19 Eylül 2020 Cumartesi

Serkan AKKUŞ

Serkan AKKUŞ

akkus.serkann@gmail.com

SEN HASTA DEĞİLSİN

Bu yazımı sayfalara dökerken, insani ve vicdani bir sorumluluğun üzerimde oluşturduğu ağırlıkla kaleme alıyorum dostlar. Mümkün olduğunca paylaşım yapsam da daha çok hafiflemek istiyorum. 

Daha çok insana ulaşmak, daha çok insanın derdinin çaresine vesile olmak istiyorum. Malum bildiğimizden sorumluyuz. Bazen paylaşarak bazen de paylaşmayarak bu sorumluluğu yerine getirmek boynumuzun borcudur. 

Bu bilinçle hareket etmeye, insanlığın faydasına ne varsa ona destek olmaya, kendimce üzerime düşeni yerine getirmeye gayret gösteriyorum.  Sosyal Medya, birebir sohbet ortamı, radyo, videolar derken zihnime bir de makale yazarak belki ulaşamadığım bir kesim kalmışsa onlara da makalemle ulaşmış olurum düşüncesi geldi. Hiç vakit kaybetmeden, ertelemeden yazmaya başladım. 

Biliyorum ki hayra vesile olan hayrı yapan gibidir, bu makalemi bir dertli kişi dahi okusa ve derdine derman bulsa tüm insanlığa hizmet etmiş gibi göreceğim kendimi. Yaşadığım mutluluğu ise tarif edemeyeceğim, biliyorum.   Yazımın başlığını da “Sen Hasta Değilsin” koydum. Bile isteye yazdım. Ne kadar kıymetli, kendinden emin, dolu dolu, adını okurken dahi yüreklere ve zihinlere şifa olacak bir eser olduğunu görmenizi, hissetmenizi istedim. Bir kitaptan bahsedeceğim size ve tabi ki yazarından da. Bir kitap ama bir kitabın da ötesinde bir ilaç da desek mübalağa etmiş olmam. Hatta övgüde eksik kalacağımı, duygulara, hislere, düşüncelere tercüman olacak kelimeleri bulamayacağımı biliyorum. Binlerce insana şifa olan ve olmaya devam edecek bir eserden ve yazarından bahsetmek öyle kolay da değil, kitabın benim övgüme de ihtiyacı yok ama ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar çok insan şifa bulacak, derdim bu… Daha çok insan duyurabilmek maksadım biliyorsunuz artık. Oldum olası psikolojiye meraklıyımdır. Halkla ilişkiler okumamdan sanırım, işimizin insanlar ilgili olması da psikolojiye merakımı artırmış olabilir. Ama bir şekilde psikoloji ile ilgilenmek hoşuma gidiyor, kendimi mutlu ediyorum. Mutlu olduğum işi yapmayı da seviyorum. Psikoloji kitapları okumayı, makalelerini takip etmeyi, yetkin kişileri dinlemeyi…Günümüzün insanı hep dertli, hep sıkıntılı, hep acı içinde, maddi veya manevi bir boşlukta, yaşam amacından kopmuş veya hiç yaşam amacı olmamış gibi, yüzü gülmeyen bir şekilde yaşamını sürdürüyor, kimle konuşsam dilinden panik atak, depresyon, kaygı bozukluğu, bipolar, duygu durum bozukluğu eksik olmuyor. Doktora gittim teşhisi koydular ben de panik atak hastalığı varmış, teşhisi koydular ben de bipolar hastalığı varmış. Ben de depresyon hastalığı varmış.  Yakından uzağımıza kadar hemen herkes de psikolojik bir hastalık vardı. Çok düşündüm, üzerinde çok kafa yordum. Sonra şu kanıya vardım, herkes mi hasta bu ülkede herkes mi acaba diye düşünmeye başladım. Neredeyse her iki kişiden biri depresyonda veya panik atakla boğuşuyordu. Bu işte bir terslik var dedim kendi kendime. Ben bir psikolog veya psikiyatr değilim. Bir de yılda 55 milyon kutu satılan antidepresan ilaçlarını görünce şoka girdim.  Daha detaylı araştırmaya başladım. Ünlü psikiyatr veya psikologların hepsi ise aynı ağızdan konuşuyordu. Hiç birisinde aradığım cevapları bulamıyordum. Hepsi bir hastalık etiketi tutturmuş gidiyordu, olura da olmaza da. Kitaplarında veya yazılarında ya da söylemlerinde hastalık kelimesi eksik olmuyordu. Bir de seanslarına gidip çözüm bulamayan, tedavi olamayan, iyileşemeyen binlerce insan vardı. Hani ilaç da veriyorlardı. Ama yine de başarılı olamıyorlardı. İnternetteki formlarda veya sayfalarda ümidini kaybetmiş binlerce insan vardı. Tedavi olduğunu zanneden ama sadece zaman kaybı ve hayal kırıklığı yaşayan insanlar… Ve bir gün konularla ilgili internette dolaşırken İzzet Güllü ismine denk geldim. Dikkatimi çekti. Makalelerini okumaya, videolarını izlemeye başladım, bulunduğu sektöre korkmadan, çekinmeden eleştiri yapabiliyordu da. Beni çok etkiledi. Diğerleri gibi değildi, dürüstçe, samimice içinde bulunduğu sektörün yalanlarını ifşa edebiliyor, cesaretle konuşuyordu. Korkusuz, aslanlar gibi tek başına mücadele ediyordu. Tanıyın bu sektörü der gibiydi her anlatımı.  Tanımak iyileşmenin yarısıydı ki zaten hastalık yoktu. Hastalıkla uyutulan insanlar, insanı dert sahibi yapan bir sektör vardı.  Makalelerinde ve videolarında ısrarla hastalık ve bozukluk ayrımına dikkat çekiyordu. Bozukluğa hastalık muamelesi çeken sektörün daha başka neler yapabileceğini görmemizi istiyordu.  Ve hastalık yaftası konulan, ama İzzet Hoca sayesinde sıkıntılarından kurtulan binlerce insan, dua üstüne dua teşekkür üstüne teşekkür ediyorlardı. Bariz ve somut bir göstergeydi, İzzet Hoca doğru yoldaydı. İzzet Hocanın, tespit ve teşhisleri insanlara şifa oluyordu anlayacağınız. Ve böylesi değerli fikirler desteklenmeli, İzzet Hocanın yanında olunması gerektiği kanaatine varmıştım. Bu kararlı duruşu, hastalık sanılan her konuya tutarlı, mantıklı, akılcı yaklaşımıyla hastalık değil insanları kandırıyorsunuz deyişi sektörde boy gösteren tüm kişilerden farklı kılıyordu kendisini. İzzet Hocaya bir şekilde rastlayanlar, bir şekilde onunla karşılaşanlar şanslıydı sektörün elinde harcanmaktan kurtulmuşlardı. Darısı onunla tanışamayanların başınaydı. Burada da benim gibi onu tanıyanlara iş düşüyordu artık, İzzet Hoca daha çok insanın derdine şifa olmalıydı. O yüzden her platformda kendisinden bahsedilmeli, insanlar bu gönül insanını tanımalıydı.  Şimdi geldiğim nokta da İzzet Hoca bir kenara diğerleri bir kenara diyorum. Çünkü davası hak, gayesi hakikat. O tek başına dev bir kadro. O bir halk kahramanı. Bilgisini, yöntemini insanlara karşılıksız sunan bir sevgi insanı. Benim de hem şehrim olması ayrıca güzel bir tevafuk.  Uzun oldu biliyorum ama anlatmak için kitap yazmam gerekecek sanırım.

