Samsun Kent Haber köşe yazarı Av.Dr. Tufan Akcagöz, ziyaret ettiği Silivri Cezaevindeki izlenimlerini yazdığı köşe yazısında "Silivri’de gördüğüm şey şuydu. İçeridekiler yalnız değil, ama dışarıdakiler cesur olmak zorunda." dedi.
YOLDAŞLARINIZ TUTUKLUYSA ŞAYET
Geçen hafta sonu İstanbul Silivri’deydim. Beton duvarların, tel örgülerin, ağır kapıların ardında, Ekrem İmamoğlu ve haksız yere tutuklanan diğer arkadaşlarımızı ziyaret ettim. Duvarların arasında, bir dönemi, bir zihniyeti, bir adaletsizlik fotoğrafını gördüm. Silivri, artık yalnızca bir cezaevi değil; Türkiye’de siyasetin, hukukun ve vicdanın test edildiği bir yer.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Eğer yoldaşlarınız içerideyse,
Eğer birlikte yürüdüğünüz insanlar haksız, hukuksuz biçimde tutukluysa,
Ve siz dışarıdaysanız;
Artık sadece konuşamazsınız.
Çünkü yoldaşlık, aynı fotoğraf karesinde gülmek değildir. Aynı kürsüde slogan atmak da değildir. Yoldaşlık, bedel anında belli olur. Bedelin kimler tarafından ödendiği, kimlerin ise “temkinli” sessizliğe büründüğü o an, siyasetin gerçek aynasıdır.
Bugün cezaevleri, yalnızca suçlularla dolu değil. Cezaevleri; itiraz edenlerle, susmayanlarla, diz çökmeyenlerle dolu. Hukukun araçsallaştırıldığı, adaletin iktidarın gölgesinde kaldığı bir düzende, içeridekiler tesadüfen orada değil. Onlar, bu düzenin karşısında durdukları için oradalar.
O halde dışarıda olanlara düşen sorumluluk çok nettir.
Eğer “ben siyaset yapıyorum” diyorsanız,
Eğer “biz yoldaşız” diyorsanız,
Eğer “adalet” kelimesini ağzınıza alıyorsanız
Cezaevini de göze alacaksınız.
Bu, romantik bir çağrı değil. Bu, bir ahlak meselesidir. Hukuksuzluğa karşı durmanın bedeli varsa ve o bedeli sadece bazıları ödüyorsa, orada eşitlikten, yoldaşlıktan, hatta siyasetten söz edilemez.
Bugün dışarıda olup içeridekilere methiyeler dizip, yarın ilk baskıda geri çekilenlerin siyaseti, sadece konfor siyaseti olur. Oysa tarih, konforlu siyasetçileri değil; risk alanları, bedel ödeyenleri, “buradayım” diyenleri yazar.
Silivri’de gördüğüm şey şuydu:
İçeridekiler yalnız değil, ama dışarıdakiler cesur olmak zorunda.
Çünkü eğer yoldaşlarınız içerideyse ve siz hâlâ özgürlüğünüzü bir ayrıcalık gibi yaşıyorsanız, o zaman şu soruya dürüstçe cevap vermelisiniz:
Ben gerçekten neyin siyasetini yapıyorum?
Ve belki de asıl soru şudur:
Yoldaşlık, sadece özgürken mi geçerli?
Bugün susanlar, yarın “biz de karşıydık” demesin diye yazıyorum bunu.
Bugün içeri girmeyi göze alamayanlar, yarın tarih önünde dışarıda kalacak.
Söylüyorum evet...
Kim üzerine alınırsa alınsın !










































Bence hiçbir şey olmayacak.Çünkü,muhalefette tek başına iktidara gelecek tek güç gözükmüyor.Dolayısıyla hesap başka bir zamana kalır.Gelen de sorar mı sormaz mı belli değil.Bence Türkiyeyi koalisyon bekliyor
Teşekkürler başkanım tamamen katılıyorum . Biz dışardakiler bu süreçte cesurluk tan öteye BAŞIMIZJ,GÖVDMİZ VC YÜREĞMİZLE ORTAYA KOYARAK ONLARA DESTEK OLMALIYIZ.