Samsun Kent Haber köşe yazarı Musa Uzunkaya, CHP'de neler oluyor başlıklı köşe yazında, "Artık CHP'yi ne Kılıçdaroğlu ne de kurucuları dahi kurtaramaz" dedi.
CHP'de neler oluyor!
Siyaset, milleti ve devleti dürüst ve şahsiyetli olarak yönetmenin bilim ve sanatıdır. Siz bunu farklı kavramlarla da ifade edebilirsiniz. Sonuçta, siyaset nefsani arzuların, bir kısım zaaf, kişisel ikbal ve istikbal sevdası için değil, kendisini göreve getiren Hakk’ın zahiri olan halka adam gibi dürüst hizmet edebilmektir.
Esas amaç ve gayesi, topluma vaat edilenlerin, insanlar tarafından yapılması beklenilen hizmetlerin ifası iken, şayet şahsi ikbal ve çıkarlara hizmet için kullanılırsa siyaset, artık siyaset müessesesine de, siyasetçinin bizatihi kendisine de güven kalmaz.
Her fırsatta Cumhuriyet ile yaşıt olduğunu, Cumhuriyet'i kuran partinin kendileri olduğunu söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi, maalesef, 103 yaşındaki, muhtemelen bunaklık alameti gösteren, bir kısım pirifaniler gibi ciddi bir bunama evresine girmiştir. Yaşlısıyla genciyle CHP eksen kaymasına, esasen var olduğu günden beri, milletin temel ekseni ile alakası olmayan bu siyasi kadronun ciddi bir ahlaki çürümüşlüğe, hızlı bir şekilde yuvarladığını görmekteyiz.
İstiyorlar ki, sistemin bütün mekanizma ve unsurları günahları isyanları, hırsızlık ve yolsuzlukları, arsızlık ve ahlaki çürümüşlükleri yargı, devletin istihbarat ve güvenlik birimleri tarafından görülmesin, suç olarak telakki edilmesin, kendilerinde var olduğunu kabul ettikleri imtiyazları her halükarda korunsun.
Bir mutlak butlan vakası karşısında, ülkeyi terörize edenler, ekonomi ve toplum hayatını felç etmeye ant içen bu güruhun, şayet ikide bir bizim gibi partileri kapatılsaydı, acaba bu ülkede neler yapmazlardı?
1970'li yıllardan itibaren Milli Nizamdan, Milli Selamete, Refahtan Fazilete, kendi deyimleriyle, CHP’nin yargısıyla mücadele edilip kapatılırken, kimsenin gıkı çıkmadı. Kimse isyanları oynamadı, kimseler sokaklara dökülmedi.
Ey CHP, o halde, suç işleyen, suçluyu ifşa eden, maznunları yargıya taşıyan, delilleri ortaya koyan, bir çok suçu beraber işlediklerini alenen itiraf eden partinizin mensubu ve bir çoğu da seçilmiş olan, bu insanlara rağmen yargı ne yapmalıydı?
"Hayır böyle bir suç yok, suçun ortakları olan sizler halüsinasyon görüyorsunuz, arkadaşlarınıza iftira ediyorsunuz, bu belgeler bize göre geçersizdir" deyip yargı üzerine mi yatmalıydı?
Allah aşkına sizin zerre kadar izanınız, insafınız ve insanlığınız kaldı mı?
Niçin kendinizi sorgulamıyor, 'iktidarın yargısı' suçlaması yerine, vicdan yargısıyla ciddi bir muhasebe içerisinde, kendinizi hesaba çekmiyor ve; "Acaba biz nerede yanlış yaptık, niçin yanlışlara, hırsızlık, arsızlık ve ahlaki zaaflarda ısrar ettik ve her şeyden önce bugüne kadar sağır sultanın duyduğu akçeli ve ahlaki problemlerin hesabını, biz niçin sormadık ve yargıya-temizse-biz kendi ellerimizle teslim etmedik?" bu sualleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz.
Onun için, kendisinin ne kadar dürüst olduğu tartışılabilir, konumdaki Kemal Kılıçdaroğlu bile, "Bu parti arınmalıdır, kendini temizlemelidir" diyorsa, artık her şey zıvanadan çıkmış demektir.
Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve şürekası, temelinde de sakatlık bulunan bir siyasi mirasın bugün tasfiyesi için, elbirliğiyle çok kısa bir sürede yapılması çok zor olan bir işi başararak, bugüne kadar Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş bir şekilde pisliğin ve rezaletin girdapına yuvarlanmış bir siyasi mevtayı milletin önüne koymuşlardır.
İktidar dahil, elbette diğer partiler başkalarının idbarında ikbal aramamalıdır. Birilerinin yanlışı başkalarının gelecek sermayesi olarak algılanmamalı, herkes kendi amel defterine, halk ve seçmen nezdindeki dürüstlük karnesi ve itibarına baksın. Görülecektir ki siyaset hiçbir şekilde zaaflara ferdi hatalara prim vermez. Ve yine bilinmelidir ki, siyasetteki bir hata sadece bir sevabı veya güzelliğe gidermez. Siyasette bazen tek hata sizin bütün yaptıklarınızı yerle bir edebilir.
