Samsun'da Atakum ilçesi sahilinde Kurupelit'ten 19 Mayıs'a kadar uzanan 10,5 kilometrelik kıyı şeridinin araç trafiğine açılması ile ilgili mahkeme 'Olmaz' kararı aldı! Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu ise Kurupelit'ten 19 Mayıs'a kadar uzanan kıyı şeridinde araç trafiği ile ilgili ısrarın sürdüğünü ve mahkeme kararının uygulanmadığını yazdı.
Mahkeme 'Olmaz' dedi; Kurupelit'ten 19 Mayıs'a kadar uzanan sahilde araç yolu ısrarı neden sürüyor?
Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri, idarenin de hukuka bağlı olmasıdır. Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi ile 138. maddesinde düzenlenen mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğü, yalnızca vatandaşlar için değil, bütün kamu idareleri için bağlayıcıdır.
Ancak Samsun kıyılarında yaşanan gelişmeler, bu ilkenin ne ölçüde gözetildiği konusunda ciddi tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
Kurupelit'ten başlayarak 19 Mayıs ilçesine kadar uzanan sahil bandında, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında araç trafiğine olanak sağlayacak düzenlemeler yapılması; buna uygun altyapının oluşturulması, sinyalizasyon sistemlerinin kurulması, trafik işaret ve işaretlemelerinin yerleştirilmesi ve trafik denetimlerinin bu güzergâhta yürütülmesi, uzun süredir kamuoyunun gündemindedir.
Oysa bu konu, yalnızca şehircilik açısından değil, yargı kararı bakımından da tartışılmış bir konudur.
Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin 2022/124 Esas ve 2023/744 Karar sayılı kararında, uyuşmazlığa konu yaklaşık 10,5 kilometrelik kıyı bandına ilişkin plan değişiklikleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporunu da değerlendirerek önemli tespitlerde bulunmuştur.
Kararda özetle; planlanan 20 metrelik yolun büyük bölümünün kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı, bu alanda kalıcı yol yapılabilmesi için dolgu gerektiği, dolgu planı yapma yetkisinin ise ilgili Bakanlığa ait olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, dolgu planı bulunmayan alanlarda belediyelerin ancak plaja erişimi sağlayan, sökülebilir nitelikte ahşap veya benzeri yürüyüş yolları tasarlayabileceği ifade edilmiştir.
Mahkeme, alçak ve kumsal karakteri taşıyan bu kıyıda, mevzuata uygun dolgu planı ve uygulaması yapılmaksızın kalıcı nitelikte yaya yolu planlanmasının dahi kıyı ve imar mevzuatına uygun olmadığı sonucuna ulaşmış ve dava konusu plan değişikliklerini bu gerekçeyle iptal etmiştir.
Bu kararın ortaya koyduğu hukuki çerçeve son derece açıktır.
Eğer mahkeme, söz konusu alanda mevzuata uygun dolgu planı olmaksızın planlanan yaya yolunu dahi hukuka aykırı bulmuşsa; aynı alanın fiilen araç trafiğine açılması, bunun için trafik levhaları, sinyalizasyon sistemleri ve diğer ulaşım altyapılarının oluşturulması, kamuoyunda haklı olarak yeni hukuki tartışmaları gündeme getirmektedir.
Burada cevap bekleyen soru şudur:
İptal edilen plan kararının dayandığı hukuki sakıncalar ortadan kaldırılmadan, aynı alanda fiilen taşıt trafiğine imkân sağlayan uygulamalar hangi hukuki dayanağa dayanmaktadır?
Bu sorunun kamuoyuna açık ve tatmin edici biçimde cevaplandırılması gerekir.
Çünkü kıyılar, Anayasa'nın 43. maddesi uyarınca devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun temel amacı ise kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanımına açık tutulmasını sağlamaktır. Kıyılar, öncelikle kamusal kullanım alanlarıdır; ulaşım koridoru olarak değerlendirilmeleri ise ancak kanunun öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde mümkündür.
Diğer yandan, kıyı kenar çizgisi içerisinde araç trafiğinin oluşturduğu riskler yalnızca hukuki değildir.
Yayalar, bisiklet kullanıcıları, çocuklar, yaşlılar ve engelliler açısından güvenlik sorunları ortaya çıkmakta; kıyının rekreasyon işlevi ile ulaşım işlevi arasında ciddi bir çatışma yaşanmaktadır.
Bu durumdan en fazla etkilenen kesimlerden biri de sahil boyunca bulunan yazlık konutların ve sitelerin sakinleridir.
Yıllarca deniz kıyısında, yaya öncelikli ve rekreasyon amaçlı bir çevrede yaşamayı tercih eden vatandaşlar; bugün yoğun araç trafiği, gürültü, egzoz emisyonu, hız riski ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Kıyıların temel işlevi dinlenmek, yürümek, spor yapmak, çocukların güvenle oynayabileceği kamusal alanlar oluşturmaktır.
Bu alanların zamanla taşıt öncelikli koridorlara dönüşmesi, yalnızca şehircilik açısından değil, kent yaşam kalitesi bakımından da sorgulanmalıdır.
Burada eleştiri yalnızca Samsun Büyükşehir Belediyesine yönelik değildir.
Kıyı Kanunu'nun uygulanmasını gözetmekle görevli tüm kamu kurumlarının, kendi görev ve yetki alanları çerçevesinde hukukun üstünlüğünü esas alan bir yaklaşım benimsemesi beklenir.
Hukuk devletinde idari işlemler, mahkeme kararlarının etrafından dolaşarak değil; mahkeme kararlarının gerekleri yerine getirilerek yürütülür.
