Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, Ankara'da yapılan NATO Zirvesini yazdığı köşe yazısında zirvede alınan kararlara dikkati çekerek "Manşetlerde magazin, masada savaş! NATO zirvesi bize ne fısıldadı? Biz o sırada neyi ıskaladık?" dedi.
Manşetlerde magazin, masada savaş! Peki Ankara'da NATO zirvesi bize ne fısıldadı?
Evet Ankara’da gerçekten mükemmel ve eksiksiz, ülkemize ve bize yakışır büyük bir zirve yaşandı. Emeği geçenlere teşekkürü bir borç bilirim. Ama günlerce televizyon kanallarında, sosyal medya mecralarında kimin hangi arabaya bindiğini, kimin nasıl karşılandığını, liderlerin eşlerinin ne giydiğini, verilen promosyon hediyeleri ve tebessümleri konuştuk.
Protokol ayrıntıları, kulis fotoğrafları ve magazinsel başlıklar, hepimizin zihnini meşgul etti.
Ama asıl soru şu; Biz o sırada neyi ıskaladık?
Zirve salonlarının şatafatlı ışıkları altında, dünya yeni bir döneme çok daha tehlikeli bir yola girdi. Biz 'kim, kiminle, nasıl göründü' diye tartışırken, Ankara Bildirisi’nde imzalar atıldı. Peki, o kağıtlarda ne yazıyordu?
Savaşın Yeni Rengi: Teknoloji, Silah ve Algoritmalar
Zirveden çıkan rakamlar dudak uçuklatıyor. Avrupalı müttefikler ve Kanada, savunma yatırımlarını 139 milyar dolar artırdı. Üstüne 50 milyar dolarlık yeni silah alımları eklendi. Barış dedikçe, aslında daha fazla silah, daha büyük bütçeler ve daha gelişmiş savaş makineleriyle kuşatılıyoruz.
İşin daha da ürkütücü olanı ise, yapay zeka vurgusu. Artık savaşlar sadece tankla tüfekle değil algoritmalarla, siber saldırılarla ve Transatlantik Savaş Bulutu denilen dijital sistemlerle yönetilecek. Yani savaş, artık sadece sınır boylarında değil, hayatımızın her alanına, ekranlarımızın içine sızıyor.
Tarihin Tekerrürü ve İkiyüzlülüğün Gölgesi
Bu zirvede yankılanan istikrar ve ittifak söylemleri, geçmişin acı hatıralarıyla birleşince, kulağa ne kadar da tanıdık geliyor. Biz bu filmi daha önce defalarca izledik.
Demokrasi kisvesiyle Irak’ın, Afganistan’ın, Suriye’nin işgalini ve o ülkelerde geride kalan enkazı nasıl unuturuz?
Bosna’da, bizzat BM garantisi altında binlerce masum insanın nasıl göz göre göre yok edildiğini nasıl görmezden geliriz?
Tarih bize şunu öğretti! Batı medeniyetinin barış dediği yerde, çoğu zaman kendi çıkarlarının güvenliği demokrasi dediği yerde ise kan, gözyaşı ve kalıcı bir yıkım projesi yatar. Bölge coğrafyamızda barışın tesis edilmesi, hiçbir zaman bu çatı kuruluşların ajandasının bir parçası olmamıştır. Aksine, onlar için bu topraklar, sadece jeopolitik satranç tahtasında harcanabilir taşlardır.
Türkiye, yıllardır müttefikler arasındaki savunma ambargolarının kalkması gerektiğini söylüyor. Bildiride bu madde yer alsa da, geçmişteki o karanlık tecrübelerimiz bize şunu fısıldıyor. Kağıt üstünde yazanla sahadaki gerçeklik çoğu zaman birbirine düşmandır.
Asıl Soru: Biz Neyi Konuşuyoruz?
Dünyanın yeni bir güvenlik mimarisiyle yeniden dizayn edildiği, milyarlarca doların silahlara aktığı, bölgemizin daha da karıştığı bir dönemden geçiyoruz. Bir yanda barış deniliyor, hemen yanı başımızda Filistin’de işgal ve soykırım tüm hızıyla devam ediyor. Masada istikrar söylemleri, sahada ise zift gibi yayılan bir barut kokusu...
Barışın garantisi olarak daha fazla silah formülü, bize tarihin acı hatıralarını hatırlatıyor. Oysa biz biliyoruz ki kalıcı huzur silahla değil, adaletle, hukukla ve hakkaniyetle gelir.
Ankara Zirvesi bize şunu öğretti;
Gerçek kararlar, magazin manşetlerinin gölgesinde, sessizce alınıyor. Bizler, ekranların bize sunduğu sahte gündemlerin ötesini görmek zorundayız. Türkiye’nin ve coğrafyamızın geleceği, otomobil markalarından veya protokol karelerinden değil, bu stratejik oyunları okuyup kendi çıkarlarını vicdani bir akılla korumasından geçiyor.
Artık vakit, popülist magazin pencerelerden bakmayı bırakıp meseleleri stratejik, siyasi ve en önemlisi vicdani bir süzgeçten geçirme vaktidir. Gerisi lafıgüzaf...
Peki sizce, tarihsel olarak defalarca hayal kırıklığına uğradığımız bu güvenlik ittifakları karşısında, toplumsal hafızamızı ve stratejik farkındalığımızı diri tutmak için nasıl bir duruş sergilemeliyiz?









































