Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, halkın algılarla kafasının karışmış durumda olduğunu belirttiği köşe yazısında, "Kör kavgalarla, bu kısır çekişmelerle, yok oluşun eşiğine doğru koşar adım gidiyoruz. Millet olarak göz göre göre, kendi ellerimizle kendimizi tüketiyoruz." dedi.
Hiç kimsenin beğenip beğenmemesi önemli değil. Bugün bu ülkenin, Kurtuluş Savaşı'nı kazandıran o akla, o vicdana, o iradeye yeniden ihtiyacı var. Çünkü çevremiz ateş çemberi, içeride ise siyaset kayıkçı kavgasında. Meselelerin özüne inmeden, sadece birbirini alt etme gayretinde, birkaç klişe lafla yapılan kısır tartışmalar, ülkeyi çürütüyor. Herkes bir safta, herkes birbirine düşman! Ama kimse artık memleketin öz derdine bakmıyor.
Halkın kafası algılarla karışmış, hakikat toz duman olmuş. Bir tarafta İmralı, bir tarafta DEM, bir tarafta Kandil, öbür tarafta Barzani, diğer yanda ciğerimize sızan ekümenik hesaplar içinde Sevr dayatması!
Faiz, borsa, döviz üçgenine sıkışmış bir politika, çürümüş bir israf düzeni. İçki, kumar, faiz, fuhuş, uyuşturucu ile kaybolan ahlak ve maneviyat, diğer tarafta bunlara dur diyecek, mazlumun umudu siyasileşen adalet! Her yanımız delik deşik, her yanımız yara bere, her yanımız işgal altında! Sadece mermiyle değil, zihinlerle işgal altındayız.
Ama biz hala 'Senin partin, benim partim, 'Senin liderin, benim liderim' tartışmalarındayız. Bu kör kavgalarla, bu kısır çekişmelerle, yok oluşun eşiğine doğru koşar adım gidiyoruz. Millet olarak göz göre göre, kendi ellerimizle kendimizi tüketiyoruz.
Yazık ey millet! Yazık oluyor geçmişimize, bugünümüze ve her şeyden önemli geleceğimize!
Eğer aklımızı başımıza alıp silkelenip ayağa kalkıp, öz benliğimize dönmez, birlik ve ahlakı yeniden diriltemezsek, bu gidişin sonu hiçliktir, karanlıktır, yokluktur. Artık uyanma, silkelenme, gerçeğe dönme zamanı çoktan geldi de geçiyor bile. Şimdi susan, sorgulamayan, Allah muhafaza yarın konuşacak, tartışacak zemin dahi bulamayacak.
Allah şuur, basiret, hidayet, feraset versin ve sonumuzu hayır eylesin.









































Yıllardır aynı benzer davayı güdüyorlar tek yabildikleri bu