Onun için çok dürüst, mutemet namusuna ahlakına, vicdanına, her şeyden önce de kendini yaratanına karşı sorumluluk bilincini kuşanmayan insanların dürüst siyaset yapma şansları yoktur. Çünkü bu ilahi bir muhasebedir. Yaratanına karşı sorumluluğunu bilmeyen ve ifa etmeyenin, yaratılana karşı sorumluluk şuuruyla hareket etmesi asla beklenemez.
Türkiye’nin ve bugünkü Türk siyasetinin temeldeki sorunu da budur. Biz, nefsimize, ailemize, tüm insanlara ve yaratıcımıza karşı sorumluluklarımızı düşünmüyor hesaba katmıyorsak, kuru slogan ve vaatlerin siyaseti getireceği nokta bugün gelinen noktadır.
Yerel seçimlerdeki başarılarının karşılığı olarak ülkede yaşanan gayri ahlaki, gayri insani ve gayri vicdani siyasi tablo, bahse konu 103 yaşındaki siyasi mevtanın bugüne kadar bilinmeyen gerçek yüzüdür. Kimse onu mumyalamaya veya pudralamaya kalkarak göz boyamaya teşebbüs etmesin. Artık CHP’yi, ne Kılıçdaroğlu ne de bilfarz berhayat olsalar, kurucuları dahi kurtaramaz.
Siyasette bağırsak temizleme safhasına girilmiştir. Darısı, varsa kirlenmiş diğer partilerin başına!










































bir ak partili olarak senden utandım . m.u
SANA NE CHP SEN KİMSİN BASKA PARTİYİ ELESTİRİYORSUN .SEN KENDİ HALİNE BAK SİZİN GİBİLER BİAT KÜLTÜRÜ İLE Yetiştiği i İCİN DEMOKRASİNİN NE OLDUĞUNU BİLEMEZSİN
yaşınıza hürmeten kelimelerimi seçerek kullancağım. yaptığınız tespitler safsatadan bir adım öteye gidemez. burada sizlerden YSK kararına karşı nasıl bir bölge mahkemesinin karar vermesini ve bunu nasıl uyguladıklarını, hukuk devletinde bunun olamayacağını yazmanızı beklerdik. sizler istediğinizi kadar kalemşörlük yapın millet iradesine vurulan bu darbelere ses çıkarmayan sizler göreceksiniz ki bu olay cumhuriyet halk partisine oy olarak dönecektir. akp-pkk-mhp şer üçgeninde dönen bölücü faaliyetleri unutturmak, pkk elebaşına sıfat kazandırmak ve 2. parti konumuna düşen akape nin çırpınışları açıkca ifade etmek gerekir ki son çırpınışlarıdır. tarih bunu daha önce gördü. ister kabu edin ister etmeyin akp siyasi olarak bitmiştir. milletin iradesine vurulan her darbe akp yi bıçak gibi kesip atacaktır. ülkece ihtiyarlardan uzak genç ve dinamik beyinlerin yönetimine ihtiyaç olduğu ortadadır. ister yayınla ister yayınlama..
Harika şahane, mükemmel tespit yapan kıymetli hocam muhterem kardeşim Musa UZUNKAYA'yı yazdığı makaleden ötürü tebrik ediyorum! Cehenneme Hazırlık Partisi dün ne ise şimdide odur; faşist cuntacı devrimci jakoben
arif alpaydın sen bölücü bir fetöcüsün herkes biliyor bunu. sen cumhurşyet halk partisine öyle saçma isimler takacak çapta adamda değilsin. mudafai hukuk cemiyeti sizler gibi rum tohumlarından kurtulmak için kurulmuştu. ekrem başkan konuştugunda kedi gibi köşeye saklananalar ancak millet riadesine vurulan darbeyle nefes alabiliyorlar. sizlerin otoriter rejim sevdanız maalesef istediginiz gibi olmayacak :) sizlerde birer kuklasınız. gelecek çok güzel şeylere gebe ve arif alpaydın bu yazdıklarını unutma..
Senin derdin parti , seçim vs değil senin derdin baska ama haydar Abi çok yanlış yapıyor.
Hic ömrümde Chp ye rey vermemiş olarak söylüyorum bu yazdıklarının cogunu destekliyorum ama eski baka nların cocuklarına yapılan operasyanlarda para sayma makinaları elde paralar vardı bunları polis koydu dediler atli emanete konan paraların hainler faizile berlikte paraları aldılar başkanlıga gectikten son bakanın eşinin çirketin alışveriş olayı bakanın akrabaların mhpli genelbaşkan yardımcısının oglunun karıçtığı yoksuzluk olayı yine altın kacakcılgına karışan bürakratın mhp üc vekilin partisinden isyifayla olay kapanıyormu akpli samsun büyükşehir belediyesindeki bahattin k olayıla ilgili ne hikmetse chp belediyeler yapılılan operasyonlarda avukların dahi dosyadaki bilgilerden haberlerinin olmadığı olayları fetö olaylarındaki gibi hükümeti ddstekliyen kanallarda dosyanın iceriginin gazeteciğimdeye gecinenlerin tvlerde olayların tüm dedayları yayınlanması bu olaylarla ilgili sizin hicbir sözün yokmu akp belediyeki bahattin k olayı ilgili hic gürüşün yokmu akp gecince suc bitiyormu
Muhterem Vekilimiz. Kaleme aldığınız makale için çok teşekkür ederim. Bayramınızı tebrikle muhabbetlerimi sunuyorum.