Samsun'da yapı yoğunluğunu arttıran imar uygulamalarını kaleme alan Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, "Şehircilik biliminin önlemeye çalıştığı süreç tam olarak budur" dediği köşe yazısında, yapı yoğunluğuna yönelik imar uygulamalarının Samsun'da kent trafiğine, otopark sorununa, yeşil ve kamusal alanlara, komşuluk ilişkileri ile yaşam kalitesine olan olumsuz zararlarını yazdı.
SAMSUN'DA YAPI YOĞUNLUĞUNU ARTTIRAN İMAR UYGULAMALARININ YARATTIĞI ZARARLAR! KENT ARAZİLERİ SATILIRKEN... SAMSUN'UN GELECEĞİ KİME EMANET?
Bölüm 3: Samsun'da Plan Değişiklikleri Kenti Nasıl Değiştiriyor?
Bir kentin geleceği, tek bir imar planı değişikliğiyle bir anda değişmez. Ancak çok sayıda plan değişikliği, zaman içinde kentin kimliğini, siluetini, ulaşım sistemini ve yaşam kalitesini bütünüyle dönüştürebilir.
Samsun'da son yıllarda yaşanan gelişmeler tam da bu açıdan değerlendirilmelidir. Çünkü tartışılan konu, yalnızca bazı kamu arazilerinin satışı değildir. Esas mesele, bu satışlara zemin hazırlayan planlama kararlarının şehir üzerinde nasıl bir etki oluşturacağıdır.
Şehir planları, belirli bir bütünlük içinde hazırlanır. Nüfus yoğunluğu, ulaşım sistemi, yeşil alanlar, sosyal donatılar, altyapı kapasitesi ve çevresel değerler birlikte değerlendirilerek bir denge kurulur. Bu nedenle bir parselde yapılan değişiklik, çoğu zaman yalnızca o parseli değil, çevresindeki bütün kentsel sistemi etkiler.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, Meteoroloji Arazisi, Bir Parselin Ötesinde Bir Karar olarak değerlendirilmelidir. Atakum'daki eski Meteoroloji 10. Bölge Müdürlüğü arazisi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu açıdan Meteoroloji Arazisi, Bir Parselin Ötesinde Bir Karar olarak değerlendirilmelidir.
Sahil bandında yer alan bu alan, yalnızca değerli bir taşınmaz değildir. Aynı zamanda Atakum kıyısının kent siluetini, denizle kurduğu görsel ilişkiyi ve kamusal mekân niteliğini etkileyen stratejik bir konumdadır.
Arazinin ilk bölümünde başlayan yapılaşmanın etkileri, proje tamamlanmadan dahi hissedilmeye başlanmıştır. Sahil boyunca algılanan açıklık duygusu değişmiş, yapı kütleleri kıyı siluetinin önemli ve olumsuzlukla birlikte uyumsuzluk oluşturan baskın bir parçası hâline gelmiştir.
Şimdi gündemde bulunan ikinci bölümün de benzer şekilde değerlendirilmesi, şu soruyu zorunlu olarak gündeme getirmektedir:
Samsun kıyıları gelecekte nasıl bir siluete sahip olacaktır?
Bu soru yalnızca mimari bir tercih değildir. Kent kimliğiyle ilgili temel bir planlama sorusudur.
Yoğunluk Artışı Yalnızca Kat Sayısı Değildir
Plan değişiklikleri çoğu zaman "emsal artışı" veya "fonksiyon değişikliği" olarak görülmektedir.
Oysa şehircilik açısından her yoğunluk artışı yeni bir nüfus demektir.
Yeni nüfus ise;
Daha fazla araç,
Daha fazla trafik,
Daha fazla otopark ihtiyacı,
Daha fazla içme suyu tüketimi,
Daha fazla kanalizasyon yükü,
Daha fazla enerji ihtiyacı,
Daha fazla okul,
Daha fazla sağlık tesisi,
Daha fazla yeşil alan ihtiyacı anlamına gelir.
Başka bir ifadeyle, plan değişikliği yalnızca yatırımcıya yeni yapılaşma hakkı vermez; belediyeye de yeni yükümlülükler getirir. İşte şehircilik biliminin temel yaklaşımı da budur. Yeni yoğunluk oluşturuluyorsa, bunun altyapısının ve sosyal donatısının da aynı plan bütünlüğü içinde karşılanması gerekir.
