluk, adaletsizlik ve fırsat eşitsizliği sorunu vardır.
Ve bu sorunlar, iddia edildiği gibi belli bir etnik grubun değil, bu ülkenin yaklaşık yüzde 80’inin ortak sorunudur.
Bugün Hakkâri’de iş bulamayan gençle Samsun’da işsiz kalan genç arasında kader farkı yoktur.
Bugün Diyarbakır’da adalet arayıp sonuç alamayan yurttaşla İstanbul’da mahkeme kapılarında sürünen yurttaş aynı çaresizliği yaşamaktadır.
Sorun etnik değildir.
Sorun sistemiktir.
Ancak Türkiye’de her yapısal sorun, bilinçli biçimde kimlik tartışmasına dönüştürülür.
Çünkü kimlik tartışmaları iktidarlar için kullanışlıdır.
Yoksulluğu konuşmazsınız, adaletsizliği sorgulamazsınız, liyakat sisteminin çöküşünü tartışmazsınız. Onun yerine toplum, etnik kamplara bölünür. Bu ülkede sorun Kürt olmak değildir. Sorun, torpilsiz olmaktır. Sorun, hakkını aradığında karşında kapalı bir devlet bulmaktır. Sorun, çok çalışmamıza rağmen yoksul kalmaktır.
Devlet, yurttaşını etnik kimliğiyle tanımlamaya başladığında, orada zaten ciddi bir yönetim krizi var demektir.
Modern ve demokratik bir devlet, vatandaşını kökeniyle değil, haklarıyla tanır.
Eşit yurttaşlık, bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluktur.
Hukuk, bir kesime göre esneyip diğerlerine göre sertleşiyorsa, orada ne birlik kalır ne de güven.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı yeni kimlik tartışmaları değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; bağımsız bir yargı, adil bir ekonomi, şeffaf bir yönetim ve liyakate dayalı bir kamu düzenidir.
Sorunları etnikleştirerek değil, ortaklaştırarak çözebiliriz. Çünkü adalet bölünmez. Hukuk parçalara ayrılamaz. Yoksulluk veya varsıllık bir kimliğe, bir zümreye ait değildir ve olmamalıdır.
Bu ülkenin sorunu Kürt Sorunu değil,
yönetim sorunudur.
Bu mesele çözülmeden
ne Türk huzur bulur,
ne Kürt kendini güvende hisseder.
Ve bu gerçek ne kadar ertelenirse,
bedelini hep birlikte öderiz.









































Türk Kürt kardeştir ben bir Türk olarak bölücü olmayan tüm kardeşlerimi seviyorum bölücü aynı anneden olan kardeşim bile olsa nefret ediyorum. Yazılarınızı severek okuyorum devamını bekliyoruz değerli kardeşim
Doğru söyledin mesela rahmetli Özal kürt degilmiydi?