Samsun Kent Haber köşe yazarı şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, Törörsüz Türkiye komisyonunun İmralı'ya giderek Öcalan ile görüşecek olmasına "Razı değiliz" diyerek karşı çıkarken, yazdığı köşe yazısında, "Bizim yandığımız yerden yanmayanlar, bizim adımıza konuştu. Şehit yakınları Öcalan ile görüşecek komisyon üyelerini unutmayacak" dedi.
ŞEHİT YAKINLARI İMRALIDA ÖCALAN İLE
GÖRÜŞECEK KOMİSYON ÜYELERİNİ UNUTMAYACAKTIR!
Şehit yakınıyım, şehit abisiyim. Bunu üzerine basa basa tekrarlıyorum. Tekrarlamaya da devam edeceğim. Bir eli yağda, bir eli balda olanların, bizim adımıza komisyonda konuşmasından, karar almasından ve bunu uygulamasından son derece rahatsızlık duyuyoruz. Biz şehit yakınları, asla eli kanlı teröristbaşı Öcalan ile İmralı’da çözüm süreci komisyonu üyelerinin görüşmesine razı değiliz.
Merak ediyorum 55 bin kişinin ölümünden sorumlu teröristbaşı Öcalan komisyon üyelerine, bu yeni çözüm sürecinde "Ben artık barış güvercini miyim" diyecek?
Ve bizde eli kanlı bebek katiline bizde inanacak mıyız? Bazı şehit ve gazi derneklerinin genel başkanları, komisyona çağrılmış ve dinlenmiş olabilir. O dinlenen sayın genel başkanlar, keşke o komisyonda şehit ve gaziler için maddi haklarla ilgili yapılan konuşmaların içerisinde olmasalardı, demeye devam ediyorum. Bu ayıp, bu üzüntü veren bir durum.
Maddi hakların konuşulduğu bir ortamda, Terörsüz Türkiye’yi konuşursanız bu doğru olmaz. Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin maddi hakları, bölücü terör örgütünü ve ellerinde şehitlerimizin kanı olan bölücü başı Öcalan’ı ne kadar ilgilendiriyor ki! Terörsüz Türkiye için çözüm aranan komisyonda, hem hükümet kanadından bakan seviyesinde, hemde şehit ve gazi derneklerinin sayın genel başkanları tarafından bu konuşulmuştu. Kınalı kuzularımız, canlarından hayallerinden vazgeçmişken, bu şehitlerimize ve gazilerimize saygısızlık olmadı mı?
Ben bu durumu şehit yakını kimliğimle şu hak, bu hak diyenlerin garip telaşı olarak gördüm ve şehit yakını olarak rencide oldum. Hiç kimse kusura bakmasın TBMM’de çözüm komisyonunda, asıl dinlenmesi gereken şehit yakınları Abdullah Öcalan davasına, adını yazdıran ve resmi müdahil kabul edilenlerden hayatta olanlardan bir grup mutlaka dinlenmeliydi. Şehit aileleri adına bir şehit annesi konuşsun isteniyor ise, şehit astsubay Ayhan Akbaba'nın annesi Türkiye’nin tanıdığı, hafızalarına kazıdığı Pakize Akbaba annemiz, komisyona davet edilmeliydi. Hepsinin ortak noktası teröristbaşı Öcalan'ın idam kararında müdahil olarak isimlerinin yazılı olmasıydı. Onların Abdullah Öcalan'ın asılması için yıllardır mücadele ediyor olması ne çabuk unutuldu.
O davada teröristbaşı ile mahkemede yüzyüze gelenler, ne yazık ki komisyonda dinlenilmedi. O davanın resmi müdahillerinden birisi olarak, ifade ediyorum bilinçli olarak komisyona davet edilmedik. Ne yazık ki bizim yandığımız yerden yanmayanlar, bizim adımıza konuştular. Böyle bir komisyon Öcalan’ı muhatap alarak üyelerini İmralı'ya gönderirse bunu kabul edecek bir şehit yakını var mıdır? Hangi anne, hangi baba, hangi eş, hangi kardeş, hangi çocuk bundan rahatsız olmaz?
