Samsun'da Atatürk Anıtı'nın açılışının 94'üncü yılı nedeniyle bir köşe yazısı yazan Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, "Bugün 15 Ocak. Bu anıtın Samsun'un kalbine dikilişinin yıldönümü" dedi.
Samsun'da bulunan ve ünlü heykeltraş Heinrch Krippel tarafından yapılan Atatürk Anıtı, 15 Ocak 1932 yılında törenle hizmete girerken, anıt açılışının 94'üncü yılı ile ilgili Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu bir mekale yayımladı.
İlk Adımın Hafızası
19 Mayıs sabahı...
Karadeniz hala pusluyken Bandırma Vapuru kıyıya yanaştı.
Arkasında çökmekte olan bir imparatorluğun yorgunluğu,
önünde ne olacağı henüz bilinmeyen bir şehir vardı.
Ayak basılan yer bir iskeleydi ama
yürüyüş denizden başlamış,
yönünü bütün Anadolu’ya çevirmişti.
O ilk adımda
Samsun artık eski Samsun değildi.
Bugün İstiklal Caddesi’nden kuzeye doğru yürüdükçe,
Atatürk Anıtı uzaktan görünmeye başladığında heyecan artar.
Fark etmeden omuzların dikleşir.
Bu yürüyüş olmaktan çıkar.
Bir buluşmaya dönüşür.
Cumhuriyetin aydınlık yolunun simgesine ben bugünden gelirim;
o ise tarihten.
Atatürk Anıtı;
1927 yılında, dönemin Samsun Valiliği’nin öncülüğünde,
belediye meclisinin kararıyla
ve Samsun’un ileri gelenlerinin
sessiz ama kararlı iradesiyle yükseldi.
Bu, bir heykel inşası değildi.
Bir hafıza inşa ediliyordu.
Amaç süslemek değildi.
Amaç unutmamaktı.
Bu yüzden Mustafa Kemal’in Samsun’da
at üzerinde tasvir edilmesi bir tercih değil,
bir ifadedir.
Atın yönü denize değil, karaya çevrilmiştir.
Çünkü bu şehirde atılan ilk adım
sadece bir başlangıç değil,
geri dönüşü olmayan bir karardı.
Samsun’daki Atatürk Anıtı
“ne olmuştu?” sorusunu değil,
“hangi koşullarda ayağa kalkıldı?” sorusunu sorar insana.
Bugün 15 Ocak.
Bu anıtın Samsun’un kalbine dikilişinin yıldönümü.
Aradan geçen yıllar
onu eskiltmedi.
Tam tersine, taşıdığı yükü artırdı.
Çünkü bağımsızlık
bir kez kazanılıp rafa kaldırılan bir eşya değildir.
Bu yüzden Samsun’daki Atatürk Anıtı
bir süs değildir.
Bir turistik durak hiç değildir.
O anıt,
Türkiye Cumhuriyeti’nin
ilk adımının atıldığı yeri gösterir.
Bu yüzden Samsun’da her yol
bir şekilde denize çıkar.
Ama bazı yollar
tarihe açılır.
Ve bazen…
geçmiş, bugüne bakar.










































yazar hanıma soruyorum... hani biz Türkçü idik.... Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün heykelini yapacak türk heykeltıraş yokmu idi....
1920’lerde Türkiye’de anıtsal ölçekte bronz döküm yapacak atölye, bu ölçekte uygulamalı deneyime sahip heykeltıraş ve teknik altyapı henüz yoktu. Sonrasında yerli heykeltıraşlar yetişti, anıt dili millîleşti. Yani bu bir tercih değil, dönemin teknik gerçeğiydi. Heykeli yapan el yabancı olabilir; ama o heykelin ruhu, duruşu ve anlamı Türk’tür. Türkçülük bunu ayırt edebilecek özgüvene sahip olmaktır.