Yoksa uzayıp gidecek, anlatacaklarım bitmez, makale makale olmaktan çıkacak gibi görünüyor, nihayete erdireyim. Gel Gelelim kitaba “Sen Hasta Değilsin” kitabıyla da önce sektörün gerçek yüzünü tanıyacaksınız, sonra hastalık olarak gördüğünüz tüm yalanlardan kurtulacaksınız. Yaşadığınız tüm duyguları ayrım yapmadan sevecek, düşüncelerinizi çok fazla önemsemeyeceksiniz. Hislerinizle yaşamaktan vazgeçip aklınızı kullanacak, olguyla zaman kaybetmek yerine algınızı yeniden şekillendireceksiniz. Ve sonunda size anlatılan tüm yalanlar için sektöre kızacak, ona karşı mücadele edecek.  Doktor hastaysam beni tahlile gönder ispat et diyeceksiniz.  Hastalık ve bozukluk farkını bileyenlere kendinizi ezdirmeyeceksiniz.  Böylesi bir kitap her eve girmeli, sıkıntılar için ilaç, sıkıntıları olmayanlar için aşı olacaktır.  Ve İzzet Hoca’nın diğer kitaplarını da okumanızı, hayata dair (Din, İletişim, Çocuk Yetiştirme, siyaset) hatalı algılarınızı düzeltip, yeniden zihninizi kodlamanızı ve huzurlu bir yaşama yelken açmanızı Allah’tan temenni ederim. Sevgilerimle..

Günümüz dünyasında psikolojik diye isimlendirilen bir çok rahatasızlığı aklımda hep şu düşünce hakimdi. İnsanların sıkıntıları var, insanlar dertli psikolojik anlamda.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR