Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Atakum ilçesindeki Meteoroloji arazisi satış yetkisini Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin 'Hukuka aykırı' bularak iptal etmesi ile ilgili köşe yazısı yazan Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, "Ortada içeriği bilinmeyen bir protokol var. Mahkeme Meteoroloji arazinin satış yetkisini iptal etti, şimdi ne olacak?" dedi.
Mahkeme Kararı Bir Gerçeği Hatırlattı: Meclis Bilmeden Yetki Veremez
Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile yapılacak protokole ilişkin belediye meclisi kararını iptal etmesi, yalnızca bir usul tartışması değildir. Karar, yerel yönetimlerde hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve meclis denetimi açısından son derece önemli bir ilkeyi yeniden gündeme taşımıştır.
Olayın özeti nettir. Samsun Büyükşehir Belediyesi, Atakent'teki Meteoroloji arazisini devralacak, buna karşılık Çatalçam'da Meteoroloji 10. Bölge Müdürlüğü için yeni bir hizmet binası inşa edecekti. Bunun için Büyükşehir Belediye Meclisi'nden Belediye Başkanı Halit Doğan'a protokol imzalama yetkisi verilmesi istendi ve meclis bu talebi oy çokluğuyla kabul etti.
Ancak muhalefet üyeleri temel bir itirazda bulundu:
"Ortada içeriği bilinmeyen bir protokol var. Şartlarını görmediğimiz bir metni nasıl onaylayacağız?"
Bugün mahkemenin Meteoroloji arazisinin satışı sonrası verdiği iptal kararı, bu itirazın hukuken de dikkate değer olduğunu ortaya koyuyor.
Belediye meclisleri, belediyenin en üst karar organıdır. Meclisin görevi sadece başkana imza yetkisi vermek değildir; hangi konuda, hangi şartlarla ve belediyeyi hangi yükümlülüklerin altına sokacak bir işlem yapıldığını denetlemektir.
Oysa burada meclisten istenen şey, protokolün maddelerini değerlendirmek değil; içeriği açıklanmayan bir belge için "önceden açık çek" vermesiydi.
Hukuk devleti anlayışında ise açık çek olmaz.
Yetki devri, bilgilendirmeyi ortadan kaldırmaz.
Tam tersine, yetki talep eden idarenin önce bütün şartları meclisin önüne koyması gerekir.
Çünkü belediye başkanı, belediyeyi temsil eder; ancak belediyenin iradesini oluşturan organ belediye meclisidir.
Meclis neye izin verdiğini bilmiyorsa, denetim görevini de yerine getiremez.
Mahkeme kararının en dikkat çekici yönlerinden biri ise belediyenin Meteoroloji Genel Müdürlüğü için üstleneceği yatırımın belediyenin görev alanına hangi somut gerekçeyle girdiğinin ortaya konulamamış olmasıdır.
Bu tespit son derece önemlidir.
Belediyeler elbette kamu kurumlarıyla iş birliği yapabilir.
Ancak belediye bütçesinden başka bir kamu kurumuna milyonlarca hatta milyarlarca liralık yatırım yapılmasının hukuki dayanağı açık şekilde gösterilmelidir.
Aksi hâlde belediyenin asli hizmetleri yerine başka kurumların görevlerini üstlenmesi, kamu kaynaklarının kullanımında ciddi hukuki tartışmalar doğurur.
İşin daha dikkat çekici tarafı ise sürecin devamıdır.
Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi'nin yetki kararının iptali davası devam ederken Atakent'teki son derece değerli Meteoroloji arazisi, belediyenin iştiraki SAMKENT tarafından ihaleye çıkarıldı ve yaklaşık 3,6 milyar liraya satıldı.
Şimdi ise mahkeme, bu satış sürecinin temelini oluşturan yetki kararını hukuka aykırı bularak iptal etti.
Bu durum doğal olarak yeni bir hukuki soruyu gündeme getiriyor:
Yetki kararı hukuka aykırı ise, bu yetkiye dayanılarak yapılan sonraki işlemlerin hukuki durumu ne olacaktır?
Bu sorunun cevabını verecek olan yine yargıdır.
Ancak idare hukukunun temel ilkelerinden biri, hukuka aykırı temel işlemlere dayanılarak tesis edilen sonraki işlemlerin de yargısal denetime açık olmasıdır.
Dolayısıyla satış işlemi bakımından da yeni hukuki değerlendirmelerin yapılması kaçınılmaz görünmektedir.
Bu olay aslında yerel yönetimlerde uzun yıllardır tartışılan temel bir sorunu yeniden ortaya koymaktadır.
Belediye meclisleri, belediye başkanının aldığı kararları sadece onaylayan organlar değildir.
Onlar, halk adına denetim yapan kurumlardır.
Denetim ise ancak bilgiyle mümkündür.
Bilinmeyen bir protokolün imza yetkisini istemek, meclisin denetim fonksiyonunu zayıflatır.
Şeffaf yönetim anlayışı ise tam tersini gerektirir.
Önce protokol hazırlanır.
Meclis üyeleri bütün maddeleri inceler.
Sorularını sorar.
Gerekirse değişiklik ister.
Sonra yetki verir.
Demokratik usul budur.
Mahkeme kararı, tam da bu ilkeyi hatırlatmaktadır.
Bu nedenle tartışılması gereken yalnızca iptal edilen karar değildir.
Asıl tartışılması gereken, belediye yönetim anlayışıdır.
Şeffaflık mı?
Yoksa önce yetki alıp ayrıntıları sonra konuşmak mı?
Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin kararı, en azından hukuk açısından bu soruya önemli bir cevap vermektedir:
Belediye meclisi, neye yetki verdiğini bilmek zorundadır.
Çünkü demokrasi, bilgi sahibi olmadan verilen yetki üzerine değil; bilgiye dayalı karar alma üzerine kuruludur.










































Çok haklısın İshak hocam. Nu denli titiz takiplerin ve yapılan Samsun talanınından sayende halk da haberdar oluyor. İyi ki varsın. Teşeklir ederim.