Benzer değerlendirme, Ankara yolu üzerinde Karayolları Genel Müdürlüğünden belediyeye devredilen taşınmazlar için de yapılmalıdır. Ulaştırma Bakanlığı'na ait bu araziler, Samsun Büyükşejir Belediyesi'ne Kentsel Gelişim ve Dönüşüm Alanı olarak kullanılmak üzere devredilmiştir. Kamuoyunun bilmesi gereken temel konu yalnızca bu alanların satılıp satılmayacağı değildir.
Asıl bilinmesi gereken; bu taşınmazların belediyeye hangi amaçla devredildiği, daha sonra plan kararlarının neden değiştirildiği ve oluşacak yeni yapılaşmanın kent üzerindeki etkilerinin bilimsel olarak analiz edilip edilmediğidir.
Şeffaf planlama anlayışı bunu gerektirir. Yakın zamanda Belediye Hizmet alanı olarak imar planlarında yer alan SASKİ hizmet alanının ticaret ve konut alanına dönüştürülmesi de kentin dönüşümü ve bu dönüşümün geleceğe dair olumsuz yansımaları bakımından ayrıntılı değerlendirilmelidir. Kurupelit Marina çevresindeki planlama kararları ise farklı bir açıdan önem taşımaktadır.
Kıyılar, Anayasa'nın 43. maddesi ve Kıyı Kanunu gereğince herkesin eşit ve serbest kullanımına açık kamusal alanlardır.
Dolayısıyla kıyılarda yapılacak her plan değişikliği yalnızca ekonomik açıdan değil;
Kamusal erişim,
Kıyı hakkı,
Ekolojik denge,
Peyzaj bütünlüğü,
Kent estetiği,
Sosyal adalet
bakımından da değerlendirilmek zorundadır.
Kıyılar, yalnızca yatırım yapılacak alanlar değildir.
Kıyılar, kentin ortak yaşam alanıdır.
Kent Silueti Bir Kamu Değeridir
Bugün birçok Avrupa kentinde siluet koruma planları hazırlanmakta, belirli bölgelerde yapı yükseklikleri yalnızca yatırım taleplerine göre değil, kent kimliği dikkate alınarak belirlenmektedir.
Çünkü kent silueti yalnızca estetik bir unsur değildir.
Siluet; kentin hafızasıdır.
Kentin kartpostalıdır.
Kentin tanınırlığıdır.
Kentin aidiyet duygusudur.
Bir kez bozulan siluetin eski hâline döndürülmesi ise neredeyse imkânsızdır.
Kent sosyolojisi, plansız yoğunlaşmanın yalnızca fiziksel sonuçlar doğurmadığını göstermektedir.
Yoğunluk arttıkça;
Komşuluk ilişkileri değişir,
Kamusal alan kullanımı azalır,
Trafik günlük yaşamı zorlaştırır,
Yeşil alanlar üzerindeki baskı artar,
Yaşam kalitesi düşmeye başlar.
Kent, yavaş yavaş insanların yaşadığı bir yer olmaktan çıkar; insanların yalnızca barındığı bir mekâna dönüşür.
İşte şehircilik biliminin önlemeye çalıştığı süreç tam olarak budur.
Sonuç olarak,
Samsun'un geleceği yalnızca yeni yatırımlarla belirlenmeyecektir.
Asıl belirleyici olan, bu yatırımların hangi planlama anlayışıyla gerçekleştirileceğidir.
Bilimsel planlama; her boş kamu arazisini yapılaşma alanı olarak görmez.
Her değerli arsayı satılacak bir taşınmaz olarak değerlendirmez.
Her yatırım talebini kamu yararı olarak kabul etmez.
Gerçek planlama, bugünün ekonomik ihtiyaçları ile gelecek kuşakların yaşam hakkı arasında denge kurabilen planlamadır.
Bugün Samsun'un önündeki temel tercih de budur.
Kent, parsel parsel değerlendirilen bir emlak portföyü müdür; yoksa gelecek kuşaklara bırakılacak ortak bir yaşam alanı mıdır?
Bu soruya verilecek cevap, yalnızca bugünkü imar kararlarını değil, Samsun'un gelecek yüzyıldaki kimliğini de belirleyecektir.









