Terörsüz Türkiye istemiyor musunuz diyerek, üzerimizde baskı kuran birileri daha ne kadar şehit yakınlarını köşeye sıkıştırmak, yıldırmak ve bezdirmek için algı yaratacak? Gerçekten çok zor bir süreçten geçiyoruz. Hukuk devletinde yargı kararlarına, herkesin saygı duyması, uyması bunun gereğini yapması önemlidir. Şehit yakınları adalet istiyor. Umut hakkının Öcalan’ı kurtarmak için geliştirilen bir formül olduğunu, bütün dünya biliyor. Öcalan katiline umut hakkı isteyenler, tarihe şehitlerimize ihanet edenler olarak yazılacaktır. Bu komisyon bu ihanete, bu gaflete yeşil ışık yakmamalıdır. Gerçekten bu yeni süreç ülkemizi ve milletimizi bölmek isteyenlerin, doymak bilmeyen iştahını hızlı bir şekilde kabartmaya devam ediyor.
Çözüm komisyonu üyelerinin gelinen süreçte, gaza getirilmeye çalışıldığını, biliyor ve görüyoruz. Öyle ki herkes izlediği yolun doğru olduğunu dayatıyor. Terörist severlerin barış güvercini kılığında, dolaştığı bir ortamda şehit yakınlarını incitecek ve üzecek hiçbir şey yapmıyoruz diyenler, bizi bir şey bilmiyor, görmüyor zannetmesinler. Halbuki ayan beyan terör örgütünün ne yaptığı, neyi yapmadığı, terörle devlete nasıl ayar vermeye kalkıştığını, kimin bu ayar işini ne kadar saklamaya çalıştığını elbette biliyoruz. Bunuda kabul etmiyor, şehit yakını kimliğimizle reddediyoruz. Bu süreçte çeşitli dayatmalarla şehit yakınlarının sesini kısmayı, sürecin devamı için gerekli görenler büyük olduğu kadar tarihi bir hata yapmaktadır. Bugünden gerçeği görüyor ve hatırlatıyoruz; teröristlerle müzakere olmaz, al ver pazarlığı ise asla yapılmaz, yapılamaz. Aksini yapanlar yarın 'kandırıldık' demeyi kendileri için bir hak olarak görmesinler.
Biz şehit yakınları kandırılmak istemiyoruz. Bebek katili Öcalan ile İmralı'da görüşecek komisyon üyelerini, biz şehit yakınları unutursak kanımız kurusun.









































Aman Ayhan abim, sen yorumlara bakıp da aldanma. Bak bu Türkçülüğün ve Atatürkçülüğün ardına saklananlar, zamanında idam kararına rağmen kâfir apoyu asmayanlardir. Bunlar, özde CIA dan, NATO dan, İsrail den emir alan, her fırsatta İslam'a, dine, dindarlara saldıranlardir. Bak AKP ve cumhur ittifakı, yıllardır şehit ailelerine ve gazilere maddi manevi desteği vermektedirler. Sen bile valiliğin programlarında en önde katılıyorsun. Devlet memuru olarak atanma, devletin TOKİ, hac kuraları vs vs şehit ailelerine ve gazilere öncelik veriliyor. geçmiş iktidarlarda bu kadar fazla değildi. Elbette şehitlerimizin ve ailelerinin vefası hiçbir şekilde maddiyat ile ödenemez. Şehitlerimiz cennette. Aileleri de bizim başımızın tacı. Aşağıda RTE yi eleştirenler, zamanında apoyu asmayan Demirel'e, Ecevite, diğer çakma Türkçüler ve sözde Atatürkçülere tek kelime edemeyen sözde vatanseverler. Onlara itibar etme. Onlar, kendi karanlık emelleri için şehitlerimizi ve ailelerini suistimal etmeye çalışıyor.
2004 te idamı kaldıran sayın recep tayyip erdoğandır. sen sayın cumhurbaşkanına laf mı ediyorsun?
