Sigara, aşırı alkol ve stres neden oluyor! Samsun Kent Haber köşe yazarı Prof. Dr. Zafer Şahin, sağlığımız için vücudumuzda azaltmamız gereken sessiz ve sinsi molekül olan homosist artışının nasıl önleneceğini yazdı.
Homosist artışı nasıl önlenir? Homosist artışına neler sebep oluyor? Homosist artışını dengeleyen gıdalar neler? Prof.Dr. Zafer Şahin homosist ile ilgili yazdığı köşe yazısında önemli bilgiler verdi.
- Sağlığımız İçin Vücudumuzda Azaltmamız Gereken Sessiz ve Sinsi Bir Molekül: Homosistein
Kıymetli Samsun Kent Haber okuyucuları, bu yazımda sizlere vücudumuzda sinsice artan ve sağlıklı bir hayat için mutlaka artışını önlemek ve düşük seviyede tutmamız gereken bir molekül olan homosistein hakkında bilgi vermek istiyorum. Nitekim, sağlık söz konusu olduğunda çoğu insanın aklına kolesterol, kan şekeri ya da tansiyon gelir. Oysa vücudumuzda daha sessiz ama en az onlar kadar önemli bazı biyokimyasal göstergeler de vardır. İşte bunlardan biri homosisteindir. Çok sık konuşulmasa da damar sağlığından beyin fonksiyonlarına kadar birçok alanda dikkat edilmesi gereken bir moleküldür.
Homosistein, vücutta metiyonin adlı aminoasidin metabolizması sırasında ortaya çıkan doğal bir ara üründür. Yani aslında tamamen “yabancı” ya da “zararlı” bir madde değildir. Sorun, onun var olması değil; gereğinden fazla birikmesidir çünkü homosistein seviyesi yükseldiğinde, bu durum vücutta özellikle damar iç yüzeyi, oksidatif stres, inflamasyon ve sinir sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir.
Bugün homosisteinin en çok dikkat çektiği alanlardan biri kardiyovasküler sağlıktır. Yüksek homosistein düzeyleri, damar iç yüzeyinde hasarı kolaylaştırabilir, damar sertliği sürecini destekleyebilir ve pıhtılaşma eğilimini artırabilir. Bu nedenle homosistein, tek başına her şeyi açıklayan bir gösterge olmasa da özellikle kalp-damar hastalıkları açısından dikkate alınması gereken bir işaret olabilir. Yani bazen kişi kolesterolüne çok odaklanırken, homosistein gibi daha sessiz ama önemli bir risk faktörünü gözden kaçırabilir.
Homosistein yalnızca damarlarla ilgili değildir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, onun beyin sağlığı ile de yakın ilişkili olabileceğini göstermektedir. Yüksek homosistein düzeyleri; unutkanlık, bilişsel yavaşlama, dikkat sorunları ve yaşla birlikte artan bazı nörodejeneratif süreçlerle ilişkilendirilmektedir. Elbette burada homosistein tek başına bir neden değildir; ancak beynin sağlıklı çalışması için metabolik dengenin önemli parçalarından biridir. Bu nedenle özellikle ileri yaşta, hafıza ve dikkat yakınmaları olan kişilerde homosistein düzeyinin değerlendirilmesi önemli olabilir.
Peki homosistein neden yükselir? En sık nedenlerden biri, onun metabolizmasında görev alan bazı vitaminlerin yetersiz olmasıdır. Özellikle B12 vitamini, folat (B9) ve B6 vitamini, homosisteinin yeniden dönüştürülmesi ve zararsız metabolik yollara aktarılması için gereklidir. Bu vitaminlerden biri ya da birkaçı eksik olduğunda, homosistein vücutta daha kolay birikmeye başlar. Bu nedenle yüksek homosistein çoğu zaman bize yalnızca bir sayı değil, aynı zamanda “altta yatan bir vitamin yetersizliği olabilir” mesajı verir. Sizlere tavsiyem: doktorunuza danışarak, homosistein düzeylerinize baktırabilirsiniz ve yüksek çıkarsa seviyesini düşürmek için bilgi alabilirsiniz.
Bu noktada en önemli soru şudur: Homosistein nasıl düşürülür? Cevap, çoğu zaman tahmin edilenden daha temel bir yerde başlar. Öncelikle beslenme düzeni önemlidir. Folat açısından zengin yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, yumurta, et, balık ve dengeli protein kaynakları homosistein metabolizmasını destekler. Eğer kişide B12 vitamini, folik asit ya da B6 eksikliği varsa, bunların yerine konması homosistein düzeyini düşürmede en etkili yaklaşımlardan biridir. Ancak burada kritik nokta şudur: Rastgele vitamin kullanmak yerine, eksikliği ya da ihtiyacı saptamak daha doğrudur.
Yaşam tarzı da en az vitaminler kadar önemlidir. Sigara, homosisteini yükseltebilen faktörlerden biridir. Aynı şekilde aşırı alkol, hareketsizlik, yetersiz uyku, düzensiz beslenme, aşırı işlenmiş gıda tüketimi ve kronik stres de metabolik dengeyi bozarak homosistein düzeyini artırabilmektedir. Bu nedenle homosisteini düşürmek yalnızca bir laboratuvar değerini düzeltmek değil; aslında damar, beyin ve metabolik sağlığı birlikte korumak anlamına gelir.
Bugün birçok insan “hangi takviyeyi almalıyım?” sorusunu soruyor. Oysa bazen asıl soru şudur: Vücudumda sessizce yükselen ve uzun vadede zarar verebilecek ne var? Homosistein işte tam da bu sessiz işaretlerden biridir çünkü çoğu zaman belirti vermez; ama yüksek olduğunda, vücutta uzun vadeli bir yük oluşturabilir.
Umarım yazdıklarım faydalı olmuştur. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sağlıklı günler dilerim.









































