Samsun Kent Haber köşe yazarı şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, yazdığı köşe yazısında "PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a statü istemek suç değil mi?" diye sordu.
Ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü uğrunda, 18 Nisan 1992'de Iğdır- Doğubayazıt devlet karayolu Pamuk geçidi mevkiinde, teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın emir ve talimatlarıyla hareket eden, PKK terör örgütü mensupları tarafından, 19 kişilik terörist grup gerçekleştirilen yol kesme eyleminde, hunharca şehit edilen silahsız ve sivil 4 astsubaydan birisi olan, İlhan Hamlı’nın abisiyim.
Kardeşim İlhan Hamlı 17 yaşında ilk askeri üniformasını giymişti. Şehit edildiğinde 29 yaşındaydı. O tarihte annnemiz, 56 yaşındaydı. İlhan astsubay, annesinin mavi gözlü paşasıydı! Annem, şehit annesi Bedriye anne, şimdi 90 yaşında. Şehit astsubay İlhan Hamlı, yine annesinin mavi gözü paşası.
İlhan astsubay şehit olduktan sonra, 34 yıl geçti, yüreğimizdeki acısı hiç dinmedi, hep katlanmaya devam etti. Biz ailece 34 yıldır şehitlikte yatıyor, şehitlikte kalkıyoruz. Şehidimizin cenazesinde, gerçek hukuk devletinin her şehit yakınına söylediği, bizim devletimizinde bir sözü vardı. Biz devlet sözünü kulağımıza, küpe yaptık. Şehit yakını kimliğimize, söylenen o sözü hiç unutmadık. Devlet sözü aynen şöyle idi. Merak etmeyin, sabırlı olun şehitlerimizin katili hain teröristler, hukuk kuralları çerçevesinde cezalarını sonuna kadar, hak ettikleri şekilde çekeceklerdir.
O söz bir intikam sözü değil, adalet sözüydü. O söze güvendik, elbette güvenmeliydik. Şimdi bir siyasetçi çıktı, dün söylediklerinin kaydı arşivlerde yokmuş gibi, tamamen tersini söylemeye başladı. Şehitlerimizin asıl katili Abdullah Öcalan için, umut hakkı kıvılcımını yakarak, yüreğimizdeki şehit ateşine adeta benzin döktü. Şehit yakını kimliğimizle, şehidimizin katilinden medet umulmasını asla kabul etmiyoruz.
Biz şehit yakınlarının ve şehidimizin, statüsü bellidir. Misakı milli sınırlarımız içerisinde, son 40 yılda şehit ateşinin düşmediği ne bir köy, ne bir ilçe, ne de bir il yoktur! Son 40 yıldır ülkemizde en acımasız, kanlı terör eylemlerini gerçekleştiren, PKK terör örgütünün lideri teröristbaşı bebek katili Abdullah Öcalan 1999 yılından beri, İmralı’da bulunan yüksek güvenlikli cezaevinde idam hükümlüsü iken, son haliyle ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü olarak, adeta kuş sütü ile beslenmektedir. Yemeklerine ve sağlık durumuna çok dikkat edilmektedir.
Sıradan bir hükümlü muamelesi gördüğü söylenemez. Son iki yıla kadar, asılsın diye ip atan, sağlık durumunu bilemediğimiz MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli şimdi gün geçmiyor ki, 55 bin kişinin katili olarak yargı kararlarıyla tescillenen Abdullah Öcalan için, statü temposu tutturmaya devam ediyor. Hukukun kişiye göre uygulanması nasıl olur, bunu anlayabilmiş değiliz.
Kaldı ki, bu bir bölücü katil! Muhatap alınan, kendisinden medet umulan kişi, namı değer bebek katili Abdullah Öcalan olunca, bu durum ister istemez canımızı sıkıyor, sağlığımızı bozuyor. Dün yanımızda olan Devlet Bahçeli, nasıl oluyorda bugün 180 derece U dönüşü ile, bebek katili dediği Öcalan’a her defasında çıtayı biraz daha yükselterek, statü istiyor. Baş müzakereci olsun diyebiliyor. Bu çıkışları ile dikkat çeken Devlet Bahçeli aklı başında olan kişiler tarafından, sağlık durumu gerçekten yerinde mi diye konuşuluyor, sorgulanıyor.
Çünkü asla hiçbir hukuk devletinin yanaşmayacağı içine sindiremeyeceği, vatandaşlarının kabul etmeyeceği, bir statüyü bebek katili Öcalan’a Sayın Devlet Bahçeli talep ediyor. Peki bu nasıl olacak? Bu süreç başladığından beri, bebek katili Öcalan’ın, pazarlık yok diyenlerle pazarlık yaptığına inananlardanız. Çünkü hiç kimsenin inkar edemiyeceği, bir masanın İmralı'da kurulduğunu artık hepimiz biliyor ve görüyoruz. Eğer pazarlık yoksa, statü dayatması şimdi nereden çıktı? Şehit yakını ve mağdur kimliğimizle bunu sormaya, herhalde hakkımız vardır.
Öcalan için sürekli statü çağrısı yapanlar, böyle bir talebin kanunlarımızda bir ifade özgürlüğü olduğunu mu düşünmektedir? Siyasi atmosfere göre kanunlarda yazılanlar görmezden gelinebilir mi? Bu konu, en net şekliyle hukukçuların ve yargının bileceği işdir. Ama her Türk vatandaşınında, söylemeye çekinsede bu konuda bir fikri vardır. Ancak görünen köy kılavuz istemiyor. Kanunlarımızda suç ve suçluyu övme veya terör örgütü propagandası yapma kapsamında, bu konuda net bir değerlendirme, bu kadar ısrardan sonra gündeme gelebilir. Belki de, o yüzden sürekli hukuki düzenleme talebi yapılıyor. Bu süreç biz şehit yakınlarına bir kez daha adaletin bu mu? dedirtti.
Biz şehit yakınları her türlü ulusal ve uluslararası denetimden geçmiş, yargı kararlarına ve adalete sırtımızı dayadık ve güvendik. Hiç bir şekilde şehitlerimizin katili Abdullah Öcalan’dan medet umanlarla, aynı kulvarda olmamız, aynı şeyleri düşünmemiz mümkün değildir.
Abdullah Öcalan’a barış güvercini diyenler, eğer akıl sağlığı yerine olanlardan oluşuyorsa, vay halimize. Böyle bir duruşun adı, ülkemizi ve milletimizi bölmek isteyenlerle ihanet yolunda yürümektir. Bizimle aynı yerden yanmayanların 180 derecelik U dönüşü bir utanmazlık ve ihanet dönüşü değilse nedir?
Gerçek devlet aklının duracağı yer, bebek katiline statü vermek değil hak ettiği onanmış cezasını çektirmek ve, bölücü oluşumlara terörist yapılara göz yummamaktır.










































Ayhan Hamlıyi çok seviyoruz.... Ayhan Hamlı nin şehit abisini çok seviyoruz ve rahmetle anıyoruz.... Ayhan Hamlınin annesi Bedriye annemizi çok seviyoruz, Allah uzun ömürler versin..... terörün bitmesi için başlatılan kardeşlik projesini destekliyoruz.... RTE yi, devlet Bahçeli yi, cumhur ittifakını destekliyoruz..... apoyu, PKK yi, terör uzantılarını lanetliyoruz.... hastanın tedavi için acı ilacı içtiği gibi terörün bitmesi için, devletimizin ve milletimizin bekası için Kardeşlik projesine destek veriyoruz.... kahrolsun apo... kahrolsun PKK.... var olsun Türkiye Cumhuriyeti....