Ekonomik refahın yeniden inşası, toplumsal barışın tesisi ve adalet duygusunun yeniden yeşermesi, atılacak en acil adımlar olarak önümüzde duruyor. Türkiye'nin bu karanlık tünelden çıkışı, ancak kolektif bir irade ve demokrasiye olan inancın yeniden canlandırılmasıyla mümkün olabilecektir.Bu süreçte, sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlere, gazetecilere ve tüm vatandaşlara büyük sorumluluk düşüyor. Demokrasi mücadelesi, ancak tüm toplumsal kesimlerin aktif katılımıyla başarıya ulaşabilir. Türkiye'nin geleceği, demokratik değerlerin korunmasına, insan haklarına saygı gösterilmesine ve adalet duygusunun yeniden tesis edilmesine bağlı. Bu zorlu yolculukta, umudunu kaybetmeyen, mücadeleden vazgeçmeyen tüm bireyler, Türkiye'nin aydınlık geleceğinin teminatı olacaktır.
Yargı bağımsızlığının ortadan kalkması, basın özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlanması, akademik özerkliğin yok edilmesi, demokratik hak ve özgürlüklerin gasp edilmesi anlamına geldi. Gazetecilerin, akademisyenlerin ve siyasetçilerin terör propaganda suçlamalarıyla tutuklanması, uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarında yer aldı. Bu çok boyutlu kriz, Türkiye'yi tarihinin en kritik dönemeçlerinden birine taşıdı. Ekonomik çöküş, demokratik erozyon, toplumsal travmalar ve adalet sistemindeki çözülme, birbirini besleyen unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Dini ve milli değerlerin istismarı, toplumsal barışın temellerini oyarak, yerini derin bir güven bunalımına bıraktı.Çıkış yolu, ancak ve ancak demokratik değerlerin yeniden tesis edilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve insan haklarına saygılı, şeffaf bir yönetim anlayışının benimsenmesiyle mümkün olacaktır.
2024'te kayıtlara geçen 394 kadın cinayeti, sadece bir istatistik olmanın ötesinde, devletin en temel vatandaşlık görevini yerine getiremediğinin trajik bir göstergesi. Faili meçhul cinayetler, şüpheli ölümler ve etkisiz yargı süreçleri, kadınların can güvenliğini tehdit eden unsurlar olarak varlığını sürdürüyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun verilerine göre, son 10 yılda kadın cinayetleri 00 arttı.Çocuklara yönelik şiddet ve istismar vakaları ise toplumun kanayan bir yarası olmayı sürdürüyor. Adalet sisteminin çocukları korumaktaki acziyeti, suçluları cesaretlendiren bir işlev görüyor. Yargı süreçlerinin uzunluğu, cezaların etkisizliği ve toplumsal duyarsızlık, bu karanlık tabloyu daha da derinleştiriyor. Çocuk istismarı davalarında faillere uygulanan ceza indirimleri, toplumda büyük bir tepkiye neden oluyor. Demokratik kurumların sistematik olarak zayıflatılması, Türkiye'yi adeta bir "seçimli otokrasi" modeline doğru sürükledi.
Milli Eğitim Bakanlığı'na atananların liyakattan uzak profilleri, eğitim kalitesinin düşmesine neden oldu. Adalet sistemindeki çöküş ise en acı meyvelerini toplumsal travmalarla verdi. Ahmet Minguzzi cinayeti, sadece bir genç hayatını kaybetmekle kalmadı, aynı zamanda adalet sisteminin iflasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. 14 yaşındaki Minguzzi'nin Kadıköy'de gençler tarafından öldürülmesi ve faillere yaşları nedeniyle ceza indirimi uygulanacak olması, toplumda "adalet mülkün temeli" anlayışının nasıl yerle bir olduğunun acı bir göstergesi oldu. Yargı süreçlerinin yavaş işlemesi, davaların uzaması ve etkisiz cezalar, suçluları cesaretlendiren bir işlev gördü.Kadın cinayetlerindeki vahşi artış, devletin koruyucu rolünden vazgeçtiğinin bir diğer kanıtı oldu.
Camilerin siyasi miting alanlarına dönüştürülmesi, Kuran'ın iktidar söylemlerine referans gösterilerek pazarlanması, inançları istismar edilen milyonların vicdanında derin yaralar açtı. Laiklik ilkesi, iktidar yanlısı medya tarafından sürekli hedef gösterilirken, dindar kesimlerin değerleri siyasi çıkar için kullanıldı. Milli kimlik ve ortak değerler sistemi ise benzeri görülmemiş bir aşınmaya uğradı. Cumhuriyetin kurucu ilkelerinin hedef alınması, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin itibarının sistematik olarak zedelenmesi ve eğitim sistemindeki liyakat erozyonu, milli devlet anlayışını temelden sarsan gelişmeler olarak kayıtlara geçti. Atatürk ilke ve devrimleri, iktidar yanlısı medya ve siyasetçiler tarafından karalama kampanyalarının hedefi haline getirildi.
