Samsun Kent Haber köşe yazarı Musa Uzunkaya, okullarda yaşanan silahlı saldırı olaylarının neden ve sebeplerini yazdı
MEKTEPLERDE YAŞANAN VAHŞET VE NEDENLERİ!
Hafta içerisinde, önce Şanlıurfa’da sonra da Kahramanmaraş’taki iki ayrı okulda meydana gelen iki ayrı, ancak benzer nedenlerle yaşanan cinayet ve saldırıların arkasındaki saikler iyi okunamaz, anlaşılamaz ve buna göre çareleri aranmazsa, Allah muhafaza buyursun, korkulur ki benzer vakaları şu veya bu şekilde herhangi bir il, ilçe veya bölgede yaşamamız mukadder olabilir.
Bilindiği üzere, iki kere iki Amerika’da da, Çin’de de, Japonya’da da, Ankara’da da ve Mekke’de de dört eder. Bu matematiksel bir gerçektir. Dolayısıyla maddeci ve materyalist bir eğitimin verildiği ülkenin ismi, cismi, geçmişi ve tarihi mefahiri hiç ama hiç önemli değildir. Çünkü siz yeni bir nesli, yeni bir yöntem ve size ait olmayan bir eğitim felsefesi ile yetiştiriyorsunuz. Bunun adı materyalizm, emperyalizm ve eksiztansiyalizim veya başka bir şeydir.
Meşhur Fransız feylesof Sartre’nin dile getirdiği, yaradılışının varlık hikmetini, nedenini bilemeyen gençliğin savrulduğu, 20. yüzyılın ikinci yarısındaki felaketin, 21. yüzyılda teknolojinin kahredici ve tüm insanlığı bir yönüyle de ifsad edici gelişimiyle insanlık ciddi bir ruhi bunalıma ve manevi çöküşe sürüklenmiştir.
Bunun önüne bu eğitim şartlarıyla geçmenin mümkün olmadığı, materyalist, haşa -Allah’ın ahkamını, dünyadan sürgün ettiğini, yeryüzüne insan aklının egemen olduğunu kabulle, kendilerini akılcı, yani rasyonalist olarak ifade eden sapkın ideolojilerin mürit ve müntesipleri, yaşanan felaketlerin hazırlayıcısı biraz da tetikçisi olmuşlardır.
Allah aşkına yeryüzünü ve bütün mükevvenatı kudretiyle halk, iradesiyle de tedvir ve tanzim eden Hazreti Allah’ı, yeryüzünde tasarruf hakkından uzak tutup, kendi nakıs akli meleke ve şehevi arzularını tatmin sadedinde icra ve faaliyette bulunan beşerin, önündeki rehber ve yöneticiler bütün insanlığı bir çıkmazın içine sürüklediler.
Bugün yaşanan harpler, darpler, cinayet, intihar ve her türlü ahlaksızlığın arkasında, bu dinsiz ateist eğitim sistemi yatmaktadır. Seküler eğitimin, adına falan veya filanın ilkeleri demek, suretiyle ona masumiyet atfetmek, onu dokunulmaz kılmak, daha açık bir ifadeyle, Atatürk ilkelerini her türlü cürüm ve cinayetinin şemsiyesi olarak kullanmak, artık miadı dolmuş bir intiharın ayak izleridir. Evet bu bir intihardır.
100 yıl sonra geldiğimiz durum ortada. Denecektir ki; hocam dünya böyle. Evet zaten biz dünyanın bu perişaniyetine ayak uydurduk. Allah sevgisi, peygamber muhabbeti ve rehberliğinin egemen, ilahi ahkâmın gönüllerde hakim olduğu bir toplumdan, büyük oranda laik, seküler, dinsiz imansız, izansız, şuursuz ve ne olduğu belirsiz bir nesil yetiştirdik.
Açıkça ifade ediyorum, bu eğitim sistemiyle, Kemalizmi Demoklesin kılıcı gibi insanlara tehdit malzemesi şeklinde kullanmanın, hele hele inananları bununla yargılamanın vardığı perişaniyeti yaşıyoruz. Bu gidişe kim dur diyecek? Bu çöküş nasıl önlenecek? Elbette en zor soru bu olsa gerek!
