Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayhan Hamlı, Suriye Ordusu'nun başlattığı operasyona TBMM'de tepki gösteren DEM Partililer ile ilgili yazdığı köşe yazısında, "TBMM terör örgütü SDG'yi savunma yeri değildir" dedi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TERÖR ÖRGÜTÜ SDG’Yİ SAVUNMA YERİ DEĞİLDİR
PKK’nın Suriye kolu SDG ile Şam yönetimi arasında Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, yükselen bölücü tansiyon nedeniyle Suriye Ordusu tarafından başlatılan operasyon, TBMM’de DEM partililer tarafından adeta bombardımana tutuldu.
Öyle ki hem TBMM’nin içerisinde hem de bahçesinde DEM Parti Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli ve Gülistan Kılıç Koçyiğit ile milletvekilleri, TBMM'de basın açıklaması yaparak, Suriye ordusunun Halep'te başlattığı kontrollü operasyona sert tepki gösterdi.
"Orada SDG varmış, onlara karşı bir operasyon düzenleniyormuş, yok efendim tek devletmiş. Bu tekçi anlayışın bir kez daha IŞİD eliyle sahnelendiğini görüyoruz. Suriye'nin toprak bütünlüğünü tartışan yok. O bölgede SDG de yok. Orada insanlar kendi asayişleriyle, 10 Mart Mutabakatı'na bağlı olarak aslında yaşam haklarını savunuyorlar." dediler.
Bu basın açıklamasının TBMM’de DEM Parti milletvekilleri tarafından şova dönüştürülerek yapılması, terör örgütü yandaşlığından başka bir şey değildir. Çünkü Suriye hükümeti çok iyi bilmekte ve görmektedir ki, PKK'nın Suriye kolu YPG/SDG Halep’te ateşle oynamakta, bölücü heveslerinden vazgeçmemekte, ateşe benzin dökmektedir.
Şam yönetiminin uyarılarını dikkate almayan terör örgütü YPG/SDG bölücü hayallerinin peşinde koşmaktadır. Bölücü hayallerine ulaşmak için dünya kamuoyuna Suriye Ordusu bölgede, sivil katliamı yapıyor dedirtmek ve bunu da duyurmak için, her türlü tuzağı kurmaya devam etmektedir. DEM Parti milletvekillerinin hiç birisi bu güne kadar PKK’yı terör örgütü görmemiş ve onun yaptıkları katliamları, hep görmezden gelmişlerdir.
Terörsüz Türkiye yolunda Suriye’de yapılanmaya devam eden SDG terör örgütünün kendisinden beklendiği gibi, kendisini fesih edip silahlarını teslim etmediğini, etmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle IŞİD bahane edilerek TBMM’den yükselen sesin, PKK’nın Suriye kolu olan terör örgütü SDG’ye destek çıkışı olması, şark kurnazlığından ve terör yandaşlığından başka bir şey değildir. DEM Partililerin Suriye Ordusu'nun başlattığı terörle mücadele operasyonuna tepki göstermesinin nedeni, insani kaygılar değildir. Bölgede bölücü yapılanmanın güçlenmesi ve kendi başına devletleşmesi istenmektedir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin terör örgütünü meşrulaştıran o konuşmasında "PKK’nın Kurucu Önderi Abdullah Öcalan gelsin TBMM’de konuşsun" dedikten sonra PKK terör örgütü ve onun kurucusu teröristbaşı, bebek katili Abdullah Öcalan’ın eşik atladığını ve bölücü çıtayı yükselttiğini kimse görmezden gelmiyor/gelemiyor.
Yaşananlar ayan beyan ortada iken birisinin çıkıp her şeyi, normalmiş gibi göstermeye çalışması, birde bunu TBMM’den yapmaya kalkışması asla kabul edilebilir bir durum değildir. Şehit yakını kimliğimle açık ve net ifade etmek isterim ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi terör örgütü ne PKK ne de YPG/SDG’yi aklama ve savunma yeri değildir. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye için PKK neyse Suriye içinde YPG/SDG bölücü bir terör örgütüdür.
YPG/SDG sadece Suriye için değil, aynı zamanda Türkiye için de Türkiye sınırlarında büyük bir tehdit konumundadır. Bu tehditi ve tehlikeyi yok sayamayız. Suriye’deki bölücü terör örgütü YPG/SDG için DEM Partililerin Türkiye’den yardım ve destek istemesi ise yeni çözüm sürecindeki yüzsüzlüğün en ileri aşamasıdır. Gaflet ve ihanet halinde olanlar aklını başına toplamalı bölücü hayallerini hemen terk edip, Terörsüz Türkiye için gerçek manada samimiyet göstermelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi hiçbir bölücü örgütü aklama, paklama, tertemiz gösterme yeri değildir.









































ömrümde operaya baleye gitmedim. ama operaya baleye gidene de karşı değilim. toplumda şiddete başvurmadigi, şiddete teşvik etmediği sürece farklı olan rijit, aşırı uç fikirlerin bile ifade edilmesine karşı olmamak gerek. ifade ve düşünce hürriyeti açısından. kaldı ki, mecliste vekillerin kürsü dokunulmazlığı vardır. ama terörün, şiddetin, nefretin teşviki yapılıyorsa, bölücü yıkıcı terörün ve terör örgütlerinin propagandası yapılıyorsa elbette buna müsaade edilemez. şiddet, bölücülük olmadığı sürece bizden farklı düşüncelere hiç değilse ifade noktasında tahammül etmeliyiz. aksi halde ifade özgürlükleri kisitlananlar, baskı görüyoruz diye şiddete nefret diline dönüşebilir. devlet de bugün terör örgütüne silah bırakın, teslim olun, arzu edenler yasalar çerçevesinde fikirlerini özgürce ifade edebilir şeklinde kardeşlik projesi kapsamında terörü bitirmek için plan ve program yapıyor. zannımca doğru olan da budur. futbolu sevmem ama insanlarin deşarj olmaları açısından yasak koymak da olmaz
tbmm, milletin meclisidir. farklı düşünceye sahip milletimizin temsil yeridir. şayet milletvekili, suç işlerse hakkında fezleke düzenlenir ve gereği yapılır. TC, demokrasi ile yönetilir ve devletin rejimi cumhuriyettir. farklı fikirler, tbmm çatısı altında konusulmayacaksa daha nerde konuşulacak. devlet sevgisi, vatansever olmak, hiç kimsenin tekelinde değildir. misal Zafer partisinin aldığı oy bellidir. cumhur ittifakının aldığı oy bellidir. sürekli hükümete, milletin seçtiği meşru idarecilere kibirle parmak sallayarak had bildirme devri bitmiştir. Türkan Saylan, şöyle demişti: biz bu ülkede asılız. bizim istemediğimiz hiçbir şey gerçekleşmez. bizim millet vekili sayımız yeterli, anayasayı değiştiririz diyenler önce tarihe baksın. Menderes'e baksın, sonunun ne olduğunu görsün, vs vs... heyhat... RTE, bu yasakçı tektipci, Türkçülüğün ve Atatürkçülüğün ardına saklanarak yıllarca milleti korkutmaya çalışan bi faşizan zihniyeti alaşağı etti... kendiniz söylersiniz kendiniz dinlersiniz...