Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı ile ilgili yazdığı köşe yazısında, "Aday İmamoğlu mu, Özgür Özel mi? Gerçekler acıdır" dedi
Değerli dostlar, sizlere bir büyük siyasi planlamadan bahsedeceğim. Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından ve bir sonraki seçimin de 3 yıl öncesinde CHP cumhurbaşkanı adayı ilan edilmişti. Hatırlarsanız o zamanlar biz de CHP'nin adayı kesinlikle sayın İmamoğlu değil, sayın Özgür Özel'dir diye yazmıştık.
O vakit birçok arkadaşımız kahinlik ettiğimizi düşündü. Bu asla bir kahinlik değildi. Bu gün yine, aynı şeyi ısrarla iddia ediyoruz. İnsanların tamamı veya bir kısmı, gözleri ile gördüklerine inanır, göremediklerini de yok sayar. Oysa akıl ve izanla da görmek mümkündür. Bir kişinin seçimlerden 3 yıl önce aday ilan edilmesinde ne amaçlanmış olabilir?
Bunun iki amacı vardı.
1. Sayın Kılıçdaroğlu'nun ardından parti içinde muhtemelen çıkabilecek çatlakları önlemek.
2. İleride sayın Özgür Özel'in ayağına takılacak, muhtemel isimleri yıpratarak bertaraf etmek.
Siyasette buna ayak oyunları denir. Sayın Özel bu oyunu çok iyi oynadı. Fakat şu sıralar, biraz sabırsızlık, biraz heyecan ve erken havaya girmek ve biraz da siyasi konjonktür gereği, pozisyon alma saikleriyle bir davranış gösterdi.
Peki ne yaptı? CHP Cumhurbaşkanlığı aday ofisinin kapısındaki Ekrem İmamoğlu isimliğini kaldırdı ve yerine Özgür Özel ismini koydurdu. Bu da erken ve yanlış oldu. Şimdi kendisini, sayın İmamoğlu'nu sokmaya çalıştığı pozisyona getirmiş oldu. Yani başta yapılan yanlış, kaçınılmaz olarak bir başka yanlışı getirdi. İnanın bu yanlışlardan bir doğru çıkmaz.
Yapılacak şey neydi? Yapacağı tek şey, olayları doğal akışı içinde ve sabırla yönetmekti. İleriye dönük ayak oyunları, "Ben geleyim, ben olayım, kimin işine gelir veya gelmez önemli değil, benim işime gelsin yeter' anlayışıdır.
Olması gereken "Vatanımın menfaati neredeyse ve kimdeyse o olmalı" anlayışıdır. Buna da siyasette yönetsel beceri, olgunluk ve vatanperver yaklaşım denir.
Değerli CHP'li dostlarımızdan, doğal olarak bazı olumsuz tepkiler gelebilir. Ama maalesef gerçekler acıdır.
Nefsimize hoş gelmeyebilir. Ama gerçek bu. Yazmayalım mı. Aykırı fikirler her zaman faydalıdır. Sizin farklı bir gözlükle bakmanıza yardımcı olur.










































Suat Başkanım, bu çamurdan, bu çöpten, bu adaletsizlikten bizi kurtaracak iradeye ihtiyaç var. Osman Kandıra; ister bu gerçekleri yayınla, ister görmezden gelmeyi seç. Şunu bil ki; halkın feryadı senin sessizliğinden, gerçeklerin ağırlığı senin korkularından büyüktür. Biz bitti demeden, bu hesap kapanmayacak!
Osman Kandıra’ya Açık Mektup: Sessizliğiniz Gerçekleri Susturamaz! Bu bir isyandır, bu bir yüzleşmedir. 24 yılın sonunda geldiğimiz nokta; emekliyi açlığa mahkûm edenlerin, kendi şatafatlarında boğulduğu bir Türkiye tablosudur. Bir yanda "bir eli yağda bir eli balda" gezenler, diğer yanda üç kuruşa muhtaç edilen, ölüme terk edilen milyonlar... Samsun’dan tüm yurda yayılan bu talan düzenine artık "dur" demenin vakti gelmiştir! Toplanan 3 trilyon dolarlık verginin hesabı verilmezken; adalet, ahlak, eğitim ve kültür birer birer yok edildi. Sokaklarımız güvensiz, geleceğimiz ipotek altında. Konuşanın hapse atıldığı, 10 ton kokainin hesabının sorulmadığı, Venezüella altınlarının karanlık dehlizlerde aklandığı bu sistemde; suçlu dışarıda, dürüst vatandaş ise kendi vatanında hapis hayatı yaşıyor. Şimdi ise bu enkazın üzerine, babadan oğula geçecek bir "saltanat" hayali kuruyorlar. Padişahlık özlemiyle yanıp tutuşanlara hatırlatırız: Bu millet sahipsiz değildir!
