Samsun Kent Haber köşe yazarı ve şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız'ın geçmişte Öcalan davasında şehit ailelerine gönüllü avukatlık yaptığını hatırlattığı yeni köşe yazısında, "Şehit ailelerinin gönüllü avukatı terör örgütü lideri Öcalan'a Umut Hakkı ister mi? İstiyorsa vay halimize" dedi.
ŞEHİT AİLELERİNIN AVUKATI ÖCALANA UMUT HAKKI DİYORSA VAY HALİMİZE...
Türkiye’nin her yerinden şehit ailelerinin müdahil olduğu Abdullah Öcalan davasında, terörist başı Abdullah Öcalan'ın o tarihte yürürlükte olan TCK'nın 125. maddesine göre, hüküm giymesi için şehit ailelerinin gönüllü ve ücretsiz avukatlığını yapan, değişik barolara kayıtlı onlarca avukat vardı.
Abdullah Öcalan davasının resmi müdahili olduğum için, davayı izlemek üzere İmralı'ya en yakın yer olan Bursa'nın Mudanya ilçesinde 1999 yılında yargılama süreci boyunca, Mudanya halkının evinde misafir olduk. Mudanya'ya davayı izlemek üzere giriş yaptığımızda, Emniyet yetkilileri tarafından kimliklerimiz kayıt altına alındı. Mudanyalılar evlerinde şehit yakınlarını ve gazilerimizi misafir etmek için adeta yarıştı.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılaması İmralı adasında yapılan Abdullah Öcalan'ın davasında, resmi müdahil olmamıza ve çoğumuz talep etmemize rağmen yargılamayı izlemeye İmralı'ya adeta seçmece götürüldük. Biz şehit yakınları ve gaziler çoğumuz, değişik barolara kayıtlı hiç tanımadığımız gönüllü avukatlara, Mudanya'da verdiğimiz imza ile Abdullah Öcalan davası için vekil tayin ettik. Abdullah Öcalan davasını takip etmeye gelen, şehit yakınlarının ve gazilerin tamamı İmralı'da mahkeme salonunda olmayı istemesine rağmen, bu mümkün olmadı.
Bu durumda o zaman ki yargılamanın eksik yanı olarak hafızamızda kaldı. Bu nedenle de avukatlara çok iş düştü. Bizim vekil tayin ettiğimiz avukatlar Abdullah Öcalan'ın hak ettiği cezayı alması için, bir birleriyle yarıştılar. Gönüllü avukatların hiç birisi, bizden ücret talep etmedi, bizde ücret vermedik. Vekil tayin ettiğimiz avukatların gönüllü olmaları nedeniyle gösterdikleri çaba için, kendilerine hep minnet duyduk. İyi ki yanımızda durdular, bizim adımıza hareket ettiler diye düşündük. Biz şehit yakınları Abdullah Öcalan yargılanırken ne talep etmişsek nerede durmuşsak, aradan geçen 26 yıla rağmen aynı yerde aynı duygularla adalet talebimizle hareket ediyoruz. Sadece adalet istedik, sadece adalet istemeye devam ediyoruz. Hukukun üstünlüğüne, hukuk devletine, yargı kararlarına güvenmeye devam etmek istiyoruz. Vekil tayin ettiğimiz avukatlar Abdullah Öcalan davası için, şehit ailelerinden ve gazilerden vekalet alırken bunu gönüllü yapmışlardı. Bu gönüllülükten bu dik duruştan 26 yıl sonra 180 derece dönüş yapan gönüllü şehit ailesi avukatı var mı bilmiyoruz!
Biz Türk yargısına güvendik, bağımsız Türk yargısının verdiği nihai karara saygı duyduk, herkesin de saygı duyması gerektiğini hatırlatarak gereğinin yapılmasını talep ettik. Ne acıdır ki, her türlü denetim yollarını tamamlamış Abdullah Öcalan hakkındaki mahkeme hükmü, siyasiler tarafından her defasında budanmaya çalışılmakta, şimdi de Umut Hakkı dayatması ile, PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan 55 bin kişinin ölümünden sorumlu olmasına rağmen, hiçbir şey yapmamış gibi, sütten çıkmış ak kaşık yapılmaya çalışılmaktadır. Bu yapılmak isteneni şehit yakını kimliğimle kabul edilemez bir dayatma olarak görüyorum. Bu süreçte bazı şehit yakınlarının ve gazilerin, bu oldu bittiden şeffaf olmayan süreçten çok rahatsız olduklarını, adım gibi biliyorum. Hepimizin en büyük tehdit kaynağı kelli felli adamların, Terörsüz Türkiye istemiyor musunuz? şeklindeki manevi baskısıdır.
