Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü ile ilgili yazdığı köşe yazısında "Gazze’de anneler çocuklarını toprağa gömüyor, Ukrayna’da milyonlar yollarda kayboluyor, Afrika’da açlıkla birleşen çatışmalar hayatları yutuyor. Ve biz hâlâ barış günü kutluyoruz." dedi.
Barış Yok, Barış Günü Var!
Takvimler 1 Eylül’ü gösteriyor... Dünya Barış Günü.
Ama aslında bu tarih, dünyanın en büyük savaşının başladığı gün.
Yani barış, acının içinden doğan bir çığlık.
Bugün kutladığımız şey bir gerçeklik değil, bir özlemdir.
Çünkü barış hâlâ yalnızca meydanlarda söylenen sloganlarda, duvarlara yazılan kelimelerde, diplomasi masalarında verilen nutuklarda var.
Gerçekte ise Gazze’de anneler çocuklarını toprağa gömüyor, Ukrayna’da milyonlar yollarda kayboluyor, Afrika’da açlıkla birleşen çatışmalar hayatları yutuyor.
Ve biz hâlâ “barış günü” kutluyoruz.
Barış, silahların susması değildir sadece.
Barış, adaletin sesi yükseldiğinde gelir.
Barış, bir annenin çocuğunu güvenle okula gönderdiği gündür.
Barış, kimsenin kimliğinden, inancından, renginden dolayı hor görülmediği andır.
Barış, sadece sınırların değil, kalplerin de korunaklı olduğu bir düzendir.
Atatürk, yıllar önce “Yurtta sulh, cihanda sulh” dediğinde aslında bir temenni değil, bir yol haritası çiziyordu. Bugün hâlâ o haritayı elimize alıp yön bulmaya çalışıyoruz.
Belki de 1 Eylül’ü, barışın günü değil; barışa giden yolun haritasına bakma günü olarak görmeliyiz.
Ama unutmayalım.. Barış bir şarkının içinde bile mümkündür.
Asıl mesele, onu hayata taşıyabilmektir.
Ne yazık ki, hâlâ takvimde barış var, dünyada yok!









