Osman Kandıra’ya açık mektubumdur: İster yayınla, ister görmezden gel; gerçeklerin ağırlığı senin sessizliğinden büyüktür. Halk yoksulluk ve sefalet içinde kıvranırken kalemini oynatmayan, ülkeye giren kokain gemilerine tek kelime edemeyen, Sinan Ateş cinayeti karşısında sağır taklidi yapan sen; bugün hangi yüzle muhalefetin adayını sorguluyorsun? Nusaybin’de şanlı Türk bayrağı ayaklar altına alınırken başını kuma gömenlerin, kirli ittifaklara ve karanlık altın ticaretine dilsiz kalanların vatanseverlik dersi vermeye hakkı yoktur. Toplumun kanayan yaralarına sırtını dönüp sadece işine gelen dosyaları açan bir kalem, kalem değil; bir illüzyon aparatıdır. Gerçekler orta yerde dururken senin bu seçici körlüğüne tek bir söz kalıyor: Yazıklar olsun!
RECEEEP TAYYİİİİİP ERDOĞAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN........ BİN KERE SEÇİM OLSUN BİN KERESİNDE DE AK PARTİ KAZANIR. BU TOPLUM CHP ZİHNİYETİNE OY VERMEZ.
CHP son seçimlerde birinci olmuş hala bu millet oy vermez diyor. CHP zihniyeti özgürlük eşitlik adalet demektir. Peki AKP'nin davası ve zihniyeti nedir? Ben söyleyeyim nepotizmden, haksız tutuklamalardan, zengin beslemekten, rahibi salmaktan, halkı kkm ile soymaktan, fakirleştirmekten vb yani kısaca kul yemekten utanmamak ve hatta gurur duymak. Bu arada MHP'de apoyla övünüyor kurucu lider falan diye.
Özgür ÖZEL İ yandaş yazarlar aday olarak gündeme getirmeye başladılar Kılıctaroğlunda olgugu gibi anketcilerde Özgürü parlatmaya başladılar Mahsur YAVAŞ ın haricinde hicbir adayın kazanma şansı yok Kılıctaroğlu gibi yandaş yazarlara anketcilere inanıp sazan gibi atlarsa boyunun ölcüsünü alır siyasetten silinir
Taşkesenlioğlu, Ruhsar, Gökçek ve daha niceleri yargılanmadan AKP kimi suçlasa boş. Öte yandan İmamoğlu'nu doğrudan suçlu ilan edenler otomatikman kendileri suç işliyor. Tutuklu olmakla hükümlü olmak arasında fark büyük. Hüküm verilene kadar suçlu yoktur. Apoyu lider yapan MHP'liler de kusura bakmayın ama CHP'lilerin vatan sevgisini sorgulama hakkınızı kaybettiniz. Son olarak sandıkta Kılıçdaroğlu aday olmadığı sürece CHP'liler için adayın da önemi yok. Artık vatanını seven herkes bu zengin sever hükümetin gitmesi gerektiğini çok iyi anladı. Yani esasen partinin de önemi yok artık.
osman bey tam bir hezeyan içindesiniz. bir kere bile doğru bir şey yazmadınız. varsa yoksa chp. varsa yoksa yalan. maduronun altınlarının ahlatçı tarafından nasıl ülkeye sokulduğuyla ilgili bir laf etmediniz, akp içindeki uyuşturucu kokain partilerini yazmadınız, akp-pkk-mhp ortak koalisyonuna tek kelime etmediniz,ıraktan çıkarılan petrolü yazmadınız, ülke yangın yeri emekli öldü bir kere yazmadınız, sayın ekrem imamoğluna yapılan haksız hukuksuz darbeye yani milli iradeye darbeye bir kelime etmediniz, hakkında çıkan onca iftiraya ragmen her seferinde aklanan adam için bir kere bir şey demediniz şimdi çıkmış kelimenin tam anlamı ile boş muhabbet yapıyorsunuz. sizden değil gazeteci kabzımal olmaz. gazeticilik işi cesaret ister gerçekleri ister o da sizde yok. bu arada ekrem imamoğlu cumhurbaşkanı adayı olacak ve kaanacaktır. eski yaşlı siyasetçilere yer yok artık. kazanamassa ofisinize gelip eşşek gibi anırıcam ama aday yapılırsa siz aynısını yapacaksınız var mısınız?
Chp lere kim doğruyu gerçekleri söylerse anında YAFTALAMA hazır.Ya TROL damgası ya da GİZLİ AKP li damgası yersiniz.Bunların yücelttiğine sevinin ne kötülediğine erinin.Kendilerinin yaptığı herşey kusursuz mübah doğru.2 senedir yolsuzluk, arsızlık ,haksızlık hikayelerinden midemiz bulandı.Milletin bunlarla iktidar uğraşıyor algısından yararlanıp rahatlar.Her gün bir skandal.Uzağa gitmeye gerek yok.Samsun a bakın.Ö.Özel Kılıctaroğluna yaptığı sırtından vurma kalleşliğinin bedelini ödeyecek.Nasıl ki Kılıçtaroğlu M.ince'ye yaptığının hesabını ödediği gibi.M.Yavaş a alttan altan ayar verdiler. BU ayak oyunlarıyla kendi ayaklarına dolanacaklar.Halk iktidara kızgın. Öfkeli.Ama sandık ortaya gelince bu millet önce vatan der.Atı alanda Üsküdarı geçer.