Türkiye’de LGBT olamaz, deniyor. Olamaz demekle bu iş önlenemiyor, bu felaketin önüne geçilemiyor.
Cinsiyetini değiştirmek isteyenlere, devlet eliyle kolaylık sağlayan, sahte bir iki doktor raporu ve psikiyatrist görüşüyle, bunun gerekliliği üzerinde tıbbi bir cinayet kararının verildiği noktada, devletin tüm cinsiyet değiştirme ameliyat ve operasyonlarının masraflarını karşılıyor olması, bir cinayet değilse nedir?
Merak ediyorum bu kanun çıktığı 2014 yılından sonra, kaç bin adet cinsiyet değiştirme ameliyatı yapılmış ve bunlara karşılık devletin kasası ve kesesinden SGK, yani sosyal güvenlik kurumundan ne kadar bedel ödenmiştir?
Babası, evinde yedi tabanca bulunduran, oğluna atış poligonunda atış eğitimi yaptıran, ruhi ve akli dengesi bozuk LGBT'ci zaman zaman etek giyen kadın kıyafetleriyle, erkeklere arz-ı endam eden şahsiyeti, perişan edilmiş bir evlat ve babası sabık geçmişte de sabıkalı bir emniyet müdürü, annesi öğretmen ve belli ki, aile seküler ve tam da sistemin istediği modern bir yapı. İşte çağdaş Türkiye’nin yetiştirdiği modern ve model aile!
Maalesef bugün sadece onların değil, tümüyle sistemin ama sistemin ve sistem savunucusu durumunda olan siyaset çevrelerinin, bu perişan aile ve benzerlerinin işlediği günahta ne kadar payı var işte sorgulanması gerekenlerden birisi de budur.
Bilinen bir gerçek, okul öğrencilere müdahale edemiyor, idareci öğrenciyi sıkıştırsa, yanlış yapıyorsun dese çocuğun babası okul basıyor. Öğrenci, öğretmeninin edep ve ahlakla ilgili tavsiye ve isteğine, "Sen beni taciz ettin" suçlamasıyla şahitsiz ve belgesiz olarak, eski tabiriyle bila sual vela hisab sorgusuz ve sualsiz, onlarca örneğinde olduğu gibi meslekten atılıyor, ailesi yıkılıyor ve adli yargı süreçlerinde cezaevlerinde ömür geçiriyor!
Allah aşkına bu uygulamayı vaz edenlerin, kanun çıkaranların veballeri yok mu? Bunu iktidarı ile muhalefetiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki sayın vekillerimiz kanunlaştırmadılar mı? Seküler dünya ve modernist kesim, bugün şom ağızlarını açıp, feryat eden bir kısım çevreler, bunun savunuculuğunu yapmadınız mı, şimdi neden müştekisiniz?
"İnnellahe la yuğayyiru ma bi kavmin, hatta yuğayyiru ma bi enfusihim'n ( Rad.11)
"Allah hiç bir kavmin, yani topluluğun ahvalini düzeltmez taki onlar ruhlarını, kalplerini ve istikametlerini düzeltmedikçe"
Bu ayet bize bütün hakikatleri tüm çıplaklığıyla anlatmıyor mu?
Fe hel entüm müntehuun (Maide.91)
"Siz intibaha ne zaman gelecek, aklınızı başınıza ne zaman alacak, ne zaman gerçekleri göreceksiniz" demiyor mu Hazreti Allah?
Dünya bir felaket gayyasında, biz de onlardan aldığımız kanun, ilham ve sözüm ona Batı medeniyeti serüveni denilen, felaketi onlarla beraber yaşıyoruz. Müslümanlığın toplum hayatından seküler bir sistem, serüveniyle tardedilmesi sonucu yaşananaların faturasını, İslam'a ve Müslümanlara kesmek gibi de bir laik yobazlığımız var.
Bundan dolayıdır ki, günlerdir Milli Eğitim Bakanı için seküler kesim 'İstifa, istifa' çığlıkları atmakta, çığırtkanlık yapmaktadırlar.
Aile hayatındaki çöküşün, boşanma, şiddet, aile içi cinayet ve vahşetin faturasını, toplum hayatından uzaklaştırdığınız, İslam'ın münakahat ve müfarakat ahkamına değil, İsviçre'den aldığınız medeni kanunuza sorunuz.