İşsizlik, özellikle genç nüfusta %'in üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaştı. Asgari ücretle çalışanlar, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verir hale geldi. Yoksulluk sınırı altında yaşayanların oranı 0'u geçti, sosyal adaletsizlik derinleşti.Dini değerlerin siyasete alet edilmesi, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren en kritik faktörlerden biri oldu. İktidarın dini sembolleri araçsallaştırarak kullandığı strateji, sadece laik-dindar ayrışmasını keskinleştirmekle kalmadı, aynı zamanda samimi dini duyguları da yozlaştırdı.
Türkiye, AKP'nin 23 yıllık iktidar döneminde, modern tarihinin en kapsamlı ve derin dönüşümlerinden birine tanıklık etti. Bu süreç, toplumsal dokuda onarılması güç yaralar açarken, ülkeyi çok boyutlu bir sistematik krizin eşiğine getirdi. İktidarın ilk yıllarındaki reformist ve birleştirici söylemler, zamanla yerini otoriterleşme, yolsuzluk iddiaları ve kronik bir ekonomik çöküşe bıraktı. Ekonomik alanda yaşananlar, sadece makro göstergelerdeki bozulmayla sınırlı kalmadı; milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen bir yoksulluk sarmalına dönüştü. Türk Lirası, son on yılda dolar karşısında P0'den fazla değer kaybederken, enflasyon resmi verilere göre P'leri, bağımsız ekonomistlere göre ise 0'yi aştı.
AKP döneminde Türkiye, uyuşturucu ve dolandırıcılıkta korkunç bir patlama yaşadı! Resmi verilere göre dolandırıcılık suçları A, uyuşturucu suçları ise 3 arttı 810. 2024'te 169 bin dolandırıcılık dosyası açıldı; 'evde paketleme işi' gibi sahte vaatlerle vatandaşların hesapları ele geçirildi . Uyuşturucu imalatı ve ticareti ! yükseldi . Ekonomik kriz ve sosyal çözülme, gençleri bile suça sürükledi. AKP'nin 22 yıllık iktidarında mahkûm sayısı P0 arttı . Türkiye, organize suçlar ve derin yolsuzluklarla boğuşuyor!
25 yıldır ülkeyi yöneten şer ittifakı (akp-pkk-mhp) ekonomiyi batırdğı yetmediği gibi üstüne üstlük bundan muhalefeti sorumlu tutuyor. para basarak günümüzde maaş ödeyen bu şer ittifakı, kendi partisinde olduğunda muslukları açtığı arazi sattırdığı hatta camileri sattırdığı belediyeye ne hikmetse rampa yapıyor. ne demişti yaşlı devlet başkanı onlar topal ördek! bu şer ittifakının tek bir derdi var malvarlıklarını katlamak. ülke bitmiş. ekonomi rezalet.gelen gurbetçi bile isyan ediyor. çok şükür enflasyon yüzde 200 develüasyon almış yurumus.dünyanın en fakir ülkesi konumundayız. patogonya denilen yerini bile bilmediğimiz ülke bizden daha iyi konumda. öyle yada böyle bu şer ittifakının sonu gelecek. sandıkta gereken cevabı alacaktır. sizlerde önder apo nuzla kol kola dağa çıkarsınız artık.
apo yu eksik yazmıssın sizinkiler bu katilin başına "sayın " ekliyor. ha bizim için hala katil orası değişemez .konjoktürden habersiz at gözlüğü ile bakarsan sorgulayamassın tabi. neden asılmadı demişsin o zaman sana soru neden salmak istiyorsun? sizin için sayın olan bu pkk elebaşı dışarı salmak önemlimi,? ne var burada? bu arada güya müslüman iftira atmaktan utanmıyorsun. islam sizin tekelinizde senin görüşünde olmayan islamla sorunlu? sen kendini haşa tövvbe allah yerine mi koyuyorsun? sen nereden bilyirosun kim ne kadar müslüman? sen boyundan büyük işlere girme! sizin sayın apo, önder aponuzun peşinden gidin.
