Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, iktidar ve muhalefeti yazdığı köşe yazısınnda "Hepimiz aynı kazanda haşlanıyoruz. Bindik bir alamete
gidiyoruz kıyamete" dedi.
Memleketin haline bakıyorum da, rahmetli Cem Karaca’nın o meşhur dizeleri geliyor aklıma: "Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!"
Tam 23 yıldır, istisnasız 86 milyon insan aynı tencerenin içindeyiz. Ama bir tuhaflık var; sanki iktidar ve iktidar destekçileri kendilerini dışarıda, güvenli bir kıyıda sanıyor. Hayır arkadaşlar! İktidarıyla, muhalefetiyle, zenginiyle, fakiriyle hepimiz o ateşin üzerindeki tencerenin içindeki malzemeleriz.
Ya da iktidar, ganimet ve etiket paylaşımında, kendini tencerenin en kıymetli eti sanıyor; muhalefet ise koltuk benim olsun diye debelenirken, kendini tencerenin ikinci değerli elementi sanıp suyu bulandırıyor. Ve asla eleştirilerimizi dikkate almıyorlar.
Emperyalsit ve siyonist yapıların yaktıkları ateşle Cennet vatan ülkemizi yutulacak bir lokma haline getirdiklerini, malesef görmüyorlar. Evet, ateşi harlayanlar ve tencerenin başında bekleyen aşçılar, kendi ajandalarını bize dayatan, o küresel ve Siyonist oyun kurucularında, ta kendisidir. İktidar, "Ülkeyi en iyi şekilde yönetiyorum" diye kendini dahi kandırırken, muhalefet ise bu iktidarı "Nasıl ele geçiririm" diye, saçma sapan yollarda uğraşırken; aslında hep birlikte o küresel masanın mezesi haline geliyoruz.
Hani Temel’in o meşhur fıkrası vardır ya; Yamyamlar Temel’i ve arkadaşlarını kazana atmışlar. Altında ateş gürül gürül yanıyor, su kaynıyor. Aşçı bir bakmış, Temel büyük bir iştahla tencerenin içindeki patatesleri yiyor. Şaşkınlıkla Temel’in kafasına bir tane indirmiş. Yanındaki arkadaşı sormuş: "Yahu adam zaten kazanın içinde, niye vuruyorsun adamın kafasına?"
Aşçı cevap vermiş: "Görmüyor musun, haşlanıyor ama içerideki patatesleri yiyor!"
Bugün bizim halimiz tam da bu!
Tencerenin içinde haşlandığımızı, birilerinin sofrasında meze olduğumuzu unutmuşuz; iktidar iktidarını ve kazandığı ganimetlerini korumanın peşinde, muhalefet ise her ne olursa olsun iktidar olalım ama genel başkan şu olsun, bu olmasın peşinde. İktidarın kibri ve muhalefetin bu bitmek bilmeyen kısır döngüsü, tencerenin altını harlayan o emperyal aklın işini, öyle kolaylaştırıyor ki!
Onlar dışarıdan izleyip keyiflenirken, biz içeride birbirimizi tüketiyoruz. Öyle ki, iktidarın en sert destekçilerinin bile, öz eleştiri yaptığı bir dönemde muhalefet, kendi iç kavgası sebebiyle iktidarın 23 yıllık yanlışlarını örten bir kalkan, iktidarı rahatlatan bir can simidi oldu. Her şeyden daha tehlikelisi ise vatandaşın "Yeter ki iktidar gitsin de, kim gelirse gelsin" mantığıdır.
Maalesef vatandaş, iktidarı ya da kişileri değiştirerek, ateşin yerini değiştireceğini sanıyor.
Dostlarım, tencereye yeni bir aşçı gelse ne yazar? Ateşi harlayan aynı küresel el oldukça, tencerede pişen yine bizim geleceğimiz, bizim alın terimiz olacak.
Artık gözünüzü açın, aklınızı kullanın, vicdanınızı diri tutun. Seçerken tencerenin dışında kalanlara değil, hepimizin aynı kazanda haşlandığını idrak edenlere destek olun.
Karar sizin; ya tencerenin içinde haşlanan birer figüran olmaya devam edeceğiz ya da bu ateşin altını söndürüp kendi mutfağımızın ve masamızın gerçek sahibi olacağız.









































