Samsun Kent Haber köşe yazarı şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, Çerçeve Yasaya tepki gösteren gazilerin Ankara- Güven Park'ta yaşadıklarını yazdığı köşe yazısında, "Terörist başı sevinirken gaziler ağlatılır mı?" dedi.
Bugüne kadar Türk halkı böylesine hiç tanık olmadı. Şehit yakını kimliğimizle böylesine hiç üzülmedik, böylesine hiç kahrolmadık. Her daim gerçek devlet aklının ve Türk milletinin sonsuza kadar, minnet duyduğunun bizzat kahraman gazilerimize defalarca, yıllarca ifade edildiğini bunun sadece sözle yapılmadığının canlı yaşayan tanıklarız.
Bundan 38 gün öncesine kadar hiç bir gazimize eleştiri ve talepleri nedeniyle bu kadar sert ve incitici davranılmadığını da, biz şehit yakınları ve tüm halkımız bilmektedir. Çünkü oturduğumuz makamlarda, huzurumuzda, güvenliğimizde, bağımsızlığımızda vatan toprağımızda, dalgalanan bayrağımızın özgürce gururla gönderinde dalgalanmasında, yediğimiz ekmeğimizde, içtiğimiz suyumuzda, bereketli tarlalarımızda yeşeren ve olgunlaşan her ürünümüzde aziz şehitlerimizle birlikte kahraman gazilerimizin hakkı çoktur.
Bu hakkın bu dünyada maddi bedeli ve karşılığı yoktur. Kahraman gazilerimizin de böyle bir beklentinin içinde olmadığını anlamak ve kabul etmek zorundayız.
Tam da yeni çözüm sürecinin yasallaştırma çalışmalarının, İmralı bağlantılı yapıldığı ve çerçeve yasanın TBMM'den 467 evet oyu ile geçirildiği bir dönemde TBMM'ne çok, yakın bir mesafede Ankara Güven Park'ta Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelerek toplanan ve haklı taleplerini, yetkililere duyurmak ve haklarına kavuşmak için, hareket eden kolu bacağı, gözü protez ya da bazı uzuvları eksik olan, çoğunluğu terörle mücadele gazisi olan kahraman er gazilerimiz, kahraman er şehitlerimizin aileleriyle birlikte sürdürdüğü seviyesi ve haklı eylemin, 37 günü sabaha karşı beşe çeyrek kala, çokta kabul edilebilir bir uygulama olmayan, şekilde polis zoruyla çözülmeye çalışıldı.
Türkiye’nin başkenti Ankara'da, Güven Park'ta sabaha karşı polisin böyle bir görev için gazilerimizin yanına gönderilmesi, başta şehit anneleri ve şehit ailelerinden, olmak üzere siyasi yandaş olmamış sivil toplum kuruluşlarından, bazı muhalefet parti ve milletvekillerinden aldığı tepkiye rağmen, polis zoruyla Güven Park'tan gaziler ağlatılarak ve bir köşeye, protezleri toplanarak çıkarılmaları, gerçek devlet aklına hiç yakışmadı. Tüm bu olumsuzluklar karşısında tüm cesaretlerini toplayarak cezaevlerine hapise gönderilmeyi dahi göze alarak, onurlu bir direniş gösterdiklerine tüm Türkiye tanık oldu.
Tüm bunlar yaşanırken, er gazilerimiz ve temsilcileri yetkililerle iletişim halinde olmak istedikleri halde, bu taleplerinin tam manasıyla duyulmadığını duyulmak istenmediğini, kamuoyuna yansıyan bilgilerden öğrendik. Özellikle Er Gaziler Platformu Başkanı Gazi Çerçioğlu’nun canlı yayınlarla kamuoyuna duyurduklarından haberdar olduk. İlk ağızdan paylaşılan bilgilendirmeler gerçekleri tüm ayrıntılarıyla gözler önüne serdi. Gazi Erdem Çerçioğlu’nun tepkisi gazilerimizi ve şehit yakınlarını, hıçkıra hıçkıra ağlattı.
