Samsun Kent Haber köşe yazarı şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yeni yazısında, Öcalan'dan onay alınarak çerçeve yasa çıkartılmak istendiğini belirterek, "Şark kurnazlıklarına yeter artık" dedi.
BEBEK KATİLİ ÖCALANDAN ONAY ALARAK ÇERÇEVE YASA ÇIKARMAK NEDİR?
Hiç kimse masal anlatmasın. Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiç bir milletin bölünmez bütünlüğüne kastederek, o ülkeden toprak koparmayı hedefleyen, başka bir bayrak hayali ile terör hareketi başlatıp, 50 binden fazla insanın terör yoluyla ölümüne neden olmuş, başka bir teröristbaşı yoktur ki, bebek katili Abdullah Öcalan gibi ağırlaştırılmış müebbet hapse, hükümlü bulunduğu yüksek güvenlikli cezaevinde heyetler kabul edip, seminerler alsın, seminerler versin, PKK ‘lı teröristler için, çerçeve yasa pazarlığı yapabilmiş olsun.
Biz şehit yakınları Terörsüz Türkiye, ihanet açılımıyla birlikte şehitlerimizin katili ile yapılan pazarlıkları asla kabul etmiyor, hiçbir şekilde görmezden ve duymazdan gelmiyoruz. Çerçeve yasa ile ilgili toplumdan gizli yapılan her toplantıyı da, ihanet toplantısı olarak görüyor ve öyle algılıyoruz. Şehit edilen hiçbir askerimizi, polisimizi, güvenlik korucumuzu kamu görevlimizi sivil insanımızı unutmadık, unutmuyoruz.
Yüreğimizdeki şehit acısı ilk günkü kadar sıcak ama daha yoğun daha katmerli. Bunun ne demek olduğunu anlamak için, aynı yerden yanmak lazım. Bizimle aynı yerden yanmayanların, bizi anlamasını beklemiyoruz ama düşüncelerimize değer verilmesini, uyarılarımızın dikkate alınmasını ülkemizin ve milletimizin bekası için önemli buluyoruz. Öyleki şehitlerimizin cenazelerinde şehit annelerimize ne mutlu ki, şehit annesisin demekle hiçbir şehit annesi mutlu olmuyor. Şehit annesi olan annem Bedriye Hamlı, 18 Nisan 1992’den beri hayatta ama mutlu değil yüreğindeki acıda ilk günkünden çok daha fazla, canlı tanığı olarak bende bu nedenle mutlu değilim. Çünkü şehitlerimizin cenazesine katılıp, şehitler ölmez vatan bölünmez, katil Apo, İmralı Apoya mezar olacak diye slogan atanlar ve attıranlar, artık bölücü terör örgütü başına kurucu önder demekten hiçbir rahatsızlık duymadıkları gibi, ip attıkları yılları unutarak umut hakkı baskısı kurmaya devam ediyorlar. Allah’ın adaletinden korkmuyorlar mı, bunu da bilmiyoruz. Devlet Bahçeli’nin 360 derece dönüşü ile başlatılan katil Apo’ya cezaevinin kapısını açmaya yönelik çerçeve yasa tasarısı, neden kamuoyundan saklanıyor? Neden millete sorulmuyor. Kimse biz millete güvenmiyoruz diyebilir mi? Böyle bir süreç gerçekten ihanet süreci değilse nedir? Ne Habur’da kurulan çadır mahkemelerde, PKK’lı teröristlerle yaşanan diyalogu unutur, ne de Sur’da ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne yönelik kurlun hain tuzağı, ne de o göz göre göre kurulan, o hain tuzaklarda yitirdiğimiz kahraman şehitlerimizi unuturuz.
Bu yeni sürecin her tarafı büyük bir ihanet kokuyor. Şehit yakını kimliğimle devletimizin şehit cenazelerimizde, bize verdiği sözü hiç unutmuyorum. Hukuk çerçevesi ve kuralları içerisinde ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü hedef alarak şehit ettikleri, her şehidimizin kanun önünde hesabı sorulacaktır, siz hiç endişe etmeyin diyen, devlet sözünü unutmuş değilim. Devletin sözü unutulmaz. Çünkü her hukuk devleti adaletli ve hukuka bağlıdır. 40 yıla yakın bir süredir devam ettirdiği kanlı terörle güç ve bir çok alanda kazanım sağlayan bölücü PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın, binlerce şehidimizin katili olduğunu, bizden kimse bu gerçeği unutmamızı istemesin ve beklemesin. Dün vatan toprağından bölücü hainlere tek bir çakıl taşı dahi vermeyeceklerini söyleyenler, bugün nasıl oluyor da toplumdan saklanan, hiç bilmediğimiz neyin sonucu olarak Abdullah Öcalan’a umut hakkı verilmesini isteyebiliyorlar? Bu kadarına pes doğrusu.
Süreci dayatanlardan bu konuda, "Şehit gelsin mi istiyorsunuz?" demekten başka bir açıklaması olan var mı?
"Şehit gelsin istiyor musunuz?" demek şehit yakınlarını ciddi anlamda baskılamak ve susturmak için, şark kurnazlığı ile izlenen stratejik ve karanlık bir yoldan başka bir şey değildir.
Yeni süreçte, çerçeve yasa için harekete geçenlerin TBMM’deki ve İmralı’daki süreç turları, şehitlerimizin kemiklerini sızlatırken bunu görmezden gelmek ihanet değilse başka ne olabilir. İmralı’da bebek katili Abdullah Öcalan’la görüşenler, buna gerekçe olarak devlet aklı diyenler, aklımızla alay etmeyi artık bir kenara bıraksınlar. Şehitlerimizin neden şehit edildiklerini yok sayarak PKK’nın silah bırakmadığını, bırakmayacağını, bildikleri halde Apo’yu muhatap alarak, hareket edenler maalesef terör örgütü PKK’yı yasal bir taraf haline getirmek için, en büyük adımları halktan kaçırarak atmaya devam edemezler. Bu oluşumun meşru olacağını kimse düşünmesin. Böyle şeyler halk oylamasına, millete götürülmeden yapılmamalıdır. Yasal kılıf uydurularak izlenen her yol aydınlık ve meşru olur mu?
Terör örgütübaşı Abdullah Öcalan’a ve onun terör örgütü PKK için çıkarılacak ya da çıkarılması düşünülen, Türk milletinin bilmediği Abdullah Öcalan’ın talebi olan çerçeve yasa tasarısının ana başlıkları, Öcalan’a verilmiş ve onayı alınmış olabilir mi?
Eğer yanından köşesinden bu yapılmış, buna izin verilmişse biz şehit yakınları bir kez daha kararlı bir ses tonuyla muhataplarına, muhataplarımıza soruyoruz.
İmralı’ya heyet gönderip bebek katili Öcalan’dan onay alarak, çerçeve yasa çıkarmak nedir?
İmralı’ya gidenler herhalde Öcalan’a hal hatır sormaya gitmediler!
DEM’li vekillerin İmralı’ya getir götür yaptıklarını görmeyen bilmeyen var mı?
Teröristbaşı Öcalan ile pazarlık, şehitlerimizi ayağa kaldırmaktan başka bir iş yapmıyor. Şark kurnazlıkları yeter artık.









