En çok bu süreçte konuşması gereken binlerce üyesi olan, Türkiye'nin her yerine yayılmış olan şehit ve gazi derneklerinin sessizliğinin 'nedeni ne' diye kafa yormayalım mı? Kimse bunun nedenini söyleyemiyor. Bu normal mi? Şehit yakını ya da gazi olup Terörsüz Türkiye istemiyorum, diyecek kimse yoktur. Ne acıdır ki şehit yakını kimliğimle, konuşmamızın istenmediği de acı bir gerçek.
Çünkü sorguluyor ve her tarafından şehit kanı damlayan Abdullah Öcalan'ın ayağına kendi siyasi ayağı olmayan seçilmiş milletvekillerinin de gitmesi, şehitlerimize adeta bir kurşun gibi acı verdi, bir kez daha şehit düştüler. Şehit yakını kimliğimle böyle algılıyorum hissiyatım bu şekilde. Duygusal olduğum düşünülebilir ama bu bir duygusallık değil, şehitlerimize minnet borcumuzdur. DEM Parti milletvekilleri zaten istedikleri zaman İmralı ile görüşüyorlar. Sözüm onlara değil, onlar başından beri bebek katilinin değirmenine su taşıyorlar.
İmralı'ya giden Abdullah Öcalan ile yüz yüze görüşen seçilmiş heyette, gönüllü bir milletvekili var ki, kendi açıklamasından öğrendik Abdullah Öcalan Davası diye bilinen, asrın davasında şehit ailelerine ve gazilere vekil olarak İmralıdaki yargılamaya katılmış. Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan hakkında verilen idam kararının alınmasında, katkı vermiş. Şimdinin MHP Genel Başkan Yardımcısı Avukat Fethi Yıldız’dan başkası değil bu kişi.
Abdullah Öcalan görüşmesine partisini temsilen giden MHP Genel Başkan Yardımcısı Avukat Fethi Yıldız'ın şehit ailelerinin avukatı olduğunu, kendi açıklamaları sonrası kendisinden öğrendik/öğrendim. Bu durumu öğrenir öğrenmez, ilk işim Abdullah Öcalan davası Gerekçeli Kararını tekrar gözden geçirdim ve o davada vekil olan avukatlar arasında Avukat Fethi Yıldız ismini gördüm. Davanın müdahillerini ve vekillerini tek tek kontrol ettim. Şehit ailelerinin avukatlığını yapan Fethi Yıldız'a vekalet vermediğimi ve vekilim olmadığınıda gördüm. Benimde vekilim olabilirdi, kendisini vekil tayin etmediğim için kendi adıma sevindim. Şehit ailelerinin avukatlığını yapıp, İmralıya Öcalan’a umut hakkı talebinde bulunan bir milletvekili olarak, her tarafından şehit kanı damlayan, idama mahkum ettirdiğiniz bebek katiliyle, görüşmeye gideceksiniz bu şehitlerimizin hatırasına nasıl bakıldığını göstermektedir.
Bu sadece şehitlerimize vefasızlık değil. Demek ki o davanın avukatlarından Fethi Yıldız şehit yakınlarının acısını, üzüntüsünü anlayamamış, anlamamış beklentisi farklıymış. Şehit ailelerinin gönüllü avukatı terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a Umut Hakkı ister mi? Eğer gerçekten gönüllü olarak şehit ailelerinin gönüllü avukatlığını yapmışsanız terör örgütü lideri karşısında dik duruşlu bir avukatın, Umut Hakkı istememesi gerekir. Çok enteresan bir durum yaşıyoruz. Zamanında tamamen gönüllü olarak şehit ailelerinin avukatı olan Fethi Yıldız, çeyrek asır sonra MHP Genel Başkan Yardımcısı kimliği ile terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a ısrarla Umut Hakkı diyor.