"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Türk halkı sevgili halkımız sabah beşe çeyrek kala bu ülkenin onurunu, namusunu, şerefini korumak için, askere gidip her şeyi yapan er gazilerden ve er şehit ailelerinden oluşan Güven Park’ta yaptığımız eylemde 37. günde sabah beşe çeyrek kala maalesef çok ağır bir polis müdahalesi ile karşı karşıya kaldık. Alanda belki 300- 400 polis vardı. Her taraf çevrilmişti. Sanki terörist alınıyormuş gibi. Teröristlere böyle müdahale edilmiyorken, oradan polisler tarafından alınarak Gazi Uyum Evine götürüldüler."
Hiç şüphesiz Ankara Güven Park'tan, er gazilerin ve şehit ailelerinin Gazi Uyum Evine yaka paça götürüldüğünün açıklanması, biz şehit ailelerini gerçekten çok derinden üzdü ve perişan etti ki, gazilerimizin durumunun çok daha vahim olduğunu açıklamalarından anlıyoruz. Bu uygulamalar gazilerimize reva olmayan üzüntü ve acı veren vefasızlıklardır. Vefa bilmek Güven Parktan gazilerimizi polis zoruyla araçlara bindirip, Gazi Uyum Evinin önüne bırakmak olabilir mi?
Herkes aklını kullansın, siyasi yandaşlık yapmadan. Tüm bu olumsuzluklar yaşanırken çerçeve yasanın resmi olmayan, ama ilk ve kuvvetli onay makamı havasında olan bebek katili Abdullah Öcalan, er gazilerimize ve şehit ailelerine bu yaşatılanlar karşısında ne düşünmüş, ne yapmış olabilir?
Niyet okumuyoruz ama biz şehit yakınları için, çok acı olan gerçekleri de tahmin edecek kadar aklımız başında. Bir şehit yakını olarak ifade etmek isterim ki, bebek katili İmralı canisi cezaevindeki köşkünde tam anlamıyla bayram yapmış, sevinçten göbek atmıştır. Tüm bu yaşananların ve yaşatılanların tek faili ve sebebi olan teröristbaşına tüm bunları yaşatanlar, büyük bir vebal atında kalmışlardır. Bunu canlı yayınlardan takip ettik. Bu uygulamalar gazilerimize reva olmayan üzüntü ve acı veren vefasızlıklardır. Vefa bilmek Güven Parktan gazilerimizi polis zoruyla araçlara bindirip, Gazi Uyum Evinin önüne bırakmak olabilir mi?
Herkes aklını kullansın siyasi yandaşlık yapmadan. Tüm bu olumsuzluklar yaşanırken çerçeve yasanın resmi olmayan ama ilk ve kuvvetli onay makamı havasında olan bebek katili ne düşünmüş ne yapmış olabilir? Niyet okumuyoruz ama biz şehit yakınları için, çok acı olan gerçekleri de tahmin edecek kadar aklımız başımızda. Bir şehit yakını olarak ifade etmek isterim ki, bebek katili İmralı canisi cezaevindeki köşkünde tam anlamıyla bayram yapmış sevinçten göbek atmıştır. Tüm bu yaşananların ve yaşatılanların tek faili ve sebebi olan teröristbaşı Abdullah Öcalan’a tüm bu sevinci yaşatanlar, büyük bir vebal atında kalmışlardır.
Biz şehit yakınları Ankara Güven Park'ta ve devamında, er gazilerimize ve şehit ailelerine gösterilen sert uygulamayı kabul etmiyoruz, gazilerimizin yanındayız. Er gazilerimize yaptıkları haklı eylem bahane edilerek, yapılan incitici polisiye uygulamaları kınıyoruz. Şehit yakını kimliğimizle çok kahrolduk ve incindik. Kimse bu uygulamalarla şehit ailelerinin çerçeve yasaya razı olduğunu anlatarak kafa karıştırmasın. Gazilerimiz hıçkıra hıçkıra ağlatılır mı?
Bunu başaranlar şehitlerimizin katili PKK’lıları ve bebek katili Öcalan’ı sevindirmekten başka bir şey yapmadıklarını hiç düşünmez mi?










