Ticaretteki hırsızlık, arsızlık, vurgun ve talanı da hangi ülkenin ticaret kanunu aldıysanız oradan sorunuz.
Suçları önleyemeyen, bilakis suçun yayılmasına, cinayetlerin ve kasten insan öldürmelerin artmasının hesabını da ceza kanunlarını devşirdiğiniz ülkelerden sorunuz.
Ülkemde yaşanan hiç bir toplumsal olayın doğrudan sorumlusu İslam değildir. Çünkü siz İslamı vicdanlara ve camiye hapsettiniz. Hatta orada da görevlerini ifa edenlere, had bildirmeye çalıştınız.
Yarınki Türkiye’nin cumhurbaşkanlığına aday ve 16 milyonluk bir şehrin belediye başkanı, gidip dinlediği veya duyduğu bir cuma hutbesinde, hocanın gençlere ahlak ve edep dersi vermesini, çok büyük bir üzüntüyle dinlediğini, hatta o gün akşama kadar o hutbenin etkisi altında kalarak, moralinin bozulduğunu ifade ediyor.
Yani camiye hapsedilmiş olan dinin, camiye gelen birkaç insana ahlak ve İslam toplumu ile ilgili temel kurallarının anlatılmasını bile hazmedemiyor.
İşte bu kafa yarınki Türkiye’nin zirvesinde yer alması istenen bir siyasi figür olarak karşımıza çıkıyor. Siz problemin nerede olduğunu fark edebildiniz mi?
İşte problem tam da burada.
Aynı siyasi kadroların parti lideri de; iktidara gelmeleri halinde Diyanet İşlerinin başlattığı (4-6) yaş çocuk Kur’an ve din eğitiminin kaldırılacağını ve buna asla fırsat vermeyeceklerini alenen haykırıyor. Ondan sonra, hesabı dine sor, ama dini toplum hayatından tardet!
Artık herkes haddini hududunu bilmeli, hangi parti, hangi siyasi görüş, hangi fikri altyapıya sahip olursanız olunuz, bu ülkenin fertleri olarak yeniden aklımızı başımıza alarak, hep beraber kim nerede hangi hatayı yaptığının hesabını vermelidir.
Aksi taktirde ne tarih ne gelecek, ne de geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımız bizi affetmez!










































yarısı doğru yarısı yanlış olmuş eski vekil. din iyi ama sosyal demokratlar da kötü değil. dini kullananları da söyleyin.
20-25 yıldır seçim yapılıyor neredeyse hep aynı parti kazanıyor o da yetmedi herşey daha pratik olsun dendi halk oylaması ile başkanlık sistemine geçtik. Yanlış mı yaptık yoksa? Seçtiklerimiz kripto kemalist mi ? Olay siyaset üstü gibi sanki. Siyasete girersek zararlı çıkarız hocam.
Hemen Kemalalist egitimdeb bahsediyorsun hicmi 23 yıldır Türkiyeyi yöneten iktidarın sucu yok atanan bakanlara bakıyorsun fetö darbesine kadar atanan bakanların yüzde sekseni fötücü şimdi bakıyorsun bürakrat atamalarında yine fetöye övgüler yapanlar atanıyor Milli Egitim vajanlarına bakıyorsun Köksal Toptan başka liyakatlı bakan yok hergelen şöyle yapacagız diyor egitim diye birşey kalmadı yılarca millete kurtlar vadizidisi seyretildi şimdi bakıyorum haftada en as 4 tane yine mafya dizileri acık kardeş karısı ile evlenen çift eşli bunun gibi gündüzde kadın programları aile icinde ne kadar rezillik varsa hergün millete seyrettiriyorla tvlerdeki acık oturumlar ise gazteci araştırmacılar siyasetciler avukatlar profoserler ve diyerleri konu ile hicbir bilgi birikimi olmayanlar ahkam kesiyorlar birbirlerine saygısızca hakaret ediyorlar bunları seyreden genclikten ne beklersin