akp-pkk-mhp ittifakı tam gaz devam ayhan abi..
demogojiyi beceremeyen basit laf cabmazlığı ile milleti kandırabileceğini düşünen bu vesile ile akp ve mhp nin pkk ile olan pazarlığını meşru göstermeye çalışan, her defasında atatürke ve türkçülere hakaret eden şahıs istediğin kadar uğraş senin yalanların sökmez. idam kararını kaldıran recep tayyip erdoğandır.bizzat imzası vardır :) hadi çık eleştir :) yerse eleştir :) sizler fetö ile kolkola yürürken apoyu asmayanlarsınız. ha iyikede asılmamış şimdi adam idol olurdu. ama gene aynı adama 5 yıldızlı otel konforu yaşattınız. ayağına kadın bile yolladınız. hadi neden idam etmediler diye eleştir bakalım bir daha :) emekliye ev yok. hala bık bık konuşuyorlar. gün olur devran döner şakir. selametle.
Haklısın Ayhan Hamli kardeşim, bizler de unutmadık. Neleri mi unutmadık? Ezanın Türkçe okutturulmasini.... Kur'an eğitiminin yasaklanmasını..... Ayasofya'nın cami iken müze yapılmasını..... Ezan Türkçe olur mu, şapka giymem diyenletin istiklal mahkemelerinde idam edilmesini.... Yıllarca başörtüsünün okullarda, devlet dairelerinde yasak olmasını..... Laikliğe aykırı eylemlerin odağı oldu diye yüzde 22 oy alan refah partisinin AYM de kapatılmasını.... Türkçü Ziya Gökalp in şiirini okudu diye RTE nin İstanbul büyükşehir belediye başkanı iken görevden alınmasını ve hapse atılmasını.... 2007 de TSK ana sayfasında e muhtıra verilmesini..... Ergenekon, balyoz davalarında meşru hükümete devirmeye teşebbüs edilmesini,.... 15 temmuz emmuzde Fetocu vatan hainlerinin darbe teşebbüslerini... Sonuç olarak; bunları unutmadık ve unutmayacagiz.... Sonuna kadar RTE yi ve cumhur ittifakıni destekliyoruz.
adama bak ergenekon balyoz diyor sonrada fetö diyor :) sen tespit yapma allah aşkına..
gelmiş gene provakatör. ülkeyi satarsınız diyen adam amerikadan meşruiyet alıyor :) çok komiksiniz. israil ile ticaret yapıp silah satıyor. hemde kimin damadı bil bakalım. sen yuları kaptırmıssın boş yapma. hizmeti en alasını sayın ekrem imamoğlu yapıyordu onada bir darbeyle engel oldunuz. millet size sandıkta gereken cevabı verecek. ülkenin çivisi çıktı. altın olmuş gr 6000 tl para pul olmuş akp li belediyeler tel tel dökülüyor. cami satıyorlar millet aç.
baştan aşağı yalan dolan. insanın kendi inancını kendi öz dili ile yapması şarttır. bu vesile ile "aldatılmaz". 2. ayasofya bugünde müze emin ol girişide825 tl. bu zamana kadar içinde hep namaz kılınırdı. belliki hiç gitmemişsin. sallıyorsun. 3 madem yasaklandı sen nasıl öğrendin? milyonlarca insan nasıl öğrendi? yalan söylemek günah değil mi? camilerin ahıra çevrildiği baş müfteri kadir mısıroğlu denen ingiliz casusunun yalanalrı? peki camilerins atılmasına ne diyorsun? hilafet dediğin iş nedir bilgin var mı? ingiliz elinde oyuncak olmuş bir kurumdu. aynı anda kaç halife vardı ? osmanlı halifesi madem o kadar guçlü idi neden cihat çağrısı akrşılık bulmadı? halifelik 4 halifeden sonra bitmiştir. sonrası hristinyanlık benzeri bir oluşumdur. istiklal mahkemelerinde asılanların hepsi vatan hainiydi. yunanla ingilizle işbirliği yapanlardı. yalan söylemek günahtır. ama sen bu konuda çok yeteneksizsin. hep aynı terane çerçevesinde dönüyorsun. bir arada lozan 100 yıl sonra bitiyor diyordun