Samsun Kent Haber köşe yazarı Musa Uzunkaya, Anneler Günü'nün bilinmeyen hikayesini yazdığı köşe yazısında, "Kedi ve köpeklerin annesiyim diyorlar. Ne ara bu millet bu hale getirildi?" diyerek eleştirilerde bulundu.
ANNELER GÜNÜYMÜŞ!
1908 yılında, Amerika’da Anna Jarvis adlı bir kadın, Mayıs’ın 5’inde annesini kaybetmiş. Annesinin ölününe ziyadesiyle üzülen bu kadın her yıl, büyük merasimlerle annesini ölüm yıldönümlerinde anmaya başlamış.
ABD kongresi, bu Yahudi orjinli ABD vatandaşı olan kadının yasına, katılma düşüncesi ve aslında tüketim ekonomisinin güçlendirilmesi amacıyla, 1914 yılından itibaren Mayıs'ın ikinci pazar gününü, ki Hristiyanlar için kutsal gün, tüketim ekonomisine katkı sağlansın diye eğlenceli, güya annelere bol hediyeli ve tam bir kapitalist tuzak olarak, ABD’de kutlanılması kararını alıyor.
Türkiye'de de, İslam karşıtlığı ile maruf Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ile 9 Mayıs 1955’ten beri Anneler Günü kutlanmaktadır. Bir tarafta Yahudi projesi, diğer tarafta ülkemizdeki her çıkışı İslam’a karşı mesajlarla dolu, Türk Kadınlar Birliği’nin öncülüğünde, 1955 yılından beri Anneler Günü kutlanılmaktadır.
Türkiye dahil, Amerika yörüngesindeki taklitçi ülkeler, kendilerine ait hiçbir değeri önemsememek gafletleriyle, Anna Jarvis’in annesinin ölümünü, Anneler Günü olarak kutlamanın gafleti içerisinde bulunuyor.
Sorsan belki kendi annesinin, ne zaman öldüğünü bile bilmez. Bu ne korkunç bir gaflet, bu ne aşağılık bir taklit? Yani bizim, bize ait olan bir değerimizin, hadi kendi annemizi bir tarafa koyduk, unuttuk, ölenleri fatihalarla anmayı, hayatta olanları da, baş tacımız olarak evimizde bulundurmayı bırakın, huzursuzluk evlerinin izbe köşelerine terk ettik. Maalesef milli ve dini tarihimizde yer edinmiş olan, o mübarek annelerden birinin doğumunu veya ölüm gününü illa da, Anneler Günü kutlansın isteniyorsa, mesela Hazreti Hatice Validemizin veya Hazreti Ayşe Validemizin veyahut da, Hazreti Fatıma Validemizin ölüm veya doğum tarihlerini esas alarak, bir Anneler Günü Müslümanlar olarak idrak etsek, o günde şu gerçeği de vurgulasak ki, anneler sene de bir gün değil, her gün, hatta sadece her gün değil, günün beş vaktinde rahmetle yâd edilen, "Ey Rabbim! beni, annemi, babamı ve bütün müminleri bağışla, onlara merhamet eyle, onlara acı. Onları lütüf ve Kerem’ine nail eyle.." diye dua ederek yâd etsek daha doğru olmaz mı?
Ama aşağılık bir kompleks, batılı bir Hristiyanın anne sevgisini anladığı kadarıyla ve onun duygularıyla yaşamış, ölüm günlerini hatırlamaya çalışmış, sıradan bir vakayı kendimize ilke ve ölçü olarak aldık. Ne garip tecellidir ki devletin tüm yetkili kademeleri, bu işi şuurunda olmadan taklitçi bir zihniyetle kutlama gafletini irtikap etmektedirler. Yayınlanan mesajlarda, elbette annelerimize saygıyı ifade edelim, ancak kusura bakmayınız bunun bize ait bir gün olmadığını, Amerikalı bir vatandaşın annesine duyduğu sözüm ona muhabbeti neyse o ölçek içerisinde, 1914 yılından beri batı ülkelerinin kutladığı bu günü bizler de 70 yıldır, bir kadın derneğinin öncülük ettiği bir süreç sonucu kutlamaya devam ediyoruz.
Bu sıradan vakayı Amerikan kongresi 1914 yılında milat olarak alıyor, tabii esas amaç, bugün sayesinde annelere bol bol çiçek, çanta elbise, aksesuar aldırıp, tüketimi teşvik ve tahrik edecek, sayısız hediyeler ve içi bomboş bir annelik ruhu.
Şimdi bu ruh, memleketimizde bir başka noktaya evrildi. Artık bir kısım bayanlar kendilerini, anne diye takdim ederken, kedilerin ve patililerin anneleri olduğunu söylüyorlar. Yani kedi ve köpeklere annelik yapan, bu kadınlar hangi anneliği temsil edebilirler?
