22 Eylül 2019 Pazar

Serkan AKKUŞ

Serkan AKKUŞ

akkus.serkann@gmail.com

SONRA DEĞİL ŞİMDİ

Bir iyilik yap haydi. Bu sefer başkalarına değil kendine. Hep ihmal ettiğin kendini ağırla bugün, kendine misafir ol. Kendine sarıl, kendini sev, kendinden özür dile, kendinle buluş bugün haydi…

Erkenden kalk, yataktan kalkar kalkmaz aç pencerelerini, tertemiz hava giriversin odanın en ücra köşesine. Hiçbir yer kalmasın havalanmayan. İçeri giren havadan nasibini al, içine çek çekebildiğin kadar, taa burnundan içeri giren oksijeni ayak parmaklarının ucunda hissedene kadar çek içine…
Çıkar dolapta beklettiğin gıcır gıcır, pırıl pırıl, hiç örtülmemiş yatak örtüsünü, ser yatağının üzerine…

Güneşin doğuşunu bekle ya da yağmur veya kar altında isen günün başlamasını. Sen en iyisi günün karanlıktan ayrılıp yerini aydınlığa bıraktığı o ana şahit ol. İster güneş açsın ister yağmur isterse kar yağsın. İçindeki güneşle başla her ne olursa olsun güne bugün. 

En güzel kıyafetlerini giy haydi. Hani özel ve önemli günlerde giymek için gardırobunda özenle sakladığın kıyafetlerin var ya işte onlardan bahsediyorum. Ya da bir hevesle alıp hiç giymeden kenara ayırdığın, daha önemlisi sadece özel günlerde sırf başkalarına güzel görünebilmek için giymeyi ertelediğin o kıyafetlerini giy üzerine haydi.  

Muhteşem bir sofra kur hemen. Hani bir kuş sütü eksik derler ya bundan bahsetmiyorum. Çok sevdiğin, yemekten keyif aldığın kahvaltılıkları koy sofrana, kilo alırım diye korkundan sofradan kaldırdığın, sadece misafir gelince sofrana koyduğun yiyecekler de olsun bugün. En güzel şekilde yap sunumunu. Çıkar vitrinde duran o çok sevdiğin, kullanmaya kıyamadığın çay fincanlarını, misafirden misafire çıkardığın süslü kahvaltı tabaklarını, çiçek koymak için aldığın ama tek bir çiçeğe hayat veremeden vitrin süsü yaptığın o pahalı vazoyu da. Gözünü de doyur güzelce, karnını da haydi…
Şükret, sana bu hayatı verene ve tüm nimetleri önüne serene. Seni aslında çok sevdiğini, senin hep iyiliğini istediğini, senin bu hayatta asla yalnız olmadığını hatırla bir kez daha. Şükret hesap yapmadan, sonsuz kere şükret saymadan.

Sonra yaparım diyerek hep ertelediğin, bir türlü ayıracak zaman bulamadığın ne varsa onları yapmayı dene bugün. Bunu yaparken de etrafın gürültüsünü değil, kendi iç sesini dinleyerek yap.

Gez, git, giy, dolaş, izle, gör, ziyaret et, konuş, sev, kokla, öp, başla, paylaş, yaşa doyasıya…

İzlemediğin bir filmi hemen izle, ziyaret etmediğin akrabanın kapısını hemen çal, görmek istediğin şehre hemen bilet al, aşkını veya sevdiğini söylemek için sevdiğini hemen ara konuş, sonra kullanırım dediğin hangi eşyan varsa çıkar hemen koyduğun yerden, bahçendeki çiçekleri hemen kokla, istediğin yemeği hemen ye, durma bugün yerinde ya da canın uzanmak istiyorsa uzan gökyüzünü izle…
 
Demem o ki geç kalma olur mu? Erteleme, hayatının fırsatlarını tepme, sonra diyerek ziyan etme!

Hayat hiçbir şeyi erteleyecek kadar uzun değil ve hayatta hiçbir eşya senin varlığından daha da değerli değil. Sen varsan eşyalar var, sen yoksan eşyanın ne anlamı var…

Hem sonra sonra diyenler helak olmuyorlar mı? Görmüyor musun?

Kim bilir kaç kişi erteleme hastalığına yakalandığından ötürü ölüp gidiyor şu yalan dünyada. Arkasında hep giyemediği kıyafetler, yiyemediği yemekler, kullanmadığı eşyalar, bir türlü kıyamadığı için harcayamadığı paralar, binemediği fazla arabalar, oturamadığı birçok ev daha neler neler kalmıyor mu gerisinde…

İnsanların değerli, eşyaların kullanılmak için olduğunu unuttuğumuzdan beri kendimizi onların kölesi haline getirmedik mi?  İnsanlar kullanılır olurken, eşyalar daha da değerli olmadı mı? 

Nereye bu gidişimiz? Neden bu gidişimiz? Sormayacak mısın kendine…

Şimdi hak edene hakkını verme zamanı olsun haydi. Kendini eşyaların efendisi olarak gör bugünden itibaren. Ne zaman ki erteleme düşüncesi gelse aklına ölümü düşün. Ölüm seni sonsuzluğa ulaştıracak tek gerçeklik bu dünyada.  O zaman göreceksin ki erteleme hastalığından yavaş yavaş kurtulacaksın.

Şimdi karar ver. Hemen uygula. Kendini sev. Kendinle barış sadece kendinle yarış. Egonu ayaklarının altında ez gitsin. Sevgini al yanına ve yola çık.
Günün sonunda kafanı yastığa koyduğunda içinin nasıl da ferah olduğunu hissedeceksin. 

Sevgilerimle;

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR