Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, Atakum ilçesinde Meteoroloji arazisinin ihale ile yapılan satışındaki soru işaretlerini ve bölgeye yapılacak yatırım sonrası yaşanacak olumsuzlukları yazdı.
Samsun'un Atakum ilçesindeki Meteoroloji arazisi ihale ile satılırken, bu satışı köşe yazısına taşıyan mimar İshak Memişoğlu, satış öncesi yapılan imar planında yapılan emsal değer değişikliğine dikkati çekti.
Meteoroloji Arazisi! Satılan Sadece Arazi mi, Atakum'un Geleceği mi?
Atakum sahil bandında kamu eliyle satılan arazilerde inşa edilen özel yapılardan tamamlananların ve Meteoroloji 10. Bölge arazisinin satılan 1. etabı 405 Ada 7 parsele yapılan proje henüz tamamlanmadan, kent siluetine etkileri hissedilmeye başlanmışken, eski Meteoroloji 10. Bölge Müdürlüğü arazisinin ikinci bölümü olan 405 Ada 8 parselin satılması Samsun kamuoyunda haklı olarak tartışılmaktadır.
Toplam 26.501,16 metrekare büyüklüğündeki Meteoroloji Bölge Müdürlüğü arazisinin ilk etapta 11.724,24 metrekarelik bölümü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı kuruluşlar eliyle İller Bankası aracılığıyla satışa çıkarılmış ve ihale edilmiştir. Şimdi ise geriye kalan 14.776,92 metrekarelik ikinci bölümün akıbeti gündemdedir.
Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Atakum'un en değerli kamusal alanlarından biri olan bu arazinin geleceği, yalnızca gelir elde etme amacıyla mı belirlenmelidir; yoksa kentin uzun vadeli ihtiyaçları ve kamu yararı mı esas alınmalıdır?
Kent sosyolojisi açısından bakıldığında ise mesele yalnızca bir mülkiyet devri değildir. Her büyük kamusal alanın elden çıkarılması, kentte yaşayan bireylerin ortak yaşam alanlarının daralması anlamına gelmektedir. Çünkü kent, yalnızca yapıların oluşturduğu fiziksel bir çevre değil; insanların karşılaştığı, sosyalleştiği, ortak aidiyet geliştirdiği ve kamusal yaşamı deneyimlediği bir toplumsal organizasyondur. Bu nedenle kamusal alanların azalması, yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda sosyal sermayenin ve toplumsal etkileşimin de azalmasına yol açmaktadır.
Bugün Samsun'da Atatürk Bulvarı boyunca, Atakum ilçe sınırlarının batı girişinden yaklaşık 25'inci kilometreye kadar uzanan sahil koridorunda yaşanan trafik yoğunluğu herkesin malumudur. Bölgedeki nüfus artışına rağmen yeni ulaşım çözümleri üretilememiş, alternatif ulaşım aksları oluşturulamamış, mevcut yol altyapısı ise uzun yıllardır artan yükü taşımakta zorlanmaktadır. Geçmiş dönemlerde çözülemeyen bu sorunlar mevcut dönemde de büyük ölçüde devam etmektedir.
Böyle bir ortamda, yoğun ticaret, alışveriş merkezi ve lüks konut fonksiyonları içeren yeni bir yapılaşmanın bölgeye ilave trafik yükü getireceği açıktır. Üstelik söz konusu proje yalnızca mevcut sorunları büyütmekle kalmayacak; otopark baskısını artıracak, servis ve lojistik hareketlerini çoğaltacak, kıyı bandındaki yoğunluğu daha da yükseltecektir. Kent planlamasının temel amacı mevcut sorunları büyütmek değil, çözmek olmalıdır. Trafik kapasitesi yetersiz olan bir bölgede yeni yoğunluk alanları üretmek, planlama açısından sorgulanması gereken bir tercihtir.
Tartışmanın bir diğer boyutu ise kamu arazilerinin kullanım amacıdır. Meteoroloji arazisi sıradan bir mülk değildir. Bu alan yıllarca kamu hizmeti amacıyla kullanılmış, kamu kaynaklarıyla oluşturulmuş ve kent merkezinde kalan nadir büyüklükteki kamusal alanlardan biri olmuştur. Kamu arazilerinin temel işlevi, toplumun ortak ihtiyaçlarına hizmet etmektir. Bu nedenle kamu mülkiyetindeki stratejik alanların satılması, yalnızca ekonomik gelir perspektifiyle değil, sosyal, çevresel ve mekânsal etkileri bakımından da değerlendirilmelidir.
Kent sosyolojisinin önemli yaklaşımlarından biri olan "kent hakkı" anlayışına göre kent, yalnızca yatırım yapanların veya mülk sahibi olanların değil, o kentte yaşayan bütün bireylerin ortak yaşam alanıdır. Bu nedenle kamusal mülkiyetin geleceğine ilişkin kararlar, yalnızca ekonomik verimlilik üzerinden değil; toplumsal eşitlik, erişilebilirlik, kuşaklar arası adalet ve ortak yaşam kalitesi açısından da değerlendirilmelidir.