Annelik görevinden iş kadını olma, markette tezgahtar, iş yerinde Özel Kalem, patrona sekreter ve çaycılık yapmayı iş kadınlığı makamı olarak düşünüp, ülkenin yüzde kırklarına varan kadını, istihdam ederek annelikten uzaklaştıran ve nüfusun dramatik azalmasının müsebbibi olan zihniyetlerin, ister ABD orjinli isterse yerli ve milli bir yaklaşım sergilemiş olsun, annelik ruhunu ve rolünün ne olduğunu bilmekten aciz ve uzaktır.
Sen anneyi sanayi sektörü dahil, her türlü mekanda ve en ağır işlerde, iş kadını sıfatıyla istihdam edeceksin, ona güya özgürlüğünü kazanmış duygusunu yaşatmak, evinden ve ailesinden, hele hele bugün doğurmaktan imtina ettiği, çocuklarına annelik yaptıracaksın, hem de adına Dünya Anneler Günü denilen bir günde, onu Aziz ve müstesna bir varlık olarak göreceksin? Bu çok korkunç bir gaflet ve hatadır.
Aziz milletim! Devleti yöneten ve kendine, devlet aklı denilen erk! Ülkenin nerelere savrulduğunu, fark edebiliyor musunuz? Devletin televizyonunda bile bir sunucu; "Ben patilerin annesiyim, yani köpeklerin kedilerin annesiyim" demek suretiyle, anneliği istiskal, bu manevi değere hakaret, kedi ve köpekleri evlat noktasına getirmenin bir vebali, siz kıymetli yöneticilerimizde yok mu?
Köpeği hayvan sınıfından, çıkaran, insan ve hayvan arası bir üçüncü varlık olarak 'Can' diye tanımlayan, yasanızın nelere mal olduğunu fark ettiniz mi?
Evet bugün, Anneler Günü’nde bile, annelik duygularını köpeklere ve kedilere anne olma yaklaşımıyla ifade eden televizyonlarınız, sosyal medya mecralarınız ülkeyi nerelere götürdü farkında mısınız?
TRT’de bu rezillikler yaşanırken, yine iktidar yanlısı bir televizyonun Kim Milyoner Olur isimli yarışmasında, sosyal medyada izlediğim kadarıyla yarışan bir hanımefendinin, "Benim beş tane yavrum var" alaycı ifadesine, programcı soruyor; "Aaa! Biz bunu atladık galiba. Yani o çocuklar köpekler mi? O da cevap veriyor; "Dördü kedi, birisi de köpek! Ben doğurdum onları, ben doğurdum onları" diye iki defa tekrar ediyor.
İşte muhafazakar Türkiye’nin geldiği medeniyet ufku(!)
Bu anlayıştan ne Anneler Günü’nün temel manası olan, taklitçiliğe duyulabilecek bir tepki, ne de kedi ve köpeklerin, ihtiyar anne babalardan daha kıymetli olduğuna dair, toplumda yaygınlaştırılan bir kanaatin önüne geçemezsiniz. Annesini ve babasını, ihtiyar dede ve nenesini kimsesizler yurduna, devletin barınaklarına teslim edenler, sokaklardaki köpekleri, barınaklara bırakmayı köpeklere hakaret olarak sayıyorlar.
Ne ara bu millet bu hale getirildi? Bunun hesabını Allah’a, millete ve tarihe kim verecek?
Ondan dolayıdır ki, ben senelerdir Anneler Günü diye bir şey tanımadığımı söylüyor ve hiçbir kutlama mesajı yayınlamıyorum. Kutlama yapan basiret sahibi insanları, yani akıllı Müslümanları da kınıyorum.
Benim için Anneler Günü, her gündür. Ve hiçbir gün geçmiyor ki, günün beş vaktinde sabah, öğlen, ikindi, akşam ve yatsı namazlarında defaatle okuduğum; "Rabbena’ğ-firli ve Li VALİDE’yye ve li’l-mü’minine, yevme yekumu’l- hisab!" duasıyla onları yâd etmiş olmayayım.
Demek ki ben ve inanan tüm müminler için, değil her gün Anneler Günü, her günün beş vaktinde anneleri rahmetle anan, onlara dua eden, var ise günah ve kusurlarının bağışlanması için Allah'ın mağfiretini dileyen bir ruh ile biz hayatta olan annelerimizi seviyor, ölenlerini de rahmetle yâd ediyoruz.
Yazıklar olsun bizi milli ve manevi değerlerimizden, eğitim ruh ve dünyamızdan koparıp, Batı’nın karanlık, küfür gayyasına teslim edenlere. Veyl olsun, bize eğitim sistemimizle küfrü sevdirip hakkı unutturanlara!









































