Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, gazetecilerin yalnızlığını yazdığı köşe yazasında, "Bir ülkede gazeteciler yalnızsa, o ülkede gerçek de yalnızdır." dedi.
Gazetecinin Yalnızlığı
Ben gazeteci değilim.
Ama yazıyorum.
Soruyorum.
Anlamaya çalışıyorum.
Ve son zamanlarda ortaya çıkan tablo şu:
Bir gazeteci tutuklandığında…
sadece bir kişi eksilmiyor.
Bir ses eksiliyor.
Ve o sesin eksildiğini, çoğu zaman ancak sustuğunda fark ediyoruz.
Bu durum dışarıdan bakıldığında bir meslek sorunu gibi görünebilir.
Ama değil.
Bu, bir toplumun gerçekle kurduğu ilişkinin zayıflamasıdır.
Çünkü bir gazeteci yalnız kaldığında…
o yalnızlık bireysel kalmaz.
Yayılır.
Bir kişi susar.
Bir kişi geri çekilir.
Bir kişi “bana dokunmasın” der.
Ve çoğu zaman…
o kişi, sandığımızdan daha yakındır.
Bir zamanlar medya,
insanlara ne düşüneceklerini değil,
ne hakkında düşüneceklerini söylerdi.
Bugün ise mesele değişmiştir.
Artık gündemi belirlemek değil,
zihni belirlemek söz konusudur.
Ve bu düzenin dışında kalanlar…
yalnız kalır.
Gazetecinin yalnızlığı tam da burada başlar.
Bu yüzden mesele sadece tutuklanan gazeteciler değildir.
Asıl soru şudur:
Kaç kişi konuşmaya devam edecek?
Kaç kişi susmayı seçecek?
Çünkü yalnızlık kendiliğinden oluşmaz.
Birikir.
Ve çoğu zaman,
suskunluk kalabalıktır.
Gerçeği söyleyen yalnızdır.
Bir ülkede gazeteciler yalnızsa,
o ülkede gerçek de yalnızdır.










































eyyy basın özgürlüğü diyen güruh.... yıllar önce Ziya Gökalp jn şiirini okudu diye RTE, belediye başkanı iken görevden alındı, DGM de yargılandı ve hapse mahkum edildi. Ecevit başbakan iken halkın oyu ild meclise giren Merve kavakçı, dışarı dışarı diyerek meclisten kovuldu. eyyy demokrasi savunucuları, bunları da yazın ki, inanalım sizin demokrasi, cumhuriyet, insan haklarına samimiyetle bağlı olduğunuzu....
Başlık güzel, ancak eksik. Bir ülkede gazetecilerin kalemi satılık ise o ülkede yalanlar gerçek olur.