İşte bu durumda vay halimize demekten başka çaremiz kalmamıştır. Sayın Avukat Fethi Yıldız’ın bebek katili Abdullah Öcalan Davasında, kendisine güvenen ve inanan şehit yakınlarını, gazilerimizi çok üzdüğünü, şehit yakını kimliğimle düşünüyorum. İyi ki bende şehit yakını kimliğimle, avukat Fethi Yıldız beyi Abdullah Öcalan Davasında avukat olarak, vekil tayin etmemişim. Öcalan yargılanırken idam kararı aldıran, 26 yıl sonra Umut Hakkı diyen bir avukata vekalet vermiş olmak istemezdim. Sayın MHP Genel Başkan Yardımcısı Avukat Fethi Yıldız'ı artık şehit yakını kimliğimle, güvendiğimiz dağlara kar yağdıran birisi olarak görüyorum ve öyle hatırlayacağım. Terörsüz Türkiye ama 55 bin kişinin ölümünden sorumlu terör örgütü liderinin, ödüllendirilmediği cezasını sonuna kadar çektiği adaletli Terörsüz Türkiye diyoruz.
Not: Abdullah Öcalan davasında şehit ailelerinin avukatlığını yapan Şevket Can Özbayla Mudanya’da birlikte olduğumuz, fotoğraf yine aynı şekilde Uğur Mumcu'nun ağabeyi avukat Ceyhun Mumcu ile birlikte, Abdullah Öcalan davası devam ederken Mudanya'da birlikte olduğumuz başka bir fotoğraf











































Türk oğlu Türküm ancak farklı etnik köken vatandaşlarımıza zorla Türküm dedirtilmesini kabul etmiyorum ne mutlu Türkiyelilik ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ne mutlu İslam kardeşliği
bırak bu ayakları. türk kardeşliği dediğin yerde islam akrdeşliği ne alaka hristiyan tükde var musevi türkde var. sen bırak bu işleri sana fazla. ülke elden gitmiş ne diyorsun sen.
Terörün bitmesini herkes ister. Fakat terörist başına kurucu önder dersen, umut hakkı altında serbest bırakmak istersen bu olamaz. Dün urgan atıp asalım deyip , bugün salalım dersen aklından ve vatan sevginden şüphe ederler. Olamaz. Bu terörü ve terörist başını övmek olur. Orada duracaksın. Bu kararı 80 yaşında biri alamaz. Akıl sağlığından şüphe ederler. Düşün artık milletin yakasından...
Bu ülke sevdalısı herkes Terörsüz Türkiye'yi destekler ve terörün bitmesini ister, ama terörden beslenen sözde milliyetçi provakatörler istemez illaki, neden çünkü ordan ekmek yiyorlar
gerçek milliyetçi terörün bitmesi herkesin ortak görüşüdür ama terörist ile pazarlık yapılmaz! hangi ülke pazarlık yapmış! feodal düzene son verilmedikçe bu iş bitmez. dem lilerin kürt halkını düşündüğünümü sanıyorsun? kürt halkı yada başka bir halk kimsenin umrunda değil. tek dertleri para. versinler ağalar toprakalrını fakir halka sıkıyorsa hadi hodri meydan. madem kardeşlik diyorlar. putinin dediği gibi teröristi affetmem onu allah affetsin demiştir.
AZ SONRA GELİR SÖZDE KARDEŞLİKTEN BAHSEDER VAY EFENDİM LİDER APO DER. BİRİ VAR BİRİ O İŞTE. APO İTTİR İTE İT DERLER BİZİM ORADA. YARIN CIKSINLAR APO TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİDİR DİYE BU SEFER SÖVMEYE BAŞLARLAR. BUNLAR İÇİN TÜRKİYE VATAN MİLLET HİKAYE. SADECE SAHİÇIKSIN DAĞA!!