Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, Mutlak Butlan kararı ve
CHP'deki son gelişmelerin analizini yaptığı köşe yazısında Kemal Kılıçdaroğlu'nun iktidar ile işbirliği içinde olduğu algısını yanlış bulduğunu belirterek, "Bölünmeler derinleşirse sonuç bellidir" dedi.
Öncelikle, dünden bugüne gelinen noktada, öyle bir algı ve öyle bir dil oluştu ki, sanki muhalefetin Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve sonuçları, sadece bir tek adayın hatasıymış gibi algılanıyor. Ben son seçimlerde adayın hatalarının olabileceğini düşündüğüm gibi; iktidarla iş birliği içinde olduğu imajının oluşmasını hem gerçeklikten uzak, hem de son derece yanlış buluyorum.
Bir şeyi iyi niyetle ifade etmek ve bazı yaşananları tekrardan hatırlatmak isterim. O süreçte yani Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde menfaat ve çıkarların uğruna, yüzlerce ayak oyunu yapanlar, tepkiden dolayı sandığa gitmeyenler, aldığı tepki oylarını tepkinin muhataplarına kaydıranlar, ittifak içi krizler, masadan kalkıp tekrar oturanlar, masayı hakaretler ve iftirlarla dağıtıp yeniden kuranlar, milyonlarca mühürsüz oy pusulasını geçerli sayanların, seçimin az bir farkla kaybedilmesinde, hiç mi payı yok?
Seçimlere girerken taraflı tarafsız tüm anketlerde en az 10 puan farkla alınabileceği konuşulan bir seçimin, yüzde 1’lerle kaybedilmesini, onlarca sebep varken sadece bir isme indirgemek, sizce ne kadar adil, ne kadar gerçekçi?
Yani kısaca anlatmak istediğim meselenin tehlikeli tarafı; bugün CHP kadrolarının içinde oluşan eleştiri dilinin sertliğidir. Geçmişte genel başkanlık yapmış bir ismi sanki 'istenmeyen', 'suçlu' hatta 'hain' gibi gösterenleri susturmak yerine; bunu teşkilatlara kadar yaymaya çalışanlara itidal çağrısı yapılmamasının yanlışlığıdır.
Benim pencerem farklı olabilir, siyasi olarak başka bir çizgiyi esas alıyor olabilirim. Ama meseleye sadece taraftarlıkla değil, perde arkasını da düşünerek bakınca, tablo daha net görünüyor. Bugün CHP’nin içinde yaşanacak kontrolsüz bir hesaplaşma, hele ki mevcut kadroların ve geçmiş değerlerin birbirlerini yok saydığı bir anlayışla yürütüldüğünde, bu iş sadece bir parti içi mesele olmaktan çıkar. Sokaklara kadar taşar. Sonuçta ana muhalefet yıpranır ve ülke gündemi de otomatik olarak iktidarın sosyal, ekonomik ve adalet noktasında eleştirildiği bir ortamdan çıkıp muhalefetin kendi iç kavgasına dönüşür.
Peki böyle bir tablo kimin işine gelir?
A) ABD
B) İsrail
C) AB
D) Siyonizm
E) Bölücü terör unsurları
F) Emperyal çıkar çevreleri
G) İşbirlikçiler
H) Para ve güç odakları ile milletin aleyhine olan tüm yapılar
Maddeleri nasıl koyarsak koyalım, gerçek değişmez: Türkiye’nin siyasi olarak kendi içinde bölünüp kutuplaşması, enerjisini iç çatışmalara harcaması ve ana muhalefetin zayıflaması, her zaman dışarıdaki ve içerideki farklı çıkar odaklarının işine yarar.
Tam da bu yüzden yapılması gereken şey nettir. CHP’nin mevcut yönetimi ile mahkeme kararıyla göreve iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir araya gelmesi, meseleyi bir güç savaşına çevirmeden konuşması gerekir. Önce kendi teşkilatlarını itidale davet etmeleri, sonra kamuoyuna bu sürecin ülkeye zarar vermeyecek şekilde yönetileceğini açıkça ifade etmeleri şarttır. Sokakların değil, ortak aklın konuştuğu bir zemin kurulmalıdır.
Not: En kritik adım ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumudur. Süreci bir hesaplaşmaya dönüştürmeden, mevcut yönetime de abilik yaparak, bazı kararların yanlış olduğunu da yapıcı ve birleştirici bir dille ifade etmesi gerekir. Aynı şekilde mevcut yönetimin yani Özgür Özel’in de geçmişi yok saymadan kapsayıcı bir siyaset izlemesi şarttır.
Aksi halde bu bölünmeler derinleşirse sonuç bellidir: Parçalanmış bir muhalefet ve bundan doğrudan fayda sağlayacak bir iktidar. Bu da ilk seçimde, mevcut tablonun değişmemesi anlamına gelir.
Sonuç olarak mesele toplumsal uzlaşıdır. Ve ülkem insanının huzurudur.










































Türkiye Cumhuriyeti devleti, hukuk devletidir. Kılıçdaroğluna oy vermedim, vermem de... ama görünen o ki, birileri paranın ve oğlunu yakınını CHP li belediyelere işe yerleştirme karşılığında CHP yi demokratik olmayan gayrı meşru ve hukuka aykırı şekilde ele geçirmiş. Kılıçdaroğlu bu beğenmezdim, ama bunca rüşvet, otel odasında basılma, iddianameler vs vs ortaya çıkınca anladım ki, AKP, MHP ve Cumhur ittifakı bu ülke için zorunlu imiş. AKP, MHP ve Cumhur ittifakı, CHP nin yanında sütten çıkmış ak kaşık gibi kalıyor...... iyi ki varsın RTE, iyi ki varsın Bahçeli, iyi ki varsın Cumhur ittifakı....
Senin ne düşündüğünün zerre önemi yok