Samsun'un Atakum ilçesi Çobanlı mevkisinde ibadete açılan mescit ile ilgili görülen davada mahkeme, söz konusu mescidin yapı ruhsatının iptali yönünde karar verdi. Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, ise Çobanlı mevkisindeki mescide ait yapı ruhsatının iptal edilmesi sonrası yazdığı köşe yazısında, "Mesele mescit yapılması ya da yapılmaması değildir! İbadet alanları da kentlerin ihtiyaç duyduğu kamusal donatılar arasındadır ancak" diyerek meseleyi yazdı.
Yerel Yönetimlerin Plan Kararları Hukukun Üstünde Değildir
Kentler, günübirlik tercihlerle değil; bilimsel planlama ilkeleri, kamu yararı ve hukuk çerçevesinde yönetilmek zorundadır. İmar planları da tam olarak bu nedenle vardır. Bir belediyenin hangi siyasi anlayışla yönetildiğinden bağımsız olarak, yaptığı her uygulamanın yürürlükteki planlara, mevzuata ve yargı kararlarına uygun olması beklenir.
Son yıllarda Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin özellikle parklar, yeşil alanlar ve sosyal donatı alanlarına ilişkin uygulamaları, kent planlaması açısından ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor. Tartışmanın temelinde ise basit ama önemli bir soru var: Belediyeler, kamu yararı gerekçesiyle dahi olsa yürürlükteki planları ve şehircilik ilkelerini görmezden gelebilir mi?
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, kişi başına düşen yeşil alan miktarından sosyal donatı alanlarının dağılımına kadar birçok konuda açık kriterler belirlemektedir. Yönetmeliğin temel ilkelerinden biri de yeşil alanların veya sosyal donatı alanlarının başka kullanımlara dönüştürülmesi halinde, aynı hizmeti sağlayacak nitelikte eşdeğer alanların ayrılması zorunluluğudur. Bu düzenlemelerin amacı yalnızca hukuki formaliteleri yerine getirmek değil; kent yaşamının kalitesini, çevreyi ve gelecek kuşakların haklarını korumaktır.
Ancak Samsun'da son yıllarda bir çok projede bu ilkelere uyulmadığı yönünde eleştiriler gündeme gelmektedir. Özellikle park ve yeşil alanlar içerisinde inşa edilen yapıların sayısındaki artış, kamuoyunda "yeşil alanların parçalanması" tartışmasını doğurmuştur.
Bu tartışmaların en güncel örneklerinden biri Çobanlı Sahili'nde planlanan projelerdir. Sahil düzenlemesi ve yeni mescit yapılmasına ilişkin plan değişiklikleri hakkında açılan davalarda, Samsun İdare Mahkemelerinin yürütmeyi durdurma kararları verdiği kamuoyuna yansımıştır. Mahkemelerin bu kararları, idarenin yaptığı her plan değişikliğinin hukuka uygun olduğu anlamına gelmediğini; şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarının yargısal denetime tabi olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Benzer şekilde Denizevleri Mahallesi'nde, sanat merkezi yanında bulunan park alanına yapılan mescit de dikkat çekmektedir. Bu uygulama hakkında bugüne kadar herhangi bir dava açılmamış olsa da, kent planlaması açısından aynı sorular burada da geçerlidir. Yapının imar planındaki fonksiyonla uyumu, yapı ruhsatının hukuki dayanağı ve yeşil alanın kullanımına ilişkin mevzuata uygunluk kamuoyuna açık biçimde açıklanmalıdır. Hukuka uygunluk, yalnızca dava açılmış olmasına değil; işlemin gerçekten mevzuata uygun olup olmamasına bağlıdır.
Burada mesele mescit yapılması ya da yapılmaması değildir. İbadet alanları da kentlerin ihtiyaç duyduğu kamusal donatılar arasındadır. Ancak bu ihtiyaçların da planlama biliminin öngördüğü esaslara göre karşılanması gerekir. Bir parkın ortasına, plan değişikliğiyle veya plan hükümleri zorlanarak yapı yapılması, yarın aynı gerekçeyle başka yeşil alanların da farklı kullanımlara açılmasının önünü açabilir. Aynı yaklaşım kültür merkezi, kafeterya, ticari yapı veya başka herhangi bir tesis için de geçerlidir.
Şehircilik hukukunun temel ilkelerinden biri eşitliktir. Kurallar vatandaşa nasıl uygulanıyorsa idareye de aynı şekilde uygulanmalıdır. Ruhsatsız veya plana aykırı yapı yapan vatandaş hakkında işlem tesis edilirken, belediyelerin kendi yatırımlarında aynı hassasiyetin gösterilmemesi hukuk devleti ilkesini zedeler.
Basına yansıyan haberler ve açılan davalar incelendiğinde, Samsun'da son yıllarda çeşitli plan değişiklikleri ve kamusal alan uygulamalarının yargının denetimine konu olduğu görülmektedir. Yargı kararları, idarelerin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını; planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı ölçütlerinin her zaman gözetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Kentler yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır. Bir kez kaybedilen yeşil alanların geri kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle belediyelerin görevi, yeşil alanları mümkün olduğunca korumak, zorunlu plan değişikliklerinde ise mevzuatın öngördüğü eşdeğer alanları eksiksiz oluşturmak ve tüm süreçleri şeffaf biçimde yürütmektir.
Samsun'un ihtiyacı daha fazla hukuki tartışma değil; planlarına sadık kalan, yargı kararlarını gecikmeden uygulayan ve kentin ortak yaşam alanlarını siyasi tercihlerden bağımsız biçimde koruyan bir yerel yönetim anlayışıdır. Çünkü şehirler, günübirlik kararlarla değil; hukuk, bilim ve ortak akılla büyür.









