Daha da önemlisi, bu alanın geçmişte "Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı" kapsamında değerlendirildiğine ilişkin tartışmalar bulunmaktadır. Kentsel gelişim ve Dönüşüm alanı olarak değerlendirilmek üzere Çevre Şehircilik ve İklimlendirme Bakanlığı tarafından Samsun Büyükşehir belediyesine devredilen bu alanın satışı amaca uygun mudur? Eğer amaç gerçekten kentsel dönüşüm ise, dönüşümün temel hedefi rant üretmek değil; yaşam kalitesini yükseltmek, kamusal mekânları artırmak ve kent bütününde sosyal fayda sağlamaktır. Kentsel dönüşüm kavramının ticari proje üretme aracına dönüşmesi, dönüşüm mevzuatının temel felsefesiyle bağdaşmamaktadır.
Başarılı kentsel dönüşüm uygulamaları incelendiğinde, dönüşümün yalnızca yeni yapı üretmekten ibaret olmadığı görülmektedir. Asıl amaç; sosyal bütünleşmeyi güçlendirmek, kamusal yaşamı desteklemek, mahalle kimliğini korumak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Dönüşümün yalnızca inşaat faaliyetleriyle özdeşleştirilmesi, kentin sosyal dokusunu ikinci plana iten bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.
Projeye ilişkin dikkat çeken bir diğer husus ise yapı yoğunluğudur. Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.05.2017 tarih ve 10/218 sayılı kararıyla onaylanan uygulama imar planında yapılaşma koşulları ayrık nizam, TAKS 0.40, KAKS (emsal) 1.80 ve 7 kat olarak belirlenmiştir. Buna karşın ihale ilanında emsal değerinin 2.00 olarak ifade edilmesi kamuoyunda soru işaretleri yaratmış, emsal artışı tartışmasına yol açmıştır. Bu hususta idareden imar planı kararlarıyla uyumu konusunda açıklama beklenmektedir.
İmar planlarında tanımlanan yapılaşma hakları ancak plan değişikliği yoluyla değiştirilebilir. İhale makamlarının plan kararları üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle ihale dokümanlarında belirtilen emsal değerinin hangi hukuki dayanağa dayandığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Ancak bugün artık daha önemli bir karar noktasındayız. İlk etap satılmış ve yapılaşma başlamıştır. Buna rağmen geriye kalan 14.776,92 metrekarelik 405 ada 8 parsel için hâlâ farklı bir tercih yapılabilir. Atakum'un kişi başına düşen aktif yeşil alan ihtiyacının her geçen gün arttığı, sahil bandındaki açık alanların yoğun baskı altında bulunduğu dikkate alındığında, ikinci etap olarak adlandırılan bölümün kamusal yeşil alan olarak korunması güçlü bir kamu yararı seçeneği olarak değerlendirilmelidir.
Üstelik yeşil alanlar yalnızca peyzaj unsuru değildir. Kent sosyolojisi araştırmaları, parkların ve açık kamusal alanların çocukların gelişiminden yaşlıların sosyal yaşamına, fiziksel ve ruhsal sağlıktan toplumsal dayanışmaya kadar birçok alanda belirleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır. İnsanların ücretsiz biçimde bir araya gelebildiği kamusal alanlar, kent yaşamının demokratik niteliğini güçlendiren en önemli mekânlardır.
Atakum'un ihtiyacı yeni alışveriş merkezleri, yeni beton kütleleri veya yeni trafik üreticileri değildir. Atakum'un ihtiyacı nefes alabileceği açık alanlar, erişilebilir parklar, kentlilerin ücretsiz yararlanabileceği kamusal mekânlar ve geleceğe bırakılabilecek yeşil alan rezervleridir.
Bugün dünyanın birçok kentinde planlama anlayışı daha fazla yapı üretmekten çok, yaşam kalitesini artıran kamusal mekânları çoğaltmaya yönelmiştir. Çünkü güçlü kent ekonomilerinin temelinde dahi nitelikli kamusal alanlar, yüksek yaşam kalitesi ve sürdürülebilir kentleşme anlayışı bulunmaktadır. Bir kentin cazibesini belirleyen yalnızca inşa ettiği binalar değil; koruyabildiği parklar, meydanlar, kıyılar ve ortak yaşam alanlarıdır.
Kentler yalnızca binalarla değil, boşluklarıyla da yaşar. Bir kentin geleceğini belirleyen şey ne kadar yapı yaptığı değil, ne kadar kamusal alanı koruyabildiğidir. Meteoroloji arazisinin ilk bölümünün satışının ardından ortaya çıkan sonuçlar dikkatle değerlendirilmeli; kalan bölüm için aynı hata tekrarlanmamalıdır.
Çünkü kentler, gelecek kuşaklara bırakılan ortak bir mirastır. Bugün alınan planlama kararları yalnızca bugünün yatırım tercihlerini değil, çocukların yaşayacağı kentin niteliğini de belirlemektedir. Geri kazanılması neredeyse imkansız olan kamusal alanların korunması, sürdürülebilir şehircilik kadar toplumsal sorumluluğun da gereğidir.
Bugün verilecek karar yalnızca 14.776 metrekarelik bir parselin geleceğini değil, Atakum'un nasıl bir kent olmak istediğini de belirleyecektir. Kamu yararını önceleyen bir anlayış, kalan alanın yeni bir rant projesine değil, kentin ortak kullanımına ayrılmasını gerektirmektedir.









































