İnsanoğlunun yolculuğuna baktığımızda, çağların değiştiğini ama sorunların değişmediğini görürüz. Taş devrinde insanın derdi barınmak ve doymaktı. Cilalı taş devrinde toprağı ekip biçmeyi öğrendi ama yine aynı derdin peşindeydi. Tunç çağı, demir çağı, orta çağ, yeni çağ derken bugün teknoloji çağına geldik. Uydular, robotlar, yapay zekâlar hayatımıza girdi ama insanın temel mücadelesi hâlâ aynı: barınmak, doymak, geçinmek.
Çağlar değişti, kurallar değişti, toplumlar ve medeniyetler gelip geçti ama insana ait sıkıntılar hiç eksilmedi. Çünkü asıl mesele çağ atlamakta, yeni düzenler kurmakta değildi. Asıl mesele adaletti. Eğer adalet bir toplumda yerleşmemişse, ister taşla yaşa, ister teknolojiyle, sonuç değişmez.
Adaletin hüküm sürdüğü bir yerde insan huzur bulur, düzen kurulur, refah artar. Ama adalet kaybolduğunda, en parlak medeniyet bile çöker. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Süslü çağ isimleri, görkemli imparatorluklar, yüksek teknolojiler...
Hepsi adalet olmayınca birer koca gürültüden ibaret kalır.
Bugün hala binlerce yıl öncesinin dertlerini konuşuyorsak, mesele ilerleyemememiz değil, adaletin eksikliğidir.
İnsanlığı gerçekten ileriye taşıyacak olan, yeni bir çağ değil; hakkın, hukukun, vicdanın yeniden hayat bulduğu bir çağdır. Yani çözüm ne teknoloji, ne sistem, ne de isim değişikliğidir; çözüm adaletin tekrar hüküm sürmesindedir.










































Doğarken başlayan sorunlar ölürken çözülür biter yalan dünyada adaletinize ihtiyacımız yok isim soy isim değişikliğinede ihtiyacımız yok ebedi alemde ilahi adalete ihtiyacımız var orada yeniden dirileceğiz
Çünkü asıl mesele çağ atlamakta, yeni düzenler kurmakta değildi. Asıl mesele adaletti. Eğer adalet bir toplumda yerleşmemişse, ister taşla yaşa, ister teknolojiyle, sonuç değişmez. Yazar burada küresel sorunu ve yazının tamamında günümüz dünyasına adeta işik tutmuş. Adaletin temel kabul edileceği bir dünya talebi bana göre de dostoğru bir taleptir. Yazıyı,Temel ilkelerim gereği Değerli buluyorum .