Samsun Kent Haber köşe yazarı Musa Uzunkaya, Çin'e yaptığı gezi ile ilgili izlenimlerini yazdığı 3'üncü seri köşe yazısında, Çin için "Dünyanın süper gücü olma yolunda. Keşke bu güç İslam coğrafyası olsaydı" dedi.
Cuma gününden beri (05.06.2026) devam eden Çin seyehatımızın bugün beşinci günü. İslam'ın önemli tavsiyelerindendir seyehat etmek. Tabii bu seyehat ciddi bir maksada, inanç ve değerlerinize, sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi ve ülkenizin milli menfaatlerine katkı sağladığı oranda, faideli ve İslamın'da ön gördüğü amaca hizmet etmiş olur. Rivayete göre, Allah Resul’ünün sahabilerinden dört büyük insan, Resulullahın cemaliyle müşerref olarak o nuru, ta Çin’e gönüllerin fethi için taşımışlar.
Şöyle bir düşünün binlerce kilometrelik yol. Issız, her türlü tehlikeye açık, ya bir kervan veya sadece yaratıcınla başbaşa tehlikeli yollarda gece gündüz, yaz kış, soğuk sıcak demeden yürüyorsunuz. Hayali bile insanı ürpertiyor. Ancak onlar öyle düşünmemiş. Belki onlar da, Kostantiniyyenin fethedileceğini müjdeliyen alemlerin Efendisi Hz. Muhammed’in, Asr-ı Saadetten itibaren, bu müjdesine, nail olabilmek için cihat amaçlı sefere çıktıkları gibi, yine onun çok güzel ve dikkat çekici uyarısı olan; "İlim Çin’de de olsa, onu gidip öğrenip alınız.." talimatının arkasındaki, hikmeti yakalayabilmek için, sonu cennet olan bir cihat ruhuyla buralara geldiler.
Nitekim dün, Çin ile ticari ilişkileri olan ve yeni ilişkiler kurmak isteyen bazı iş adamlarıyla, Çin tarafının çok önemli sektör temsilcileri ve ülkenin ileri gelen iş adamlarının, müşterek toplantısında bu hadis-i şerifi hatırlatarak, "Siz esasen dün de bugün de ilim ve yaşanan çağların şartlarında bilim açısından, en ileri şeyleri ortaya koydunuz. Bir çok keşfe öncülük yaptınız." mealinde bir konuşma yaparak, dünyanın bugünki teknolojisinde büyük hamlelerine öncülük yapmakta olduklarını, bizim devlet siyasetimizin gereği olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, 'Kazan kazan' ilişkileri içerisinde olmamız gerektiğini hatırlattım.
Evet kabul edilsin veya edilmesin artık Çin bugün dünyanın süper gücü olma yolunda ciddi hamleleri, son elli yıl içerisinde adım adım gerçekleştirmektedir. Her alanda tek kutuplu bir dünyanın egemen, zalim ve gerçek anlamda işgalci ve sömürgeci ülkeleri dengeleyecek güç, bugün için Çin devleti gözükmektedir. Keşke bu güç, biz veya tümüyle İslam coğrafyası olsaydı. Ama maalesef şu anda bu konumda olmadığımız aşikar.
Elhamdülillah, başta savunma sanayii ve inovasyona dayalı güçlü ürünlerimizle dünyada ses getirebilecek hamlelerimiz dostlar tarafından takdirle, düşmanlarımız tarafından da, endişeyle izlenmektedir. Nitekim, Türkiye’yi, ekonomimizdeki büyümeyi ve son yıllardaki yaşanan tarihi hamleleri takdirle takip ettiklerini, Sayın Cumhurbaşkanımızın çok ama çok önemli bir devlet adamı olarak, kendilerince hayranlıkla izlendiğini itiraf ve ifade etmektedirler.
2025- yılı karşılıklı ticaretimizin, ihracat boyutu düşük olsa da, bizim ekonomimizin büyümesine katkı sağlayacak ürün ithalatıyla 53 milyar dolarlık bir hacme ulaşmasının, çok önemli olduğunu, daha fazla karşılıklı ticaret, yatırım ve iş üretme konusunda yeni iş birliklerine ihtiyaç olduğu da kabulleri arasındaki hususlardandır.
Kanaatim, coğrafyamızda olağanüstü. İnşallah farklı gelişmeler olmadığı takdirde tüm dünya ülkeleriyle olduğu gibi, bu dev ülkeyle de kalkınma amaçlı ciddi hamleler yapılabilecektir. Pekin izlenimlerimi de sizlere arzetmek umudum, selam ve dualarınız intizarıyla!









