Samsun'un kıyıları, yalnızca bugünün ulaşım ihtiyacını karşılayan alanlar değildir.
Onlar, bu kentin en önemli kamusal mirasıdır.
Kurupelit'ten 19 Mayıs'a kadar uzanan kıyı şeridi, Karadeniz'in en değerli kamusal yaşam koridorlarından biridir.
Bu alanın geleceği planlanırken temel ölçüt; araçların daha hızlı hareket etmesi değil, insanların denizle güvenli, özgür ve kesintisiz biçimde buluşabilmesidir.
Bugün artık tartışılması gereken soru şudur:
Mahkeme kararlarıyla hukuka aykırılığı ortaya konulan bir planlama anlayışında ısrar etmek, Samsun'a gerçekten ne kazandırmaktadır?
Çünkü hukuk devletinde asıl olan, mahkeme kararlarını tartışmasız kabul etmek değil; onların gereklerini eksiksiz yerine getirmektir.
Samsun'un geleceği, hukukun üstünlüğüne duyulan saygı kadar güçlü olacaktır.











































Fakulte sapagindan incesu çakirlaŕ catalcam taflan derekoy boyunca guvenlik sıfir polis yok trafik yok zabit yetersiz, yolda bisiklete binen kucuk buyuk cocuklar var yurusuyus yapan insanlar var ,son sürat giden araba , belediye araclari kepce dozer morsiklet icki icip bu yol ustunde yola cikan ,cadircisi mangalcisi ,karavancisi uyusturucu iceni fuhus u hepsi var denetim yok sifir can guvenligi yok daha dun cakirlar yalida iki kucuk cocuk bisiklete scoter biniyor ters yonden yolcu otobusu dokunma mesafesinde gecti , tam bir facia bu yol .her acidan , yetkili merciler sus pus polise yuzune sikayet ediyorsun adam araca anons geceyor vatandas tersten gelmeye devam acilen çozum uretilmesi gerekiyor .
Madem öyle niye bu yol yapıldı, niye bu yaz incesu da güzelim kumun yarısına taş beton döküldü, kumsal küçültüldü? Niye? Niye? İşletmeler kafalarına göre şezlong attı. Kıyı jenar çizgisine uygun olmayan yollar yapılarak neden kum yok edildi?
Bende orada ikamet eden birisi olarak söylemek isterimki, insanların yoğunlukla hafta sonu haklı olarak deniz, kum ve güneşlenmeye, ailece veya arkadaşlarıyla hafta sonu dinlenmek ve güzel zaman geçirmeye hakkı var. Demem o ki sahiller halka açık yerlerdir, kimsenin malı yada özel mülkü değildir. Sahil yoluna gelirsek; yürüyüş ve bisiklet yolu yapılmadan araç trafiğine kapalı olması olası bir facianın yaşanmadan önlenmesi açısından gerekli olduğu düşüncesindeyim. Hali hazırda çoğunlukla gençlerin altında motor vızır vızır eksoz sonses anladınız sanırsam. Araçların tüm camları açık (sıcaktan olsa gerek) müzik sonses dumtıs dumtıs denetim desen zabıta anons yapıp geçiyor. Çadır kuranlar mı ararsın (lafım gece evlerin bahçesine girip yakacak odun arayan çiçeklik yapılan araba tekerleğini alıp sahilde yakan), mangalını semaverini oradaki çam yapraklarıyla yakıp ortalığı dumana boğan, yiyip içip birdaha gelmeyecek gibi çöpünü olduğu gibi bırakan (ben bunlara vatan haini diyorum) mı ararsın. Çözüm olarak Halit Başkanın bu durumada çözüm bulacağına inanıyorum. Batı parktaki gibi belirli aralıklarla halka açık mangal yerleri, duş tuvalet yerleri yapılabilir diye düşünüyorum. Saygılarımla…
Bu ülkede algı hep iş yapar, gerçekler ise itinayla gömülür. Bahsedilen kıyı şeridinin ıslah edilmesi gerekiyor, bir yol da lazım tabii ki. Bu yolun hızı maksimum 30 km olur, bariyerlerle bu kontrol sağlanır. Şu durumda tüm kıyı boyunca bu yerler tutanın elinde kalmış, dikenli tellerle hazinenin arazisine çökmüş bazı insanlar vatandaşı denizden mahrum kılmaktadır. Oturduğu yerden yazıp çizen sözde bilirkişiler bunların hiçbirini bilmezler, masa başı raporlarla mahkemeleri yanlış yönlendirmektedir. Unutmayın, devletin olmadığı yerde orman kanunu vardır. Orman kanunları ise bir avuç rantiyeciyi korur, vatandaşı korumaz.
ne yani sahili, denizi yakından görmek sadece zengin olan, denizin dibinde evi villası olanlara mı serbest.... burası hukuk devleti.... belediye meclis üyelerine biz halk oy veriyoruz... onlar da halkın talepleri doğrultusunda hukuka da uygun olacak şekilde kararlar alacaklardır... sahile vatandaş, araçları ile gelir, denizin havasını teneffüs eder.... deniz de sahil de hiç kimsenin tekelinde değil... hukukun üstünlüğü esastır, üstünlerin hukuku değil.....
Bu yolun araç trafiğine kapatılması için SBŞ Başkanlığına iadeli taahhütlü dilekçe ile baş vurdum. Üç ay geçti cevap dahi verilmedi. Bu yolda bir yaya veya bisiklet kullanan birsi trafik kazası ile ölürse, bu bir kaza değil cinayet olacaktır. Bakalım olası bir ölümlü kazaya neden olacaklar ne yapacak?